İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14262 Karar: 2024/4725 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14262 K.2024/4725

8. Ceza Dairesi 2024/14262 E. , 2024/4725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/858 Esas, 2017/699 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14262 E. , 2024/4725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/858 Esas, 2017/699 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14262 E. , 2024/4725 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/858 Esas, 2017/699 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2017 tarihli ve 2016/858 Esas, 2017/699 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 51 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine dair hükmün, istinaf edilmeksizin 08.02.2018 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/17053 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/17053 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; sanık hakkında daha evvel 21/12/2013 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 2014/148284 Soruşturma, 2015/765 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve erteleme süresi içinde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararını müteakip, denetim yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 69. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/427 Esas, 2017/201 Karar sayılı dosyası dolayısıyla, inceleme konusu dosyada 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılmış ise de; Sanığın 27/11/2017 tarihinde işlediği yine aynı nev'iden suç nedeniyle mahkumiyetine ilişkin Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2019 tarihli ve 2018/1 Esas, 2019/557 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 12. Ceza Dairesinin 18/11/2020 tarihli ve 2019/1708 Esas, 2020/1761 sayılı kararında yapılan; "İstanbul Anadolu 69. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/427 Esas 2017/201 Karar sayılı dosyasına ihbarda bulunularak dosyanın yeniden ele alınması sağlanıp inceleme konusu dosya ile birleştirilerek inceleme konusu dosyanın ihlal mahiyetinde olup olmadığının değerlendirilmesi, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması" şeklindeki açıklamalar ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Sanığın 16.12.2020 tarihinde işlediği yine aynı nev'iden suç nedeniyle mahkumiyetine ilişkin Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli ve 2021/99 Esas, 2021/485 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Ceza Dairesinin 01.04.2022 tarihli ve 2021/2358 Esas, 2022/658 sayılı kararında ise yukarıdaki istinaf kararına da değinilerek; "Sanık hakkında usulüne uygun şekilde verilmiş, kesinleştirilmiş ve infazı tamamlanmış bir erteleme kararı bulunmaması nedeniyle hakkında TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması şartının bulunmadığı anlaşılmakla, atılı eylem nedeniyle kovuşturma şartı bulunmadığından CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşinceye kadar durma kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde sanığın hükümlülüğüne karar verilmiş olması... Karardan bir örneğin kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunun değerlendirilmesi için Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/858 Esas 2017/699 Karar sayılı dava dosyasına gönderilmesine..." şeklindeki açıklamalar ile hükmün bozulmasına karar verildiği, 1-Sanık hakkında incelemeye konu 26.10.2016 tarihli eyleminden önce usulüne uygun şekilde verilmiş, kesinleştirilmiş ve infazı tamamlanmış bir erteleme kararı bulunmaması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması şartının bulunmadığı gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de, 2-Hakkında arama kararı bulunmayan sanığın cebindeki uyuşturucu maddeyi çıkarıp kendi rızası ile kolluk görevlilerine teslim etmek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım edip etmediği ve hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 192/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunmasının gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddelerinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, kanun yararına bozma incelemesine konu kararın, sanığın 19.05.2017 tarihli savunmasında bildirdiği adrese hiç tebliğe çıkarılmadığı, daha önceden soruşturma aşamasında 26.10.2016 tarihinde bildirdiği farklı adrese çıkarılan tebligatın 06.01.2018 tarihinde iade edilmesi üzerine, gerekçeli kararın 19.05.2017 tarihinde bildirdiği son adresten farklı olduğu anlaşılan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilerek 08.02.2018 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma incelemesine konu kararın, sanığın öncelikle bilinen adresine tebliğe çıkarılmaması nedeniyle, hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. B. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla