Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/23508 E. , 2025/7592 K. "İçtihat Metni" BOZMA ÜZERİNE MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/81 E., 2024/510 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine veril
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/23508 E. , 2025/7592 K. "İçtihat Metni" BOZMA ÜZERİNE MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/81 E., 2024/510 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma İlamı Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemisinin, 06.04.2023 tarihli ve 2023/59 Esas, 2023/352 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.12.2023 tarihli ve 2023/2828 Esas, 2023/9551 Karar sayılı kararı ile "...Dairemizin 12.12.2022 tarihli bozma ilamı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109/5. maddesinin uygulanması talep edilmediği halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 109/5. maddesi uygulanarak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozmaya konu edildiği, mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma İlamından Sonraki Yargılama Süreci Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemisinin, 30.05.2024 tarihli ve 2024/81 Esas, 2024/510 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 62/1, 53., maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına, atılı suç bakımından yasal unsurların oluşmadığına ilişkindir. 2.Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava konusu olayda, sanığın evlenmek istediği 15 yaşındaki katılanı evine bırakma amacıyla aracına aldığı sırada aracın kapılarını kilitleyerek inmesine izin vermediği, telefonla konuşma bahanesiyle araçtan indiği sırada katılanın araçtan inip uzaklaştığı iddiasına ilişkin olarak; 2709 sayılı Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı Kanun'un 150., 234. ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik’in 8. maddesi gereğince, baro tarafından görevlendirilen zorunlu vekil ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretlerin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı göz önüne alındığında, zorunlu katılan vekiline vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair Tebliğnamede yer alan görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya göre, olayın intikal şekli, sanığın savunmaları, katılanın aşamalardaki özü itibariyle değişmeyen beyanları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, Yargıtay bozma ilamına uygun hüküm kurulduğu, katılanın zorunlu vekiline avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, sanığın atılı suçu işlediğine dair kabulün hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemisinin, 30.05.2024 tarihli ve 2024/81 Esas, 2024/510 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafii ve katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak katılana ücreti vekalet verilmesi gerektiğine dair karşı oyu nedeni ile üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğu ile ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi. (K.D.) KARŞI OY GEREKÇESİ Sanık hakkında suç tarihinde 15 yaşında olan katılan çocuğa karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/1 ve 109/3-f maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yargılama merciinin talebi üzerine baro tarafından 15 yaşında olan katılana 5271 sayılı Kanun'un 234/2. maddesi uyarınca zorunlu vekil görevlendirildiği, ancak yargılama sonunda katılan lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmıştır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin kanuni dayanağı olan 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinde, asgari ücret belirleme hususunda zorunlu vekil ile seçilmiş/vekaletnameli vekil arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 01.06.2021 tarihli ve 2018/45 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "...avukatlık ücreti temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığını..." ifade etmektedir. Buna ek olarak, her ne kadar Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. maddesinde katılan yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrasında "...Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir..." şeklindeki düzenlemeye yer verilerek, katılan lehine hükmedilecek vekalet ücretine taraf avukatının hak kazanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda, katılanlara sundukları hukuki hizmet arasında fark bulunmayan seçilmiş veya görevlendirilmiş vekillerin yargılama sonunda hükmedilecek vekalet ücreti arasında da fark bulunmaması gerektiği kabul edilmelidir. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere, ücreti vekalet katılan lehine hükmedilse bile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası gereğince bu ücret avukata aittir. Bu açıklamalar ışığında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinde yer alan; "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Bu hüküm, katılanın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekili bulunması durumunda kovuşturma için ödenen ücret mahsup edilerek uygulanır." hükmü ile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası nazara alındığında, katılan lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karar tarihi itibarıyla tarifenin ilgili bölümünde belirlenen vekalet ücretinin ödenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun katılan lehine ücreti vekalete hükmedilmemesine ilişkin yerel mahkeme kararının onanması gerekçesine katılmamaktayım.13.10.2025 (K.D.)