Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/13601 E. , 2026/2181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/868 Esas, 2020/24 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılı
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/13601 E. , 2026/2181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/868 Esas, 2020/24 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2015 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-4 ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli kararı ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 24.01.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2025/12056 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134644 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulundugundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.07.2014 tarihli ve 2014/85884 soruşturma, 2014/156 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın, şüpheliye tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasının dosya kapsamında ve Uyap kayıtlarında bulunmadığı, anılan kararın şüpheliye tebliğ edildiğinin kabul edilemeyeceği, yine kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararda, itiraz süresi ve mercii doğru olarak gösterilmiş ise de, itiraz süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağı gösterilmediği, açıklanan nedenlerle erteleme kararının kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 28.12.2013 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2014 tarihli ve 2014/85884 Soruşturma, 2014/156 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağının gösterilmediği, B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2015 tarihli ve 2015/74836 Soruşturma, 2015/21322 Esas, ... numaralı iddianamesi ile Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/840 Esas, 2016/340 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına , 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 28.04.2016 tarihinde kesinleştiği, D. Sanığın 09.05.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin Diyarbakır 9 Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2019 tarihli ve 2019/363 Esas, 2019/850 Karar sayılı kararının ihbarı üzerine Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/868 Esas, 2020/24 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 24.01.2020 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.07.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağının gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, kararın tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/868 Esas, 2020/24 Karar sayılı sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2014 tarihli erteleme kararının şüpheliye tebliğ edildiğine dair mazbata dosyada ve UYAP kayıtlarında bulunamamış, ayrıca kararda itiraz süresinin hangi tarihten başlayacağı gösterilmemiştir. İhlal iddiasıyla açılan davada önce HAGB kararı verilmiş, Diyarbakır 9. Asliye Ceza Mahkemesinin ihbarı üzerine hüküm açıklanarak Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesince 16.01.2020 tarihinde 10 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
Hukuki İlke: İtiraz süresi ve mercii doğru gösterilse bile sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağının belirtilmemesi ve kararın şüpheliye tebliğ edildiğinin ispatlanamaması, erteleme kararının kesinleşmesini engeller; tebliğ olmadan denetimli serbestlik infazı başlamaz ve yükümlülük ihlalinden söz edilemez.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma istemi kabul edilerek açıklanan 10 aylık mahkumiyet hükmü CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca bozulmuştur; kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden mahkemenin durma kararı verip erteleme kararının usulüne uygun tebliğini sağlaması gerekirdi.
Dava Strateji Notu: Bu karar, süre bildirimi doğru olsa dahi tebliğ mazbatasının yokluğunun ve süre başlangıcının gösterilmemesinin tek başına bozma sebebi olduğunu ortaya koymaktadır; savunma, UYAP kayıtlarından tebligat evrakının fiilen mevcut olup olmadığını sorgulatmayı ihmal etmemelidir.