KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2025/2431 E., 2025/7772 K.·İnceleme Konusu Kanun Yararına Bozma Yoluna
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/566 Esas, 2021/852 Karar
- Suç
- Yalan tanıklık
- Karar
- Mahkumiyet
- Başvuran
- Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.09.2020 tarihli iddianamesiyle hükümlü hakkında yalan tanıklık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 272/3. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 272/3, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 22.02.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.02.2025 tarihli ve 2024/17174 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/21345 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Kanun’un "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58/5. maddesinin; “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” şeklinde olduğu,
Dosya kapsamına göre, kayden 18/05/1990 doğumlu olan sanık hakkında tekerrüre esas alınan Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 07/05/2015 tarihli ve 2015/53 esas, 2015/73 sayılı kararına konu suçun işlendiği 01/05/2007 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşıldığından, söz konusu mahkûmiyet kaydının tekerrüre esas alınamayacağı gibi, adli sicil kaydında başkaca tekerrrüre esas alınabilecek bir mahkûmiyet hükmünün de bulunmaması karşısında, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Kanun yararına bozma istemine konu dava dosyasında, hükümlünün adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 07.05.2015 tarihli ve 2015/53 Esas, 2015/73 Karar sayılı mahkumiyet kararına konu suçun işlendiği 01.05.2007 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, hükümlünün başkaca da tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunmadığı halde, hükümlünün cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, Mahkemenin hükümlü hakkında adli sicil kaydında tekerrüre esas kaydının olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği görülmekle,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2015/11-259 Esas, 2018/550 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme hükümlerinin uygulanması yönünden diğer koşullarının oluşması,
yine hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden "Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması" ve hapis cezasının ertelenmesi yönünden de "Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması" şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirme bakımından davanın esası çözülmemiş olup hükmedilecek cezanın miktarı itibarıyla kişiselleştirme nedenlerinin uygulanması ihtimaline binaen
kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/2431, K. 2025/7772, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama