İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/12635 Karar: 2024/8206 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/12635 K.2024/8206

8. Ceza Dairesi 2024/12635 E. , 2024/8206 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/380 E., 2018/411 K., SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/12635 E. , 2024/8206 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/380 E., 2018/411 K., SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/12635 E. , 2024/8206 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/380 E., 2018/411 K., SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli kararı ile sanığın eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu oluşturduğu belirlenerek, sanık hakkında bu suçtan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli kararının Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.01.2016 tarihli ve 2015/17049 Esas, 2016/272 Karar sayılı ilamı ile, "Cumhuriyet savcısının, suç vasfına yönelik temyiz itirazları yerinde değilse de; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık ... hakkında, hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," hukuka aykırı bulunarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma kararı sonrası, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş, bu karar 20.04.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiş, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hüküm Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli kararı ile açıklanarak sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan başlatılan soruşturmada üzerinde yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirildiği bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB), kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen KDAE kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, KDAE kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların HAGB kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, HAGB kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı var ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası doğrultusunda HAGB kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen HAGB kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir KDAE kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında ... cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Dairemizin 27.03.2024 tarihli ve 2024/12622 Esas, 2024/2780 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabilecektir. Bu açıklamalar kapsamında; temyiz inceleme konusu 23.02.2015 tarihli eylemi nedeniyle, sanık hakkında, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 21.01.2016 tarihli, 2015/17049 Esas, 2016/272 Karar sayılı bozma kararından sonra, Karabük Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 12.04.2017 tarihli, 2015/209 Esas, 2017/57 Karar sayılı kararıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 20.04.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ulusal Yargı Bilişim Sistemi ve sanığın adli sicil kaydı üzerinden yapılan araştırmada, sanık hakkında temyiz inceleme konusu eylemi dışında, 29.07.2015 ve 24.10.2017 tarihli eylemleri için ayrı ayrı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları verildiği görülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, sanık hakkında verilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları veya varsa 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aslı ya da onaylı örneklerinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine konulup, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bir kişi hakkında birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği dikkate alınarak sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarından usulüne uygun olarak verilip ilk kesinleşenin esas alınması gerektiği gözetilerek, sanığın eyleminin ihlal sayılan ..., tek suç, zincirleme suç ya da ayrı bir suç olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/380 Esas, 2018/411 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla