Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/13634 E. , 2026/2637 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/496 E. 2023/509 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/13634 E. , 2026/2637 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/496 E. 2023/509 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli ve 2023/496 Esas, 2023/509 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 18.07.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 19.11.2025 tarihli ve 2025/10376 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.12.2025 tarihli ve KYB-2025/135740 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, itiraz süresinin ve merciinin gösterilmemesi sebebiyle usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 16.08.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2018 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2019 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2019 tarihli ve 2019/158 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesi gereğince ısrar şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verildiği, C. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2019 tarihli ve 2019/46010 Soruşturma, 2019/3779 Karar sayılı kararı ile 21.03.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının devamı niteliğinde olduğu belirtilmek suretiyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, D. Şüphelinin 30.10.2019 tarihli eylemi ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2020 tarihli ve 2019/46010 Soruşturma, 2020/5843 Esas, 2020/4145 sayılı iddianamesi ile İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, E. İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2020 tarihli ve 2020/118 Esas, 2020/131 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, F. Sanığın 28.08.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin İzmir 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2021/569 Esas, 2022/539 Karar sayılı kararının ihbarı ile hüküm açıklanarak İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli ve 2023/496 Esas, 2023/509 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 192/3, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 18.07.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. G. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.11.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda kararda itiraz kanun yolu, mercii, itiraz kanun yoluna başvuru süresi, sürenin ne zaman başlayacağı ve itiraz kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararın kesinleşeceğinin açıkça gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli ve 2023/496 Esas, 2023/509 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: 16.08.2017 tarihli eylem hakkındaki ilk erteleme kararında kanun yolu gösterilmemiş, açılan davada mahkeme TCK 191/4-a'daki ısrar şartı gerçekleşmediğinden durma kararı vermişti; savcılık 22.11.2019'da ilk kararın devamı niteliğinde yeniden erteleme kararı vermiş, bu kararda da kanun yolu gösterilmemişti. 30.10.2019 tarihli eylemle ihlal kabul edilip etkin pişmanlık indirimiyle 10 ay hapis cezalı HAGB kurulmuş, 28.08.2021 tarihli yeni eylemin ihbarıyla hüküm açıklanmış; mahkûmiyet kanun yararına bozmaya konu oldu.
Hukuki İlke: Isrâr şartı gerçekleşmediğinden verilen durma kararı sonrası devam niteliğinde çıkarılan yeni erteleme kararı da bağımsız biçimde geçerlilik şartlarına tabidir; her iki kararda da itiraz yolunun gösterilmemesi kesinleşmeyi engeller, kesinleşmemiş kararın ihlaline dayanan HAGB ve açıklanan hüküm kovuşturma şartı yokluğuyla sakattır.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma: 05.07.2023 tarihli 10 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet CMK 309/3 uyarınca oy birliğiyle bozuldu ve dosya gerekli işlem için mahkemesine gönderildi.
Dava Strateji Notu: Mahkemenin bir kez ısrar şartı yokluğundan durma kararı vermiş olması müvekkil lehine güçlü bir dayanaktır; savunma, sonraki 'devam niteliğindeki' erteleme kararının da aynı bildirim eksikliğini taşıdığını göstererek zincirdeki her halkanın ayrı ayrı geçersiz olduğunu ortaya koymalı, etkin pişmanlıkla indirilen cezalarda bile bu usul yolunu ihmal etmemelidir.