Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13009 E. , 2024/6544 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/988 E., 2020/71 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İl
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13009 E. , 2024/6544 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/988 E., 2020/71 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. 06.07.2017 tarihli eylemle ilgili olarak Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2017 tarihli ve 2017/2022 Esas, 2017/9805 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2018 tarihli ve 2017/525 Esas, 2018/357 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Kararı sanığın istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 2018/1729 Esas sayılı dosyası üzerinden istinaf incelemesinin başladığı, B. 11.04.2017 tarihli eylemle ilgili olarak Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2017 tarihli ve 2017/1641 Esas, 2017/8149 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2018 tarihli ve 2017/547 Esas, 2018/114 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Kararı sanığın istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 2018/988 Esas sayılı dosyası üzerinden istinaf incelemesinin başladığı, C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 2018/1729 Esas, 2019/1311 Karar sayılı kararı ile; aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine ve yargılamaya 2018/988 Esas sayılı dosya üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. D. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarih ve 2018/988 Esas, 2020/71 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemelerince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve karar verilmiştir. E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün ceza miktarı itibariyle temyiz edilemez olduğundan sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık temyiz sebepleri özetle; hakkında öncelikle beraat kararı verilmesini, aksi kanaat edinilmesi halinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Dava konusu olay; sanığın uyuşturucu madde kullandığına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Nevşehir 1.Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde; 11.04.2017 tarihli eylemde, sanığın da içinde bulunduğu ** ** 050 plakalı aracın içinde iki parça sentetik kannobinoid içeren uyuşturucu madde bulunduğu, sanıktan alınan alınan vücut tahlillerinde de bir çok uyuşturucu maddenin tespit edildiği, sanık savunması, kriminal rapor ve sanık hakkında düzenlenen adli rapor gözetilerek sanığın uyuşturucu madde kullandığı ve bu amaçla uyuşturucu madde bulunduğunun sabit olduğu, sanık hakkında daha önce Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1320 Soruşturma sayılı dosyasında daha önceden aynı suçtan dolayı erteleme kararı verildiği ve sanığın erteleme kararını ihlal etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırıldığı ve hakkında kamu davasının açıldığı, dolayısıyla dava konusu suçla alakalı olarak sanık hakkında yeniden erteleme kararı verilemeyeceği de dikkate alınarak sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine, sanık hakkında daha önceden verilmiş kasıtlı suçtan mahkumiyet kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğundan yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınına ve ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiş; Nevşehir 2.Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde; 06.07.2017 tarihli eylemde, sanığın da içinde bulunduğu ** ** 767 plakalı aracın şüphelenilmesi üzerine durdurulduğu ve gözle görünür vaziyette paspasın üzerinde net 0,3 gr bonzai ele geçirildiği, sanık her ne kadar suçlamayı kabul etmemiş ise de olaya konu alınan kan ve idrar örneklerinin incelenmesinde uyuşturucu maddelerden metamfetamin ve amfetamin bulunduğunun tespit edildiği, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine, sanığın UYAP kontrolünde bir çok sayıda benzer suçtan yargılamalar olduğu anlaşıldığından sanığın ıslah olmadığı ve kararlılıkla aynı suçu işlemeye devam ettiği gözetilerek sanığın teşdiden cezalandırılmasına, sanığın bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat edinilmediğinden hükmedilen cezanın ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 11.04.2017 tarihinde durdurulan ve sanığın da içinde bulunduğu araçta Yılmaz Yağar adlı şahsın üzerinde bir parça ve sanık Hakan'ın oturduğu arka bölümdeki paspas üzerinde de iki parça FUB-AMB içeren uyuşturucu maddenin bulunduğu, sanığın yaptırılan vücut tahlillerinde de bir çok uyuşturucu maddenin tespit edildiği, böylece bu eylemde sanığın uyuşturucu madde kullandığı ve bu amaçla uyuşturucu madde bulundurduğunun sabit olduğu, 06.07.2017 tarihinde de sanığın içinde bulunduğu araçta uyuşturucu madde elde edildiği, sanığın bu olayla ilgili olarak yapılan tahlilinde vücut örneklerinde metamfetamin, amfetamin ve 5F-ADB türü uyuşturucu maddelerin saptandığı, sanığın inkarına rağmen bu eylemin de sabit olduğu, birinci eylemle ilgili iddianamenin tarihinin 26.10.2017, ikinci eylemle ilgili iddianamenin tarihinin ise 30.11.2017 olduğu, bu hususlar gözönüne alındığında arada hukuki kesinti gerçekleşmeden sanığın her iki eylemi zincirleme olarak gerçekleştirdiği kabul edilerek, ilk derece mahkemelerince sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümleri kaldırılmış ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uygulanmak suretiyle zincirleme şekilde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık hakkında düzenlenen Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2017 ve 30.112017 tarihli iddianamelerin içeriklerinde, sanığın 02.03.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle yapılan 2015/1320 numaralı soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın tedbir kararını ihlal etmesi nedeniyle temyize konu 11.04.2017 ve 06.07.2017 tarihli eylemleri nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davalarının açıldığının belirtildiği; yapılan UYAP sorgulamasında ve dosyada bulunan belgelerden sanığın daha önce aynı neviden işlediği 02.03.2015 tarihli suçla ilgili olarak Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2015 tarihli ve 2015/1320, 2015/72 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın şüpheliye 18.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, sonrasında sanığın 09.04.2016 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması nedeniyle erteleme kararı kaldırılarak Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2016 tarihli ve 2015/1320 Soruşturma, 2016/1347 Esas, 2016/1216 sayılı iddianamesi açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2017 tarihli ve 2016/791 Esas, 2017/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/801 Esas, 2017/1027 Karar sayılı kararı ile Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2017 tarihli ve 2016/791 Esas, 2017/64 Karar sayılı kararı ilişkin kesin olarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Dair 11.03.2024 tarihli 2024/2322 Esas, 2024/16339 Karar sayılı kararında da "5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda, 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önce de, şüphelinin karara karşı itiraz hakkı bulunduğundan başvurulacak kanun yolunun, başvurulacak merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği ve yine bu tarihten önce verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararlarının şüpheliye tebliği gerektiği.." şeklinde bu hususun vurgulandığı, bu açıklamalar ışığında, sanık hakkında Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1320 numaralı soruşturmasında verilen 03.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar sanığa tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171 inci, 172 nci ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı anlaşılmakla; Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/801 Esas, 2017/1027 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması, sonucuna göre incelemeye konu suça ilişkin dava dosyasının, 02.03.2015 tarihli eyleme ilişkin Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2017 tarihli ve 2016/791 Esas, 2017/64 Karar sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi, 02.03.2015 tarihli eyleme ilişin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz olacağı da dikkate alınarak kamu davasını açma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek, sonucuna göre delillerin birlikte tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2018/988 Esas, 2020/71 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2024 tarihinde karar verildi.