Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14768 E. , 2025/11146 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/965 D.İş. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14768 E. , 2025/11146 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/965 D.İş. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-4. ve 31/3. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Ankara 1. Çocuk Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli kararı ile 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına geri bırakılmasına dair karara yapılan itirazın değerlendirilmesinde Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/965 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 03.04.2023 tarihli ve 2022/31123 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/41347 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun 04/12/2014 tarihli ilk eylemi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/05/2015 tarihli ve 2014/164825 soruşturma, 2015/2252 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın suça sürüklenen çocuğa 29/05/2015 tarihinde, suça sürüklenen çocuk müdafine ise 01/06/2015 tarihinde tebliğ edildiği, bununla birlikte suça sürüklenen çocuğun 18/02/2015 tarihli ikinci eylemine ilişkin olarak ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 06/04/2015 tarihli ve 2015/28849 soruşturma, 2015/1518 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar verildiği, anılan kararın da suça sürüklenen çocuğa 06/05/2015 tarihinde, suça sürüklenen çocuk müdafine ise 28/04/2015 tarihinde tebliğ edildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05/05/2015 tarihli kararı ile 2015/28849 soruşturma dosyası ile 2014/164825 soruşturma sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini takiben, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04/06/2015 tarihli ve 2014/164825 soruşturma, 2015/23698 Esas, 2015/1198 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 Esas, 2019/7718 Karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 Esas, 2020/1242 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, ihlal olarak kabul edilen 18/02/2015 tarihli ikinci eylemin, 04/12/2014 tarihli ilk eylem nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/05/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karardan önce işlendiği, bu itibarla söz konusu "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının kesinleşmeden ikinci suç işlendiğinden erteleme süresi başlamayacağı ve anılan kararının ihlal edildiğinden de bahsedilemeyeceği, ihlal kabul edilen 18/02/2015 tarihli eylemin 04/12/2014 tarihli eylem ile teselsül oluşturacağından kovuşturma şartının gerçekleşmediği ve Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Suça sürüklenen çocuk hakkında, 04.12.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2015 tarihli ve 2015/28849 Soruşturma, 2015/1518 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararının suça sürüklenen çocuğa bizzat 29.05.2015 tarihinde, müdafiye 01.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, B. Suça sürüklenen çocuğun 18.02.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi ile erteleme kararının kaldırıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 tarih, 2014/164825 Soruşturma, 2015/23698 Esas, 2015/1198 sayılı iddianamesi ile Ankara 1. Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Ankara 1. Çocuk Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2015/381 Esas, 2015/820 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğa 5237 sayılı Kanun’un 191/1., 62. ve 31/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına 5271 sayılı Kanun'un 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara yapılan itirazın Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/965 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. D. Suça sürüklenen çocuk hakkında 04.12.2015 tarihli eylem nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/2-3. maddeleri uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu 20.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının suça sürüklenen çocuğa 29.05.2015, müdafiye 01.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 18.02.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin sözü edilen 20.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştiği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediği için, henüz erteleme süresi başlamadığından, suça sürüklenen çocuk hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 19/4. maddesindeki kamu davasının açılması şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının durmasına karar verilmesi ve kararın infazının devamı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/965 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde karar verildi.