İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/13049 Karar: 2024/8280 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/13049 K.2024/8280

8. Ceza Dairesi 2024/13049 E. , 2024/8280 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/653 E., 2020/9 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin reddi- Onama İlk Derece Mahkemesince verilen

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/13049 E. , 2024/8280 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/653 E., 2020/9 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin reddi- Onama İlk Derece Mahkemesince verilen

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/13049 E. , 2024/8280 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/653 E., 2020/9 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin reddi- Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A. Sanığın 21.03.2016, 30.09.2016, 30.10.2016 ve 13.12.2016 tarihli eylemleri nedeni ile Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2017 tarihli iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci, fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2019 tarih, 2017/239 Esas, 2019/155 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. B. Kararın Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından istinaf edilmesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.01.2020 tarih, 2019/653 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararı ile sanığın 21.03.2016 tarihli eylemine ilişkin 5237 sayılı Kanun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına ve cezanın ertelenmesine; 30.09.2016, 30.10.2016 ve 13.12.2016 tarihli eylemler için 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; temyiz talebine ilişkindir. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanığın 21.03.2016, 30.09.2016, 30.10.2016 ve 13.12.2016 tarihli eylemleri bulunduğu ve belirtilen tarihlerde sanıkta uyuşturucu madde elde edilerek uyuşturucu madde kullanmak suçunun tespit edildiği, belirtilen eylemlerle ilgili olarak soruşturma ve yargılamaların birleştirilmesine karar verildiği, suç tarihleri, iddianame tarihi gözönünde bulundurularak hukuki kesintiye neden olacak herhangi bir neden de olmadığı, sadece arada altı aya yakın bir süre bulunması nedeniyle 21.03.2016 tarihli eyleminin müstakil suç olarak kabul edilmesi yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin uygulanması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, 21.03.2016 tarihinde sanığın bulunduğu yere yakın, 30.09.2016 tarihinde sanığın üzerinde, 30.10.2016 tarihinde sanığın bulunduğu araç çevresinde ve 13.12.2016 tarihinde sanığın bulunduğu araç içerisinde uyuşturucu madde ele geçirildiği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: "Denizli İl Emniyet Müdürlüğünün 20.04.2016 Tarih ve 2016/ 124 sayılı tahkikat evrakında sanığın 21.03.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğunun tespit edildiği, sanık hakkında C. Başsavcılığının soruşturma dosyasının bulunduğu; Sevindik Polis Merkezi Amirliğinin 14.12.2016 Tarih ve 2016/ 3515 sayılı tahkikat evrakında sanığın 30.09.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğunun tespit edildiği, sanık hakkında 21.03.2016 tarihli eyleme ilişkin soruşturma dosyası ile birleştiği; Kınıklı Şehitler Polis Merkezi Amirliğinin 07.12.2016 Tarih ve 2016/ 4927 sayılı tahkikat evrakında sanığın 30.10.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğunun tespit edildiği, sanık hakkında 21.03.2016 tarihli eyleme ilişkin soruşturma dosyası ile birleştiği; Denizli İl Emniyet Müdürlüğünün 21.01.2017 Tarih ve 2016/481 sayılı tahkikat evrakında sanığn 13.12.2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğunun tespit edildiği, sanık hakkında 21.03.2016 tarihli eyleme ilişkin soruşturma dosyası ile birleştiği; sanığın bu şekilde 5237 sayılı kanunun 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendini ihlal ettiği iddiasıyla cezalandırılması için kamu davası açıldığı, sanığın suç tarihlerinde üzerine atılı uyuşturucu madde bulundurma suçlarını işlediğini kabul ettiği, Suç tarihlerinden sonra düzenlenen İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 07.04.2016 tarihli, 23.11.2016 tarihli, 28.11.2016 tarihli ve 08.02.2017 tarihli uzmanlık raporlarında sanıkta yakalanan maddelerin Amfetamin türevi Metamfetamin ve Ecstasy etken maddeleri olduğunun bildirildiği, iddianamenin 27.03.2017 tarihinde düzenlendiği, bu tarihe kadar olan suçların tek bir suç olduğu, ancak 5237 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi gereği zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu durumun gerekçeli karar yazımı sırasında anlaşıldığı, gerekçeli karar ile kısa karar arasında CMK md. 232 gereği çelişki bulunamayacağı anlaşılmakla zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir" şeklinde karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: Sanığın suç tarihlerinde kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma eylemlerini işlediği ve atılı eylemler sebebiyle hakkında doğrudan kamu davası açılması şartlarının bulunduğunun sabit olduğu, ancak sanığın 21.03.2016 tarihinde işlediği eylemi ile daha sonra 30.09.2016, 30.10.2016 ve 13.12.2016 tarihlerinde işlediği eylemleri arasında 9 aydan fazla bir sürenin bulunması sebebiyle ilk eylemi ile sonraki üç eylemi arasında fiili kesinti oluştuğu, sonraki üç eylemini ise 2,5 aylık gibi bir süre içinde işlemesi sebebiyle üç eyleminin birlikte zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre sanık hakkında ilk eyleminden dolayı ayrı bir mahkumiyet kararı, sonraki üç eylemi için ise zincirleme suç hükümlerine göre ayrı bir mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken sanığın dört eyleminin de tek suç kabul edilerek sevk maddesi uyarınca bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi ile sanık hakkındaki mahkumiyet kararının ortadan kaldırılmasına, sanığın 21.03.2016 tarihinde işlediği sübuta ... kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, sanığın bu eylemi ile 30.09.2016 ve sonraki tarihli eylemleri arasında geçen zaman aralığı sebebiyle eylemleri arasında fiili kesinti gerçekleştiği anlaşıldığından sanığın bu eylemi ile bağlantılı olarak hakkında 5237 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın 30.09.2016 tarihinde işlediği sübuta ... kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak taktiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına, sanığın 30.10.2016 ve 13.12.2016 tarihli eylemleri sebebiyle atılı suçu zincirleme şekilde işlediği anlaşıldığından cezasında 5237 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/3 oranında artırım yapılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanığın temyiz talebinin incelenmesinde; Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yüzüne karşı 08.01.2020 tarihinde tefhim edilen temyiz nedenlerini içerir dilekçe sunması gerektiği yönünde ihtarat içeren karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 09.01.2020 tarihli temyiz sebebi içermeyen yeni bir temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. B. Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelememesinde; Sanığın 21.03.2016 ve 30.09.2016 tarihli eylemlerine ilişkin iddianame tarihine göre hukuki kesinti gerçekleşmemiş ise de, eylemlerin nitelikleri ve aradan geçen süre zarfında yenilenen suç kastı ile hareket ettiği belirlenen sanığın eylemlerinin iki ayrı suç teşkil ettiği ve ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği, bu itibarla zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın ikrarı, ekspertiz raporları ve tüm dava dosyası kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, doğrudan dava açma şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının temyiz talebi yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Sanığın temyiz talebi yönünden; Gerekçe bölümünün (A) başlıklı bendinde açıklanan nedenle, sanığın 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz talebini sunmadığı anlaşılmakla, temyiz talebinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Cumhuriyet savcısının temyiz talebi yönünden; Gerekçe bölümünde (B) başlıklı bendinde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.01.2020 tarih, 2019/653 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla