Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/13560 E. , 2026/2013 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/449 E. 2020/384 K. SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖ
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/13560 E. , 2026/2013 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/449 E. 2020/384 K. SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.07.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 292/1, 53... . maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Edirne 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2019 tarihli kararı ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) 97. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, sanığın istinaf başvurusunda bulunması üzerine hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 23.10.2020 tarihli kararı ile basit yargılama usulüne ilişkin değerlendirme yapılmaması nedeniyle bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine Edirne 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2020 tarihli kararı ile 5275 sayılı Kanun'un 97. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 292/1, 62, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 53... . maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, söz konusu kararın, itiraz edilmeksizin 14.01.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2025 tarihli ve 2025/20642 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.11.2025 tarihli ve KYB- 2025/130642 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 1-5271 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde yer alan, "Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir." şeklindeki düzenlemeye nazaran, Edirne 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 23/10/2020 tarihli ve 2020/1970 Esas, 2020/4339 sayılı kararı ile basit yargılama usulünün değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasını müteakip, Mahkemesince sanığa Bölge Adliye Mahkemesi ilamı, iddianame ve on beş gün içerisinde savunmasını yazılı olarak bildirmesi ve duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği ihtarını da içeren bir tebligat çıkartılmadan yargılamaya devam edilerek dosya üzerinden basit yargılama usulü uyarınca sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27/05/2024 tarihli ve 2023/13334 Esas, 2024/19207 sayılı ilâmında yer alan, ''...Karşılıksız çek düzenlenmesine sebebiyet verme suçundan mahkûmiyete ilişkin cezalar infaz edilmiş olsa dahi, karşılıksız kalan çek bedelinin faiziyle birlikte tamamen ödenmesi halinde bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verileceği dikkate alındığında, sanığın tekerrüre esas alınan Silifke İcra Ceza Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/523 Esas, 2019/12 Karar sayılı kararına konu suçun 5941 sayılı Kanun kapsamında olup, bu suça ilişkin cezanın anılan Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince verilmiş zorlayıcı nitelikte adli para cezası olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde başkaca tekerrüre esas alınabilecek ilamın da bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür...'' şeklindeki açıklamalar ile, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında, a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine, b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir..." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; Karşılıksız çek düzenlenmesine sebebiyet verme suçundan mahkumiyete ilişkin cezalar infaz edilmiş olsa dahi, karşılıksız kalan çek bedelinin faiziyle birlikte tamamen ödenmesi halinde bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verileceği nazara alındığında, Somut olayda sanığın tekerrüre esas alınan Büyükçekmece 1. İcra Ceza Mahkemesinin 02/02/2018 tarihli ve 2017/400 Esas, 2018/59 sayılı kararına konu suçun 5941 sayılı Kanun kapsamında olup, bu suça ilişkin cezanın anılan Kanun'un 5/1. maddesi gereğince verilmiş zorlayıcı nitelikte adli para cezası olması sebebiyle, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı, keza anılan cezanın infazının karar tarihinden önce Büyükçekmece 1. İcra Ceza Mahkemesinin 26/03/2020 tarihli ek kararı ile durdurulduğu, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde başkaca tekerrüre esas alınabilecek ilamın da bulunmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. 5275 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde yer alan, "Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı üzerine Mahkemesince yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilmesine rağmen, sanığa tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde savunma yapması gerektiği, bu süre içinde yargılama usulüne itiraz edilmediği ve savunma yapılmadığı takdirde dosya üzerinden basit yargılama usulüne göre karar verileceği ihtarını içeren tebligat çıkarılmadan savunma hakkının ihlali suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Büyükçekmece 1. İcra Ceza Mahkemesinin 02.02.2018 tarihli ve 2017/400 Esas, 2018/59 Karar sayılı mahkumiyet kararının, 5941 sayılı Kanun kapsamında olup, bu suça ilişkin cezanın anılan Kanun'un 5/1. maddesi gereğince verilmiş zorlayıcı nitelikte adli para cezası olması sebebiyle tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde, başkaca tekerrüre esas alınabilecek ilamının da bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Edirne 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2020 tarihli ve 2020/449 Esas, 2020/384 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde karar verildi.