İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14602 Karar: 2025/5210 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14602 K.2025/5210

8. Ceza Dairesi 2024/14602 E. , 2025/5210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/506 E., 2021/521 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2010 tarihli iddianame

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14602 E. , 2025/5210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/506 E., 2021/521 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2010 tarihli iddianame

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14602 E. , 2025/5210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/506 E., 2021/521 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2010 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2021 tarihli kararı ile 7 ay 15 gün hapis cezasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 26.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/7035 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60217 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2020 tarihli ve 2020/378 esas, 2020/569 sayılı kararı ile adı geçen sanığın 31/12/2018 tarihinde işlediği resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı yapılan yargılaması sonunda verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının kesinleşmesini takiben yapılan ihbar üzerine, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesinde yer alan "..denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin hükümlüklerine aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar..." şeklindeki düzenleme gereğince denetim süresi içerisinde suç işlenmesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması gerektiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 18/12/2013 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2020 tarihli kararında suç tarihinin 2018 yılı olarak belirtildiği, anılan hükme karşı istinaf başvurusu yapılması üzerine ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 25/01/2021 tarihli ve 2021/369 esas, 2021/253 sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan kararda ise suç tarihinin 29/10/2018-19/11/2018 ve 31/12/2018 olarak yer aldığı, sahte doktor raporlarının aynı anda 31/12/2018 tarihinde kuruma sunulmuş olması karşısında suç tarihinin 31/12/2018 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu minvalde denetim süresi sona erdikten sonra (18/12/2018) 31/12/2018 tarihinde işlenen kasıtlı suçtan dolayı hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Hükümlü hakkında, 16.08.2010 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2010 tarihli ve 2015/274 Soruşturma, 2010/37385 Esas, 2010/31092 Esas, 2010/24216 numaralı iddianamesi ile İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2012 tarih, 2010/7041 Esas, 2012/635 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 tarihli ve 2013/695 Esas, 2013/1216 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 18.12.2013 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, B. Sanığın İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2020/378 Esas, 2020/569 Karar sayılı kararı ile sanığın 31.12.2018 tarihinde işlediği "resmi belgede sahtecilik" suçunun ihbarı edildiği ve İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2021 tarihli ve 2021/506 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezasına karar verildiği anlaşılmıştır. C. 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesinde yer alan "..denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin hükümlüklerine aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar..." şeklindeki düzenleme gereğince denetim süresi içerisinde suç işlenmesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması gerektiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 18.12.2013 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli kararında suç tarihinin 2018 yılı olarak belirtildiği, hükmün istinaf incelemesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 25.01.2021 tarihli ve 2021/369 Esas, 2021/253 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararda ise suç tarihinin 29.10.2018, 19.11.2018 ve 31.12.2018 olarak yer aldığı, resmi belgede sahtecilik suçuna esas kabul edilen sahte doktor raporlarının aynı anda 31.12.2018 tarihinde kuruma sunulmuş olması karşısında suç tarihinin 31.12.2018 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda denetim süresi sona erdikten sonra 31/12/2018 tarihinde işlenen kasıtlı suçtan dolayı hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2021 tarihli ve 2021/506 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmadan HAGB'li sanığın, denetim süresi 18.12.2018'de sona erdikten sonra 31.12.2018 tarihinde işlediği resmi belgede sahtecilik suçu nedeniyle hüküm açıklanmıştır.

Hukuki İlke: CMK 231/11 uyarınca HAGB'ye konu hüküm ancak denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suç nedeniyle açıklanabilir; sahtecilik suçuna esas belgelerin 31.12.2018'de kuruma sunulmasıyla suç tarihi denetim süresi dolduktan sonraya düştüğünden hüküm açıklanamaz.

Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma

Dava Strateji Notu: HAGB açıklamalarında yeni suçun gerçek tarihi denetim süresinin başlangıç ve bitişiyle karşılaştırılmalı; süre dolduktan sonraki suç açıklamaya esas olamaz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla