Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14640 E. , 2025/7874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/266 E., 2018/382 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEB
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14640 E. , 2025/7874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/266 E., 2018/382 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında İstanbul Anadolu 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2018 tarihli ve 2018/266 Esas, 2018/382 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 27.10.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2021/12828 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve KYB-2023/60915 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkındaki erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin İstanbul Anadolu 2. İnfaz Hâkimliğinin 25/12/2020 tarihli ve 2020/6029 Esas, 2020/6088 sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/01/2021 tarihli ve 2021/84 Değişik İş sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukukî değerden yoksun olacakları değerlendirilerek yapılan incelemede, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 Esas, 2020/4900 Karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı 15 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebileceğinin gösterilmesi gerektiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin kararda belirtilmediği gibi bu süre içerisinde itiraz hakkının olduğuna dair meşruhatlı tebliğin de yapılmadığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği, bununla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın 28/11/2014 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip, bu karara ilişkin itiraz süresi olan 15 günlük süre beklenilmeden 17/11/2014 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için müzekkere gönderildiği anlaşıldığından, denetimli serbestlik kararının infazına başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulu gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 13.10.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2014 tarihli ve 2014/156170 Soruşturma, 2014/1314 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, B. Şüphelinin 05.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin yapılan soruşturmada şüpheli hakkında 13.11.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, 05.09.2015 tarihli eylemin erteleme kararı öncesi olduğundan tek suç olarak nitelendirilmesi gerekeceği belirtilerek soruşturma dosyasının 2014/156170 Soruşturma numaralı dosya ile birleşmesine karar verildiği, C. Şüphelinin 23.10.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi sebebi ile erteleme kararının kaldırıldığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2018 tarihli ve 2014/156170 Soruşturma, 2018/18831 Esas, 2018/15508 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2018 tarihli ve 2018/266 Esas, 2018/382 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın 27.10.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 28.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara itiraz süresi beklenilmeden 17.11.2014 tarihinde denetimli serbestlik müdürlüğüne tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için müzekkere yazıldığı, anlaşılmakla, kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.09.2018 tarihli ve 2018/266 Esas, 2018/382 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.