İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/5365 Karar: 2024/9975 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/5365 K.2024/9975

8. Ceza Dairesi 2024/5365 E. , 2024/9975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2432 E., 2023/4052 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/5365 E. , 2024/9975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2432 E., 2023/4052 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/5365 E. , 2024/9975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2432 E., 2023/4052 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2022 tarihli ve 2022/86 Esas, 2022/309 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 192/3, 52, 53, 54, 58. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay hapis ve 11.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.10.2023 tarihli ve 2022/2432 Esas, 2023/4052 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularına ilişkin olarak duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188/3, 188/5, 52, 53, 54 ve 63. maddesi uyarınca 16 yıl 6 ay hapis ve 33.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar ... ve ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ...'ın temyiz istemi, mahkumiyete yeterli delil olmadığı, eksik araştırma yapıldığı, yapılan arama işleminin usule aykırı olduğu, ihbar tutanağının asılsız ve usule aykırı olduğu, tekerrür hükümlerinin hatalı uygulandığına ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, yazılı arama kararı bulunmadığı, arama işleminin usule uygun olmadığı, delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, yeterli delil bulunmadığı, usul ve kanuna aykırı karar verildiği ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, atılı suçu işlemediği, delillerin hukuka aykırı toplandığı, arama kararının usule aykırı olduğu, yeterli delil olmadığı, eylemin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, ele geçen madde niteliğine göre ceza miktarında artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğu, usul ve kanuna aykırı karar verildiği ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 4. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, yeterli delil olmadığı, arama kararının kanuna aykırı olduğu, delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiği, ceza miktarında alt sınırdan ayrılarak hüküm kurulması ve lehe hükümlerin uygulanmamasının hatalı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından usulüne uygun şekilde verilen adli arama kararına istinaden yapılan arama işleminde istihbari bilgi ile uyumlu şekilde sanıkların birlikte kaldıkları apart odasındaki mutfak tezgahı üzerinde poşet içinde ve sanık ...'a ait sırt çantası içerisinde kişisel kullanım miktarı üzerinde ve çeşitlilikte uyuşturucu maddeler ele geçirildiği, tanzim edilen kriminal rapor, tutanaklar, raporlar, değerlendirme tutanağı, savunmalar ve tüm dosya kapsamından sanıkların uyuşturucu madde ticareti suçunu işledikleri, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı, sanık ... hakkında CMK'nın 247 vd. maddelerindeki kapsamların yargılanmasına dair usulün uygulanmasına nazaran daha önce İlk Derece Mahkemesince sorgusunun yapılmış olması itibariyle hakkında hüküm kurulmasının usule uygun olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yerinde, yeterli ve kanuni gerekçeyle uygulanmadığı, sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 04.10.2023 tarihli ve 2022/2432 Esas, 2023/4052 Karar sayılı kararında, sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak Üye ... ve Üye ...'ın sanığın savunması alınmadan beraat kararının mahkumiyet kararına çevrilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Söke 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Sayın çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık ilk derece mahkemesince verilen beraat kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmaya gelmeyen sanık hakkında Kaçaklık kararı verilerek mahkumiyet hükmü kurulup kurulmayacağı hususundadır. Kaçaklıkla ilgili düzenlemeler CMK.nın 247. ve 248. maddelerinde yapılmıştır. Bu maddelerde kaçağın tanımı yapılmış ve "hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacı ile yurt içinde saklanan veya yabancı bir ülkede bulunan bu nedenle kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir," diye ifade edilmiştir. Aynı maddede "kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkumiyet kararı verilemeyeceğini belirtilmiştir. Tartışma konusu olan husus ise ilk derece yargılamasından savunması alınarak hakkında beraat kararı verilen sanığın istinaf yargılaması sırasında beyanı alınmaksızın aleyhine daha ağır bir ceza veya mahkumiyet kararı verilip verilmeyeceğidir. Temyiz aşamasında davaya bakacak mahkemenin yapacağı işlemleri düzenleyen CMK.nın 307/2 fıkrası son cümlesinde bozmadan sonra sanık hakkında verilecek ceza bozmaya konu cezadan daha ağır ise herhalde sanığın dinlenmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Yine CMK.nın 307/2. fıkrasına paralel bir düzenleme olan CMK.nın 282 maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde de "sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi halinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluğunda bitirilebilir. Ancak, CMK.nın 195. madde hükümleri saklı kalmak üzere sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, herhalde sanığın dinlenmesi gerekir." Şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Görüldüğü üzere bu düzenlemelerde aleyhe ceza verilmesi söz konusu olan hallerde sanığın beyanının alınmasının zorunluluğu kesin olarak vurgulanmıştır. Kaçaklık kararı duruşmaya gelmeyen veya kaçan sanıkları duruşmaya getirme amacı güden tedbir amaçlı bir karardır. İlk bakışta sanık hakkında kaçaklık kararı verilmesi halinde bir müeyide olarak duruşmalara gelmeyen sanık hakkında aleyhe mahkumiyet hükmü kurulabileceği akla gelmekte ise de özellikle CMK.nın 282/1 (f) bendinde davanın sanığın yokluğunda bitirilebilmesine ilişkin düzenleme yapılırken istisna olarak CMK.nın 195. maddesindeki hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Kanun koyucu isteseydi haklarında kaçaklık kararı verilen sanıklar hakkında da beyanları alınmadan aleyhe hüküm kurulabileceğine ilişkin bir düzenlemeyi burada yapabilirdi. Kanun koyucu böyle bir düzenleme yapma yoluna gitmemiştir. Kanun koyucu tarafından bu durumun sehven atlandığı düşünülemez. Bunun CMK.nın 282/1-f ve 307/2-son fıkraları gözetilerek yapılan bilinçli bir tercih olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle CMK.nın 247/3 ve 248 maddelerinin CMK.nın 282/1-f ve 307/2-son fıkralarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle sanık hakkında istinaf aşamasında kaçaklık kararı verilmesinin CMK'nın 282/1-f ve 307/2-son fıkrası hükümlerini bertaraf edip etmeyeceği tartışılmalıdır. CMK'nın 247 ve 248 inci maddelerindeki düzenlemelere baktığımızda bu düzenlemelerin kaçak olan sanığı duruşmaya getirme amacına matuf takdire bağlı tedbir kararları olduğu anlaşılmaktadır. Oysa gerek CMK'nın 282/1- f fıkrası gerekse CMK.nın 307/2. fıkrasının son cümlesinin içeriğine baktığımızda ise bu düzenlemelerin emredici nitelikte olduğu görülmektedir. Nitekim hem CMK'nın 282. maddesinde hemde 307/2 son cümlesinde açıkca sanık hakkında verilecek cezanın önceki cezaya göre daha ağır olması halinde sanığın mutlaka dinlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sanığın duruşmaya getirilmesi amacına matuf tedbir niteliğindeki kaçaklık kararı ve uygulamalarının takdire bağlı olduğuda gözetildiğinde gerek bölge adliye mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan kaçaklık kararı ve gerekse Yargıtay bozması sonrası sanığın beyanlarının alınması amacı ile alınacak kaçaklık kararının CMK'nın 282/1-f ve 307/2-son cümlelerindeki emredici hükümleri bertaraf etmeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Aksine düşüncenin savunma hakkının kısıtlanmasına ve hak ihlallerine sebebiyet verebileceği açıktır. Dolayısı ile nasıl ki Yargıtay tarafından verilen aleyhe bozma kararlarında sanığın beyanlarının alınması zorunlu ise bölge adliye mahkemesince aleyhe verilecek kararlarda da sanığın mutlaka beyanının alınması gerektiği kaçaklık kararı alınmasının emredici kuralları bertaraf etmeyeceği kabul edilmelidir. Aksine uygulama CMK'nın 282/1-f ve 307/2-son cümlesine açık aykırılık oluşturacaktır. Somut olayda uyuşturucu ticareti suçundan açılan davada yapılan yargılamada sanık ...'ın ilk derece mahkemesince savunması alındıktan sonra, hakkında beraat kararı verildiği bu karara karşı yerel Cumhuriyet Savcısının aleyhe istinaf talebinde bulunması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3 Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılamada diğer sanıklarla aralarındaki irtibatını tespit etmek için CMK.nın 135 maddesi uyarınca iletişimin tespiti kararı verildiği ve gelen baz, sinyal verilerine göre de değerlendirme yapıldığı ancak duruşmaya davet edilen sanık ...'ın duruşmaya gelmemesi üzerine hakkında çıkarılan yakalama emrinin de infaz edilememesi nedeni ile basın ilan kurumu aracılığıyla sanığa ilanen tebligat yapıldığı ve akabinde sanığın yurt dışına çıktığının tespit edilmesi üzerine de hakkında kaçaklık kararı verildiği ve ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararı kaldırılarak Cumhuriyet Savcısı mütalasına karşı beyanları da alınmaksızın aleyhe mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Bu tespitlere göre yapılan araştırmalara ve sanığın aleyhine verilen mütalaya rağmen bunlara karşı sanığın beyanı ve savunması alınmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmasının CMK.nın 282/1-f ve 307/2-son fıkralarına açık aykırılık oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan, sanığın savunma hakkının kısıtlanması suretiyle hak ihlaline sebebiyet verilmemesi bakımından sayın çoğunluğun sanık hakkındaki mahkumiyet kararının onanması yönündeki kararına katılmadığımızı saygı ile arz ederiz. 24.12.2024

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla