Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13061 E. , 2024/9035 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1839 E., 2020/2016 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istina
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13061 E. , 2024/9035 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1839 E., 2020/2016 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A.Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 20.04.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması sonucu 04.06.2018 tarihli iddianame ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/432 Esas, 2019/111 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, sanığın beraatine karar verilmiştir. C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.10.2020 tarihli, 2019/1839 Esas, 2020/2016 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık temyiz sebepleri özetle; tebligat tarihlerinde sanığın yurt dışında olup olmadığı, yurt dışında ise kaç ay süre orada kaldığı hususları Emniyet Müdürlüğü'nden sorulduktan sonra hüküm kurulması gerekirken, herhangi bir araştırma yapılmadan eksik araştırmayla hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın yurt dışında olduğu tarihlerde sanığın eşine yapılan tebligatlar ile denetimli serbestlik Müdürlüğü dosyasının kapatıldığını, ısrar şartının oluşmadığına bu sebeplerle temyiz talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanığın üzerinde uyuşturucu madde ihtiva eden hap ele geçirilmesi ile yapılan kriminal incelemede ele geçirilen maddenin uyuşturucu maddelerden MDMA içerdiğinin tespiti ile sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında denetim yükümlülüğüne aykırı davranmak nedeniyle uyuşturucu madde kullandığı iddiasıyla kamu davası açılmış ise de sanık hakkında denetim yükümlülüğünün usulüne uygun bir şekilde bildirilmediği ve usulüne uygun tebligat yapılmadığı nazara alındığında sanığın savunmasına itibarla beraatine ve denetim serbestlik tedbirinin tesisi için ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın suç tarihinde şüphe üzerine durdurulduğu, kimlik kontrolü yapıldığı, kaba üst yoklamasında pantolon sağ ön çakmak cebinde kabarıklık hissedildiği, şahıstan çıkarmasının istendiği, bunun üzerine şahsın şeffaf poşet içinde 1 adet hapı görevlilere teslim ettiği, maddenin uzmanlık raporuna göre uyarıcı özelliğe sahip MDMA etken maddesi içeren uyuşturucu madde olduğunun anlaşıldığı, sanığın da suçu ikrara yönelik beyanda bulunduğu, uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu, kullanmak maksadıyla temin ettiğini ifade ettiği, İstanbul Anadolu Cumuriyet Başsavcılığının 20.04.2017 tarihinde kamu davasını açılmasının ertelenmesi kararı verdiği, kararın 29.04.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde sanığın eşi imzasına tebliğ edildiği, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, adı geçen müdürlük tarafından sanık yönüyle çağrı müzekkeresi yazıldığı, bu müzekkerenin de kamu davasını açılmasının ertelenmesi kararı gibi sanığın eşi imzasına ve sanığın işte olduğu belirtilerek 30.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın davete uymadığı, bunun üzerinde 25.09.2017 tarihinde aynı yöntemle uyarı yazısının tebliğ edildiği, yine gitmediği, ısrar şartının gerçekleştiği değerlendirilerek komisyon tarafından 01.11.2017 tarihinde kaydın kapatılmasına karar verildiği, bu kararın da 22.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, sanık hakkında yargılamaya konu ... açısından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlendiği, ilk derece mahkemesince sanığın beraatine ve denetimli serbestlik tedbirinin yeniden tesisi için ihbarda bulunulmasına karar verdiği, yapılan istinaf incelemesinde sanığın atılı suçu işlediğine dair bir tereddüt bulunmamakta olduğunu, ilk derece mahkemesinin buna rağmen tesis ettiği beraat kararının isabetli olmadığını değerlendirdiği, ilk derece mahkemesi beraat kararında, tebligatın usulüne uygun yapılmadığını belirtmekte ve bu gerekçeyle beraat kararı verip, aynı zamanda yeniden denetimli serbestlik tedbiri uygulanması için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunduğu, ilk derece mahkemesinin kabulünün doğru kabul edildiğinde dahi, verilecek karar beraat kararı olmayıp, kamu davasını açılmasının ertelenmesi kararı tebliğinin yada denetimli serbestlik yazılarının tebliğindeki usulsüzlüğün yerleşik Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında, ancak kovuşturma şartının gerçekleşmesini engelleyebileceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği durumlarda, bu şartın gerçekleşme ihtimali varsa kamu davasının durmasına karar verileceği açık olup, beraat kararı verip, bununla çelişkili olacak biçimde denetimli serbestlik tedbirinin yeniden değerlendirilmesi için ihbarda bulunulması açıkça hukuka aykırı olduğu, sanık hakkında kamu davasını açılmasının ertelenmesi kararı ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması sırasında çıkartılan tebligatlarda tebligat kanunu hükümleri açısından herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanığın sürekli yurt dışına gidip geldiğine, bu nedenle tebligatlardan haberdar olmadığına ilişkin savunmasının doğru olup olmadığı ve itibar edilebilir bir savunma olup olmadığı değerlendirildiğinde gerek kamu davasını açılmasının ertelenmesi kararı tebliği ve gerekse denetimli serbestlik müdürlüğü çağrı yazılarının incelenmesinde, tebligatların adreste birlikte oturdukları eşine ve sanığın işe gittiği belirtilerek tebliğ edildiği, yurt dışında bulunduğuna dair bir meşruhat bulunmadığı, sanık tarafından savunma yönünden dosyaya ibraz edilen pasaport sayfa fotokopileri incelendiğinde, 01.11.2019, 23.11.2019, 09.11.2019, 05.02.2020 tarihlerine ilişkin damgaları ihtiva ettiği, suç tarihi ve tebligat tarihleri açısından bir önem arz etmediği, zira sanık hakkındaki denetimli serbestlik kaydının 01.11.2017 tarihinde kapatıldığı, dolayısıyla savunmanın da doğrulanamadığı ve sanık sürekli yurt dışında yaşamayıp, iş icabı tebligat tarihlerinde dahi gidip geldiği kabul edilse dahi, tebligatın usulüne uygun yapıldığı gerçeği karşısında, denetimli serbestlik müdürlüğüne mazeret başvurusunda bulunması gerektiği, böyle bir başvurunun da bulunmadığı, tüm bu sebeplerle savunmanın doğrulanamadığı ve itibar edilebilir olmadığı değerlendirildiğinden, sanık hakkındaki istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi beraat kararının kaldırılmasına, sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Olayın oluş şekli ve zamanı, sanığın aşamalardaki savunmaları, olay tutanağı, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin mahkumiyet kararı gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, sanığa gönderilen tebligatların usule uygun olduğu, sanığın yurt dışı çıkışları incelenerek tedbirin uygulanmasında yurt dışında olmadığının tespit edildiği görülmekle, sanık müdafinin temyiz talebi yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.10.2020 tarihli, 2019/1839 Esas, 2020/2016 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2024 tarihinde karar verildi.