İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/11681 Karar: 2026/2218 Tarih: 2026

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/11681 K.2026/2218

8. Ceza Dairesi 2025/11681 E. , 2026/2218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/696 Esas, 2021/1065 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/11681 E. , 2026/2218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/696 Esas, 2021/1065 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/11681 E. , 2026/2218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/696 Esas, 2021/1065 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/6 96... /1065 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 04.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 14.10.2025 tarihli ve 2025/15890 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2025 tarihli ve KYB-2025/119816 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulundugundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararda, sanığın itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği halde gösterilmeyerek sanığın yanıltıldığı, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 27.07.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2016 tarihli ve 2016/82396 Soruşturma, 2016/3766 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, B. Şüphelinin 17.02.2017 tarihli eylemi ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2017 tarihli ve 2016/82396 Soruşturma, 2017/14186 Esas, 2017/11176 sayılı iddianamesi ile İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2017 tarihli ve 2017/399 Esas, 2017/499 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, D. Sanığın 16.08.2019 tarihli trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu sebebi ile İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/673 Esas, 2021/722 Karar sayılı kararının ihbarı üzerine hüküm açıklanarak İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/696 Esas, 2021/1065 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3, 62... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 04.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.10.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karara karşı başvurulacak itiraz kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi, bu sürenin başlangıcı ve kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararın kesinleşeceğinin gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/696 Esas, 2021/1065 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: 27.07.2016 tarihli kullanma eylemi için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının erteleme kararında itiraz kanun yolu gösterilmemiş; 17.02.2017 tarihli eylemle ihlal kabul edilerek açılan davada İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesi önce 10 ay hapis belirleyip HAGB kararı vermiştir. Deneme süresindeki 16.08.2019 tarihli trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin mahkumiyetin ihbarı üzerine hüküm açıklanarak 10 ay hapse hükmedilmiş; kesinleşen bu karar kanun yararına bozmaya konu olmuştur.

Hukuki İlke: Erteleme kararına karşı itiraz hakkı tanınmadan ve karar tebliğ edilmeden ne denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanabilir ne de beş yıllık erteleme süresi işler; usulünce kesinleşmemiş erteleme kararına dayanılarak ihlal sonucuna varılamayacağından kovuşturma şartı gerçekleşmez ve durma kararı verilmesi zorunludur.

Uygulama Sonucu: HAGB sonrası açıklanan 10 aylık mahkumiyet hükmü kanun yararına bozulmuştur; sürecin başındaki erteleme kararı itiraz yolu bildirilmeden verildiğinden sonraki tüm aşamalar temelsiz kalmıştır.

Dava Strateji Notu: HAGB'nin ayrı bir suç nedeniyle açıklanmasıyla sonuçlanan zincirde bile ilk halkaya dönülmelidir: erteleme kararındaki bildirim eksikliği, açıklanan hükmü dahi kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırır; müdafi infaz aşamasına gelmiş eski kullanma dosyalarında bu denetimi standart hale getirmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla