Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/17663 E. , 2025/1371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1950 E., 2024/93 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/17663 E. , 2025/1371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1950 E., 2024/93 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2023 tarihli ve 2022/649 Esas, 2023/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62,52/4 53 ,54 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1950 Esas, 2024/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğine ,suça konu telefon üzerinde el koyma kararı alınmadan inceleme yapıldığı ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde kolluk kuvvetlerinin rutin devriye görevlerini ifa ettikleri sırada sanık ile aynı eylemden dolayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ...'in şüphe üzerine durdurulduğu ,sanığa elindeki poşetin içinde ne olduğunun sorulması üzerine ,sanığın ayakkabı kutusu içindeki ayakkabıyı gösterdiği yine poşetin içinde çakmaklar ve maskeye sarılı bir cismin görüldüğü, sanığın açtığı maskenin içinde plastik şişede eroinin ele geçirildiği ve bunu satışa arz için bulundurduğu iddiasınailişkin olarak; Önleme araması kapsamında şüpheli hareketleri sebebiyle durdurulan sanığın rızası ile uyuşturucu maddeleri görevlilere teslim etmesi ve bunların kendisine aidiyetini kabul etmiş olması karşısında, yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde adli yargılama hakkının ihlal edildiğini gösterir bir husus bulunmadığı gözetilerek, önleme araması esnasında Cumhuriyet savcılığından arama kararı alınmadan söz konusu eşyalara el konulması ve bunun da hükme esas alınması yönündeki eksiklik hükmü etkileyebilecek bir hukuka aykırılık olarak kabul edilmeksizin yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, ele geçen suça konu maddelerin miktarı, sanıkta ele geçen telefonda tespit edilen mesaj kayıtlarına dair kabulde, sanığın suça konu maddeyi rızası ile teslim ettiği, delillerin hukuka uygun olarak elde ediliği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1950 Esas, 2024/93 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak üye ...'ın dosyada arama kararının olmaması sebebiyle eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulması gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oy çokluğuyla, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2025 tarihinde karar verildi. (K.D) KARŞI DÜŞÜNCE Ceza yargılamasında her türlü delille maddi gerçeğe ulaşmak mümkün ise de; hukuka aykırı şüpheli ve sanığın hakları korunmadan elde edilecek deliller ile sonuca varmak mümkün değildir. Koruma tedbirleri aynı zamanda kişilerin temel hak ve özgürlüklerine müdahaleyi gerektiğirdiğinde toplumun suçun aydınlatılması ile ilgili yararı ile bireylerin temel hakları ve özgürlüklerine müdahaledeki çıkarının dengelenmesi esas olmalıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde Kanun'a aykırı elde edilen delillerin reddolunacağı belirtilmiş, aynı Kanun'un 217. maddesinin ikinci fıkrasında ise yüklenen suçun her türlü delille ispat edileceği hüküm altına alınmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi zorunludur. Koruma tedbirleri ile ilgili olarak önleme araması PVSK'nın 9 ve Adli ve Önleme Arama Yönetmeliğinin 18-26 maddelerinde düzenlenmiş olup yönetmeliğin 19. maddesinde tanımlanmıştır. Hakim kararı ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emri ile kişilerin üstlerinin, araçlarının, özel kağıtlarının ve eşyasının aranması bu kapsamda mümkündür. PVSK m. 9/7'de ve Adli ve Önleme Arama Yönetmeliğinin 25. maddesinde, 5442 sayılı İl İdare Kanunu'nun ek 1 maddesi kapsamında bulunan yerlerde, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında, 1402 sayılı Sıkı Yönetim Kanunu'nun 3. maddesi kapsamında, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun çerçevesinde ve PVSK'nın 20. maddesi kapsamında yapılacak aramalar için arama kararı gerekmeyecektir. PVSK'nın 4/A maddesinde polise, tecrübesine ve içinde bulunduğu durumdan izlenime göre şahısları ve araçları durduma yetkisi verilmiştir. Adli ve Önleme Arama Yönetmeliğinin 27. maddesinde bu yetkinin kullanılması için 'umma' derecesinde makul şüphe aranmıştır. Durdurma üzerine yoklama biçiminde kontrol yapılabilir. Uyuşturucu gibi belirli bir şeyin kişinin herhangi bir yerinde gizlendiği düşünülüyorsa daha geniş çaplı kontrol yapılabilir. Bu düzenlemelerle kolluğa 'umma' derecesinde makul şüphe üzerine arama kararı veya emri olmaksızın kişi ve araçları durdurma ve kaba üst arama yetkisi tanınmıştır. Yönetmeliğin 27. maddesinin (g) ve (i) fıkraları gereğince kollukça durdurulan kişinin herhangi bir yerinde uyuşturucu gibi belirli bir şeyin gizlendiği düşünülüyorsa ve makul sebep oluşmuşsa önleyici kolluk yetkisi dahilinde daha geniş kapsamlı kontrol yapma imkanı doğacaktır. Burada kolluk kendisine ve başkasına zarar verilebilecek hususlarda tedbir alacak ancak elbisenin çıkarılması, aracın dışarıdan bakıldığında içerinin görünmeyen bölümlerinin açılmasını isteyemeyecektir. Adli arama ve el koyma konusu ise Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 116-134, PVSK'nın 2, ek4, ek6, Kaçaklılıkla Mücadele Kanunu'nun 9 ve Adli ve Önleme Arama Kanunu Yönetmeliğinin 5-17 maddelerinde düzenlenmiştir. Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesine göre şüpheli veya sanığın yakalanabileceği ve suç delillerinin elde edilebileceği yönünde ''makul şüphe'' varsa hakim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamıyor ise kolluk amirinin yazılı emri ile kişilerin üstü, eşyası, konutu veya iş yeri aranabilecektir. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8. maddesinde karar alınmadan yapılacak arama hususları sayılmıştır. Bu bilgiler ışığında adli arama ve önleme kararı almadan, olay tarihinde sanık ...'ın yanında bulunan ... durumundan şüphelenilerek durdurulmuş, sırtındaki çantanın içerisinde ne olduğu sorulduğunda kendisinin sağlık görevlisi olduğunu bu nedenle sağlık malzemeleri taşıdığını belirterek içindekileri kolluk görevlilerine göstermiştir. Sanık ...'ın ise üzerinde siyah renkli eşofman bulunduğu, tedirgin ve terli olması nedeniyle görevli kolluk tarafından elindeki poşet dışarıdan yoklanmış, poşet içerisinde ne olduğu sorulduğunda kardeşine ait ayakkabı olduğunu beyan etmiş kendi, rızası ile kutuyu dışarıya çıkarmış içerisi kontrol edildiğinde bir takım malzemelerin yanında bir adet mavi renkli cerrahi maskeye sarılı takriben 10 cm uzunluğunda bir cisim olduğu görülmüş, cismin ne olduğu sorulduğunda bilmediğini ifade etmiş, kendisi tarafından açıldığında maske içerisinde eroin maddesi çıkmıştır. Her ne kadar sanığın tüm işlemlere ... gösterdiği tutanakta ifade edilmiş ise de elindeki poşetin açtırılması, içinden çıkan cerrahi maskenin de yine aynı şekilde açtırılarak uyuşturucu maddenin ele geçmesi olayında usule uygun bir arama işleminden söz edilemeyeceği, dolayısıyla hukuka aykırı olarak elde edilen delillerden mahkumiyete gidilemeyeceği göz önüne alındığında beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görüldüğünden sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. 20.02.2025