Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13260 E. , 2024/9739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2761 E., 2020/2479 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almaki kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir o
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13260 E. , 2024/9739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2761 E., 2020/2479 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almaki kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Gölcük 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Gölcük 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli kararı hakkında Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, duruşma açılarak verilen, 19.11.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanık hakkında her iki eylemi nedeniyle ayrı ayrı olmak üzere 1'er yıl 8'er ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, aleyhe istinaf talebi bulunmadığından sonuç cezasının 2 yıl 1 ay hapis cezası olarak belirlenmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın temyiz isteği eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmektedir. Şüpheli hakkında Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 24.11.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye, anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığından kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca; UYAP’tan ve adli sicil kaydından yapılan incelemede; sanığın 14.03.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Milas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 11.03.2020 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakla; Sanığın temyiz inceleme konusu olan 18.10.2016 ve temyiz dışı 14.03.2019 tarihli eylemleri nedeniyle iki ayrı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği gözetilerek bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği ve erteleme kararının kesinleşmesinden önceki tüm eylemlerin tek suç olarak kabulü gerektiği, 24.11.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ilk paragrafta açıklandığı üzere kesinleşmediği, 14.03.2019 tarihli ... nedeniyle Milas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmiş olması halinde sanık hakkında tek suç nedeniyle mahkumiyet kararı verileceği, ... ceza belirlenirken de alt sınırdan uzaklaşılması gerekeceği nazara alınarak, Milas Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen soruşturma dosyasının aslı ya da onaylı sureti dosya arasına alınarak, eylemlerin tek suç olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, B. Kabul ve uygulamaya göre de, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan kurulan hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine olacak şekilde istinaf edilmesine karşın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sırasında, Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine yaptığı istinaf talebi gözden kaçırılarak bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece sanığın başvurusuna istinaden gerçekleştirilen inceleme neticesinde sanık aleyhine hüküm kurularak kazanılmış hak uygulamasından saklı tutulmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 19.11.2020 tarihli ve 2020/2761 Esas, 2020/2479 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde karar verildi.