Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14687 E. , 2025/5511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/743 Esas, 2015/1018 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkınd
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14687 E. , 2025/5511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/743 Esas, 2015/1018 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/743 Esas, 2015/1018 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 18.01.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.04.2023 tarihli ve 2022/24788 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.06.2023 tarihli ve KYB-2023/48545 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, anılan suçtan, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 231. maddesinde belirtilen koşullar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, sanık hakkında öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 191. maddesine gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." biçimindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 06.09.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2012 tarihli ve 2012/32453 Soruşturma, 2012/16219 Esas, 2012/5932 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.12.2012 tarihli ve 2012/1766 Esas, 2012/2389 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesi ile tedbirin infazına başlanıldığı, ... Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.09.2013 tarih, 2012/1766 Esas, 2012/2389 Karar sayılı kararı 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, aynı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 07.09.2015 tarihli ve 2015/3102 Esas, 2015/3321 Karar sayılı ilamı ile 6545 sayılı Kanun ile sanık lehine olan değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulduğu, bozma kararı sonrası yapılan yargılamada Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarih, 2015/743 Esas, 2015/1018 Karar sayılı kararı ile "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiği, kararın 18.01.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. B. Sanık hakkında, 14.03.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.06.2011 tarihli ve 2011/972 Esas, 2011/1649 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, kanun yararına bozma kararına konu 06.09.2012 tarihli eylemin belirtilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında gerçekleştiği anlaşılmakla, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanunun 223/8. maddesi uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu hüküm kurulması yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına oy birliğiyle TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kullanmak icin uyusturucu madde bulundurma sucunda daha once tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan sanigin, ilk tedbirin infazi sirasinda islenen ikinci eylemi nedeniyle acilan davada HAGB karari verilmistir; ancak bu ikinci eylem ihlal niteliginde olup ayri kovusturma konusu yapilamaz.
Hukuki İlke: TCK 191/5 uyarinca erteleme suresi icinde tekrar uyusturucu bulundurma veya kullanma ihlal nedeni sayilir ve ayri sorusturma ve kovusturma konusu yapilamaz; bu halde ikinci davada CMK 223/8 uyarinca kovusturma sartinin ortadan kalkmasi nedeniyle dusme karari verilmesi gerekir. Bu husus icin Adalet Bakanligindan gorus istenmistir.
Uygulama Sonucu: dosyanin Bakanliga tevdii
Dava Strateji Notu: Denetimli serbestlik tedbiri infazi sirasinda islenen ikinci kullanma eylemi ayri suc olusturmaz, ihlal sayilir; ikinci eylem nedeniyle acilan davada mudafi TCK 191/5 ve CMK 223/8 dayanarak davanin dusmesini talep etmelidir.