İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/18237 Karar: 2025/4287 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/18237 K.2025/4287

8. Ceza Dairesi 2024/18237 E. , 2025/4287 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/226 E., 2023/471 K. SUÇ :Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 ta

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/18237 E. , 2025/4287 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/226 E., 2023/471 K. SUÇ :Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 ta

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/18237 E. , 2025/4287 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/226 E., 2023/471 K. SUÇ :Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2023/226 Esas, 2023/471 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 228/1 ve 52. maddeleri uyarınca 1 ay hapis ve 100,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 08.09.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1.maddesi uyarınca, 07.02.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB- 2024/18683 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "...Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde yer alan, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” ile "Tebliğ mazbatası" başlıklı 23. maddesinde yer alan, "Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın: ... 7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin ... İhtiva etmesi lazımdır." şeklindeki ve, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30/1. maddesinde yer alan, “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini tahkik edip tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazarak ilgilisine imzalatması gerektiği, muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak müteakip işlemlere geçilebileceği, Somut olayda, Mahkemesince sanığın yokluğunda verilen 12/12/2017 tarihli kararın 29/12/2017 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirme işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmış ise de, sanığın savunmasında bildirdiği adrese çıkartılan tebligatın, "muhatabın tanınmadığının" isim ve imzadan imtina eden komşusu tarafından beyan edilmesi üzerine evrakın mahalle muhtarlığına bırakıldığı, 2 nolu formun muhatabın kapısına yapıştırıldığı ve komşusuna haber verildiği, bu durumda muhatabın geçici olarak adreste bulunmama koşulunun söz konusu olmadığı ve yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu cihetle, anılan kararın henüz kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de; Sanığa ait adli sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 7201 sayılı Kanun'un "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Kanun'un 10/2.maddesi hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21/2.maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir. 2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; Mahkemece hükümlünün yokluğunda verilen 12.12.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, duruşmada bildirdiği son adresine tebliğe çıkarıldığı "muhatabın tanınmadığının" tespit edilmesi üzerine iade edilmesi ve MERNİS adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekirken tebliğ evrakının mahalle muhtarlığına bırakıldığı, bu itibarla hükümlü adına çıkarılan tebligatın usûlüne uygun olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle anılan kararın henüz kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağının gözetilmemesi, Kabule göre de; Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan hükümlü hakkında tayin olunan 1 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki hüküm uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2023/226 Esas, 2023/471 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3 maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla