İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/3294 Karar: 2025/5403 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/3294 K.2025/5403

8. Ceza Dairesi 2025/3294 E. , 2025/5403 K. "İçtihat Metni" KONU KARARLAR : 1. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı UYUŞMAZ

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/3294 E. , 2025/5403 K. "İçtihat Metni" KONU KARARLAR : 1. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı UYUŞMAZ

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/3294 E. , 2025/5403 K. "İçtihat Metni" KONU KARARLAR : 1. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı UYUŞMAZLIĞIN KONUSU : Usulüne göre alınmış bir arama kararına istinaden, tek işlem tanığı ile yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin, işlem tanığının eksik olması nedeniyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılıp sayılmayacağı ve mahkumiyet hükmüne dayanak teşkil edip edemeyeceğine ilişkindir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2025 tarih ve UG-2025/15670 sayılı yazısı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas ve 2024/157 Karar sayılı kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas ve 2021/393 Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmekle, dosya incelendi; I. HUKUKİ SÜREÇ A. Uyuşmazlığın Giderilmesi Başvurusu 1. Sanık ... hakkındaki kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas ve 2024/157 Karar sayılı kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas ve 2021/393 Karar sayılı kararları ile ilgili olarak sanığın, hakkında farklı tarihlerdeki eylemlere ilişkin aynı olay ve olguları içeren iki farklı dosyada iki farklı karar verildiği, ilgili kararların Bölge Adliye Mahkemelerinin içtihat birliği açısından değerlendirilmesi talebine istinaden Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun, 19.07.2024 tarihli ve 2024/95 Muh. sayılı yazıları ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. ve 15. Ceza Dairelerinden söz konusu talep hakkında görüş istenilmesine karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.09.2024 tarih ve 2021/424 Esas sayılı yazıları ile; "Uyuşmazlığa konu kararların kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarından verilen mahkumiyet kararlarından birisinin, dairemizin kararı ile arama ve el koyma işleminin hukuka aykırı olarak yapılmış olması nedeni ile sanık/sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozularak ilk derece mahkemesine gönderildiği ve ilk derece mahkemesince dairemiz bozma kararı doğrultusunda atılı suç yönünden sanık/sanıklar hakkında beraat kararı verilerek istinaf edilmeksizin kesinleştiği, benzer olay nedeni ile bir diğer yargılamaya konu sanık/sanıklar hakkında verilen bir başka mahkumiyet kararının ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararı ile istinaf başvurularının esastan reddi yönünde karar verilerek kesinleştiği anlaşılmış olmakla; Her iki Daire kararında Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına atıfta bulunularak karar verildiği, Dairemize ait bozma kararında CMK. 217 ve 119 maddelerine ait açıklamalara da yer verilmek suretiyle, zaman içerisinde değişen Yargıtay kararlarına da vurgu yapılarak geniş bir şekilde dairemiz bozma kararı gerekçesinin belirtildiği, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinde de Anayasa ve Yargıtay Kararlarına vurgu yapılmış ise de, sanık müdafiinin dilekçesinde belirttiği ilgili Yargıtay kararları içeriğine ilişkin açıklamalar gözetildiğinde, belirtilen Yargıtay kararlarının aksine yapılan aramaya yönelik aşamalarda itirazlarının varlığından bahsedildiği, Ayrıca CMK. 119/4 maddesinde "Cumhuriyet Savcısının hazır olmaksızın konut, işyeri ve kapalı alanlarda yapılan aramalarda o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" şeklindeki hükmün amir bir hüküm olduğu da gözetildiğinde, dairemizin sanık/sanıklar hakkında hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı yönündeki gerekçesinin yerinde olduğu ve ancak dairemiz ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi arasında yukarıda belirtilen aynı/benzer olaylar nedeni ile uyuşmazlığın ortaya çıktığı, bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulması gerektiği düşüncesi oluşmuş olmakla; SONUÇ VE KANAAT : Yukarıda belirilen uyuşmazlığın giderilebilmesi amacı ile istinaf incelemesine konu yukarıda belirtilen dosyaların Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesi Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun takdirlerine sunulur. " şeklinde görüş bildirildiği belirlenmiştir. 3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 04.09.2024 tarih ve 2022/1543 Esas sayılı yazıları ile; "... İlçe Jandarma Komutanlığına yapılan ihbar üzerine ... Mahallesi ... Bulvarı 1610 nolu parselde bulunan 179/A ve 179/B bina ve eklentilerinde faaliyet gösteren ... ile ... A.Ş. Binalarında çok sayıda şüpheli kişilerin girip çıktığı belirtilerek arama kararı talep edildiği, Cumhuriyet Savcısının 11/01/2020 tarihinde yazılı olarak arama kararı verdiği, yapılan aramada kumar oynanmakta kullanıldığı değerlendirilen bir çok eşyanın bulunarak el konulduğu, arama sırasında ... Mahalle Muhtarı ile haklarında dava açılan sanıklar ... ve ...'in de hazır bulunduğu, verilen el koyma kararının ... 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/151 D.İş sayılı kararı ile onaylandığı, sanıklar hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan kamu davası açıldığı, ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/486 Esas, 2022/280 Karar sayılı kararı ile sanıkların mahkumiyetine karar verildiği, sanık ..., ... ve ...'in verilen kararı istinaf etmesi üzerine dairemizin 15/02/2024 tarih ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı ile incelenerek istinaf başvurularının esastan reddine dair kesin nitelikte karar verildiği, sanık ... müdafinin 19/07/2024 tarihli dilekçesi ile müvekkili ... hakkında daha önceden aynı suçtan açılan kamu davasında ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/291 Esas sayılı dosyasında yargılama yapılıp mahkumiyet kararı verildiği, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2020/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet hükmünün bozulduğu, bu kararda CMK 119/4 maddesi gereği konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan 2 kişinin bulundurulacağı şartının bulunduğu, bu şart yerine getirilmeden mahkumiyet kararı verilemeyeceğinin belirtildiği, dolayısıyla Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi ile dairemizin aynı konuda farklı kararlar verdiği belirtilerek 5235 sayılı yasanın 35. maddesi uyarınca kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna talepte bulunulduğu ilgi yazı ile de her iki daire arasında içtihat aykırılığı bulunup bulunmadığı konusunda görüş sorulmuştur. Dairemiz kararında; Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/18539 Esas, 2023/9555 karar, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/15856 Esas, 2023/10612 Karar sayılı kararı ve Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 Esas numaralı (...) bireysel başvuru kararında da belirtildiği üzere; her ne kadar arama esnasında o yer ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişi hazır bulundurulmadan arama yapılması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de; ... Mahalle Muhtarı ile sanıklardan ... ve ...'in arama esnasında olay mahallinde bulunması ve aramaya ilişkin itirazlarının bulunmaması karşısında, usûle ilişkin bu eksikliğin, arama işleminin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği, usûlüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmalarının kabul edilemeyeceği gözetilerek, mahkemece verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. KONU İLE İLGİLİ YARGI KARARLARI: Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/18539 Esas, 2023/9555 Karar sayılı kararında;"Buna karşın uyuşmazlığa konu olayda, aramaya 5 jandarma görevlisi ile sanığın katıldığı, bununla birlikte Yasanın arama sırasında bulunmasını istediği diğer kişilerin katılmadığı, bunun da şeklen hukuka aykırı olduğu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin 2. fıkrasında; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” şeklindeki hüküm uyarınca, arama sonucu elde edilen delilin hukuka uygun biçimde elde edilen delil niteliğinde bulunmadığı ileri sürülebilir ise de; usulüne göre alınmış bir arama kararı bulunan somut olayda, bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itiraz vaki olmadığı gibi, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım haklarının ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınma da bulunmadığı arama sırasında sanığın da hazır bulunduğu, Bu nedenle, sırf arama sırasında şekle ilişkin bir koşulun ihlal edilmesine dayanılarak aramanın hukuka aykırı sayılamayacağı ve ele geçen delillerin “hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delil” olarak nitelenemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Öğretide de; Prof. Bahri Öztürk, Doç. Dr. Mustafa Ruhan Erdem ve Doç. Dr. Veli Özer Özbek tarafından hazırlanan Uygulamalı Ceza Muhakemesi isimli eserde bu konudan bahsedilirken, ikili bir ayrım yapılarak, bu tasnifte; hak ihlalinin niteliği üzerinde durulup, bir hukuk devletinde bazı hakların mutlak, diğer bazı hakların ise nisbi koruma altında bulundurulduğu belirtildikten sonra; buna bağlı olarak “mutlak delil yasakları” ve “nisbi delil yasakları” kavramlarının ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Buna göre mutlak delil yasakları; 1-Sanığın kendisini suçlandırıcı beyanda bulunmaya zorlanması, 2-Bir kimsenin yakınlarını suçlandırıcı beyanda bulunmaya zorlanması, 3-Sanığa kendisi ile ilk temasa geçen yetkili tarafından bazı haklarının hatırlatılmaması, (susma hakkı, müdafii tayini isteme hakkı gibi) 4-Hayatın gizli alanına (özel hayata değil) yapılan müdahaleler, Olarak sayılmış, bunların dışında kalan durumlarda ise hakim tarafından oranlılık (ölçülülük) ilkesi göz önünde tutularak “kamu yararı” bakımından bir değerlendirme yapılması gerekliliğinden bahsedilmiştir. Bu bağlamda; illiyet bağı, etkileme gücü ve hak ihlali kriterlerine yer vermeden yapılan bir değerlendirmenin; “herhangi bir hakkın ihlal edilmediği her türlü basit şekli aykırılıkların da mutlak bozma sebebi sayılmasını” gerektireceği için, böyle bir yaklaşımın ceza yargılamasında hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açabilecek son derece ağır sonuçları da birlikte getireceği kuşkusuzdur. Her şekle aykırılığın aynı zamanda bir hak ihlaline de yol açacağı şeklindeki bir kabul isabetli olmayacağından, olayımızda olduğu gibi “Cumhuriyet savcısı, iki ihtiyar heyeti üyesi veya iki komşu” bulunmadan yapılan bir aramada, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı) 119. maddesine şekli bir aykırılık söz konusu ise de, herhangi bir hakkın ihlal edildiği söylenemeyecektir. Usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sadece arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmaları ve mahkumiyet hükmüne dayanak teşkil edememeleri kabul edilemez. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 26.06.2007 gün ve 147-159 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle Tebliğname'de bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Olaylar olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işlediğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir." Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/15856 Esas, 2023/10612 Karar sayılı kararında; "Temyiz davasına konu olayda, Kanun'a uygun olarak verilen arama kararının yerine getirilmesi sırasında o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmamış ise de, yapılan işlemlere yönelik sanık tarafından ileri sürülen bir itirazın olmadığı, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarından söz edilemeyeceği, kaldı ki, arama tutanağına göre; ele geçen ürünlerin iş yerinin giriş kısmının karşısında asılı vaziyette bir başka anlatım ile umuma açık alanda ele geçtiği gibi, ele geçen eşyanın kendisine ait iş yerinde bulunduğuna yönelik sanığın tevilli ikrarının da mevcut olması karşısında; tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/14584 Esas, 2024/4513 Karar sayılı kararında; "...Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde sunulan kanıtların kabul edilebilir olup olmadığına karar verme usulünü gösteren ve hangi kanıtların kabul edilebilir olduğunu, hangilerinin kabul edilemez olduğunu belirleyen bir kural olmadığı gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “ İç hukukta yeterli hukuki temeli bulunmadan veya hukuka aykırı vasıtalar kullanılarak elde edilmiş materyallerin yargılamada kanıt olarak kullanılması kural olarak, başvurucuya gerekli usulü güvencelerin sağlanmış olması ve materyelin baskı, zorlama ve tuzak gibi yargılamayı lekeleyebilecek nitelikli ve kaynaklı olmaması şartıyla, sözleşmenin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki adil yargılanma standartlarına aykırılık oluşturmaz.”( Chalkley/ Birleşik Krallık [kk] B.No: 6383/100, 26.09.2002) bir delilin, diğer yan delillerle desteklenmemiş olması, mutlak suretle adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturmaz. Mahkemece hükme esas alınan bir delilin çok kuvvetli olması ve güvenilirliği konusunda herhangi bir risk bulunmaması, destekleyici delillere olan ihtiyacın yoğunluğunu azaltır. Buna karşılık gücü ve güvenilirliği konusunda birtakım şüpheler bulunan bir delilin, suçun sübutu konusunda ulaşılan vicdani kanaat bakımından belirleyici olması halinde, bu durum hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabilir ” (Güllüzar Erman, B. No: 2012/542 04.11.2014) şeklinde kararlar vermiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 230/1-b maddesinde ''mahkumiyet hükmünün gerekçesinde dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ayrıca ve açıkça'' gösterilir denilmek suretiyle hukuka uygun yöntemlerle elde edilen diğer delillerin geçerliliğini koruyacağı benimsenmiştir. Temyiz davasına konu olayda ise, Kanun'a uygun olarak verilen arama kararının yerine getirilmesi sırasında o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmamış ise de, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarından söz edilemeyeceği gibi arama sonucunda ele geçen eşyanın kendisine ait iş yerinde bulunduğuna ve fiyatlarının 1,5 TL olduğuna yönelik sanığın tevilli ikrarının da mevcut olması karşısında; tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." şeklindeki Yargıtay İçtihatlarının, Anayasa Mahkemesi'nin 15.04.2015 tarih, 2013/2392 Başvuru numaralı (...) bireysel başvuru kararında; 46. Görüldüğü üzere, arama işlemi sırasında hazır bulunmayan Cumhuriyet savcısı, arama işleminin tamamlanmasını müteakiben arama mahalline gelmiş ve başvurucuya, arama işlemi ve elde edilen suç eşyası ile ilgili sorular sormuştur. Buna karşılık başvurucu, gerek arama kapsamındaki işlemlerin icrası sırasında, gerekse soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında, arama sonucunda elde edilen delillerin sıhhatine ve gerçekliğine yönelik somut herhangi bir itirazda bulunmamıştır. 47. Başvurucu, her ne kadar kolluk tarafından alınan ifadesinde ve İlk Derece Mahkemesi önündeki savunmasında, arama sonucunda ele geçirilen şarapların bir kısmının kendisine ait olduğunu, bir kısmının ise başka şahıslara ait olduğunu iddia etmiş ise de belirtilen suç eşyasının zilyedi olduğunu inkâr etmemiştir. Dolayısıyla, başvurucunun bu savunmasının, bireysel başvuru kapsamında ileri sürülen arama işlemindeki hukuka aykırılık iddiasıyla ilgisi olmadığı gibi, arama işleminin sıhhati ve anılan suç eşyasının gerçekliğine de bir etkisi bulunmamaktadır. 48. Arama işlemi sırasında bulundurulması gereken kişilerden birinin eksik olmasının yol açtığı, arama işleminin ve arama sonucunda elde edilen delillerin güvenilirliğini şüpheye düşüren somut bir durum veya risk tespit edilemediği gibi, başvurucu tarafından da bu kapsamda herhangi bir somut iddia ileri sürülmemiştir. 49. Dolayısıyla, her ne kadar ihtiyar heyeti azalarından veya komşulardan bir kişinin eksik bulundurulmuş olması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de arama işleminin yukarıda belirtilen icra ediliş yöntemi nazara alındığında, delillerin sıhhatini şüpheli hale getiren bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. 50. Sonuç itibarıyla, başvurucu hakkında iç hukuka uygun bir şekilde Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, başvurucunun konutunda icra edilen arama işlemindeki kanunda belirlenen usule ilişkin eksikliğin, bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği gibi, başvurucu da bu kapsamda herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Bu çerçevede, başvuruya konu arama işlemindeki anılan eksikliğin, elde edilen delillerin güvenilirliğine zarar vermediğinin ve dolayısıyla bu deliller esas alınarak mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın adilliğini zedelemediğinin kabulü gerekir. 51. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına adil yargılanma hakkını ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir." şeklindedir. SONUÇ ve KANAAT: Yukarıda açıklanan kararlar ile Anayasa Mahkemesi kararı, dairemiz kararının hukuki gerekçesini oluşturmakta olup, dairemiz görüş ve uygulamasının bu şekildedir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12 Ceza Dairesinin 2021/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararında ise özetle; Cumhuriyet Savcısı hazır olmadan yapılan aramada komşulardan ya da ihtiyar heyetinden 2 kişi hazır bulundurulmadan yalnızca mahalle muhtarının hazır olduğu arama hukuka aykırı olarak kabul edilmekte olup farklı içtihatlara dayanmaktadır. Sonuç olarak; Dairemizin 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12 Ceza Dairesinin 2021/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı arasında içtihat aykırılığı bulunduğu bu sebeple bu aykırılığın giderilmesi için Yargıtay'dan bu konuda bir karar verilmesi yönünde talepte bulunulması kanaati ile, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun takdirlerine sunulur." şeklinde görüş bildirildiği belirlenmiştir. 4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 21.01.2025 tarihli ve 2025/1 Karar sayılı "Uyuşmazlığın giderilmesi" konulu görüşme tutanağı ile; Sanık hakkındaki kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas ve 2024/157 Karar sayılı kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas ve 2021/393 Karar sayılı kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunun oy çokluğuyla kabulüne; yine oy çokluğuyla bu uyuşmazlığın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesinin uygun olacağı görüşü ile ilgili belgelerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği belirlenmiştir. B. Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Kararları 1. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas ve 2021/393 Karar sayılı kararını kapsayan dosyada; ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2019 tarihli ve 2019/9932 Soruşturma, 2019/3221 Esas, 2019/2817 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 228/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi talebine ilişkin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2019/291 Esas, 2020/223 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 228/1, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, bu karara karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2021/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı ile "...gecikmesinde sakınca bulunduğundan nöbetçi Cumhuriyet savcısı tarafından verilen arama kararı gereğince umuma açık olmayan ve sanıklara ait olduğu anlaşılan Kadim İnşaat işçileri sendikası ve ... A.Ş'ye ait bina içerisinde 14/07/2019 günü kolluk görevlilerince CMK'nın 119/4 maddesine aykırı olarak komşulardan veya ihtiyar heyetinden iki kişi hazır bulundurulmaksızın yalnızca mahalle muhtarının hazır bulundurulması suretiyle arama yapıldığı, yapılan aramada kumar oynatmakta kullanılan eritilmiş ve saklanmış pul ve kağıtlara el konulduğu, sanıkların beyanlarının yapılan bu arama kararı sayesi ve sonrasında tespit olunduğu, el konulan malzemelerinin yapılan bu arama işlemi esnasında ele geçtiği, sanıkların aşamalardaki beyanları içeriğinin yapılan bahse konu arama işlemi sonucu tespit olunan hususları inkara yönelik olup yapılan arama işleminde tespit olunan hususlara itiraz mahiyetinde bulunduğu anlaşılan somut olayda, yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesinin 19/11/2014 tarih ve 2013/6183 başvuru numaralı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/04/2015 tarih 2013/464 Esas 2015/132 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere CMK'nın 119/4 maddesine aykırı olarak arama sırasında o yer ihtiyar heyetinden veya komşularından iki kişi bulundurmadan sanıklara ait olan ve umuma açık olmadığı anlaşılan bina içinde yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, bu arama üzerine ele geçen maddi bulgu ve belirlenen beyanların delil olarak kullanılamayıp hükme esas alınamayacağı ve hukuka aykırı olarak elde edilen bahse konu deliller dışında kalan diğer delillerin değerlendirilmesi ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, hukuka aykırı yapılan aramaya dayalı olarak tespit olunan deliller ve beyanların hükümlere esas alınması suretiyle CMK'nın 289/1-i maddesine aykırı davranılması..." nedeniyle sanık hakkında kurulan hükmün bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas ve 2024/157 Karar sayılı kararını kapsayan dosyada; ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.10.2020 tarihli ve 2020/469 Soruşturma, 2020/2995 Esas, 2020/2481 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 228/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi talebine ilişkin ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2020/486 Esas, 2022/280 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 228/1, 52/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, bu karara karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.02.2024 tarihli ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği belirlenmiştir. II. Uyuşmazlık Hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görüşü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.03.2025 tarihli ve UG - 2025/15670 sayılı uyuşmazlık talebine ilişkin değerlendirmesinde; "a)... İlçe Jandarma Komutanlığına yapılan ihbar üzerine ... Mahallesi ... Bulvarı 1610 nolu parselde bulunan 179/A ve 179/B bina ve eklentilerinde faaliyet gösteren ... ile ... A.Ş. Binalarında çok sayıda şüpheli kişilerin girip çıktığı belirtilerek arama kararı talep edildiği, Cumhuriyet Savcısının 11/01/2020 tarihinde yazılı olarak arama kararı verdiği, yapılan aramada kumar oynanmakta kullanıldığı değerlendirilen bir çok eşyanın bulunarak el konulduğu, arama sırasında ... Mahalle Muhtarı ile haklarında dava açılan sanıklar ... ve ...'in de hazır bulunduğu, verilen el koyma kararının ... 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/151 D.İş sayılı kararı ile onaylandığı, sanıklar hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan kamu davası açıldığı, ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/486 Esas, 2022/280 Karar sayılı kararı ile sanıkların mahkumiyetine karar verildiği, sanık ..., ... ve ...'in verilen kararı istinaf etmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15/02/2024 tarih ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararı ile incelenerek istinaf başvurularının esastan reddine dair kesin nitelikte karar verildiği, b)Sanık ... hakkında daha önceden aynı suçtan açılan kamu davasında ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/291 Esas sayılı dosyasında yargılama yapılıp mahkumiyet kararı verildiği, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2020/424 Esas, 2021/393 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet hükmünün bozulduğu, bu kararda CMK 119/4 maddesi gereği konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan 2 kişinin bulundurulacağı şartının bulunduğu, bu şart yerine getirilmeden mahkumiyet kararı verilemeyeceğinin belirtildiği, c)Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince, CMK'nın 119/4 maddesi gereği konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan 2 kişinin bulundurulacağı şartının bulunduğu, bu şart yerine getirilmeden mahkumiyet kararı verilemeyeceğinin belirtildiği ancak Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince bu hususun mutlak hukuka aykırılık olarak değerlendirilmediği anlaşılmıştır. d)Uyuşmazlık konusu olan 5271 sayılı CMK'nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" hükmü yer almaktadır. e)Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/18539 Esas, 2023/9555 Karar sayılı kararında; "Buna karşın uyuşmazlığa konu olayda, aramaya 5 jandarma görevlisi ile sanığın katıldığı, bununla birlikte Yasanın arama sırasında bulunmasını istediği diğer kişilerin katılmadığı, bunun da şeklen hukuka aykırı olduğu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin 2. fıkrasında; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” şeklindeki hüküm uyarınca, arama sonucu elde edilen delilin hukuka uygun biçimde elde edilen delil niteliğinde bulunmadığı ileri sürülebilir ise de; usulüne göre alınmış bir arama kararı bulunan somut olayda, bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itiraz vaki olmadığı gibi, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım haklarının ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınma da bulunmadığı arama sırasında sanığın da hazır bulunduğu, Bu nedenle, sırf arama sırasında şekle ilişkin bir koşulun ihlal edilmesine dayanılarak aramanın hukuka aykırı sayılamayacağı ve ele geçen delillerin “hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delil” olarak nitelenemeyeceğinin kabulü gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir. f)Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/15856 Esas, 2023/10612 Karar sayılı kararında; "Temyiz davasına konu olayda, Kanun'a uygun olarak verilen arama kararının yerine getirilmesi sırasında o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmamış ise de, yapılan işlemlere yönelik sanık tarafından ileri sürülen bir itirazın olmadığı, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarından söz edilemeyeceği, kaldı ki, arama tutanağına göre; ele geçen ürünlerin iş yerinin giriş kısmının karşısında asılı vaziyette bir başka anlatım ile umuma açık alanda ele geçtiği gibi, ele geçen eşyanın kendisine ait iş yerinde bulunduğuna yönelik sanığın tevilli ikrarının da mevcut olması karşısında; tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." şeklinde karar verilmiştir. g)Anayasa Mahkemesi'nin 15.04.2015 tarih, 2013/2392 Başvuru numaralı (...) bireysel başvuru kararında; "46. Görüldüğü üzere, arama işlemi sırasında hazır bulunmayan Cumhuriyet savcısı, arama işleminin tamamlanmasını müteakiben arama mahalline gelmiş ve başvurucuya, arama işlemi ve elde edilen suç eşyası ile ilgili sorular sormuştur. Buna karşılık başvurucu, gerek arama kapsamındaki işlemlerin icrası sırasında, gerekse soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında, arama sonucunda elde edilen delillerin sıhhatine ve gerçekliğine yönelik somut herhangi bir itirazda bulunmamıştır. 47. Başvurucu, her ne kadar kolluk tarafından alınan ifadesinde ve İlk Derece Mahkemesi önündeki savunmasında, arama sonucunda ele geçirilen şarapların bir kısmının kendisine ait olduğunu, bir kısmının ise başka şahıslara ait olduğunu iddia etmiş ise de belirtilen suç eşyasının zilyedi olduğunu inkâr etmemiştir. Dolayısıyla, başvurucunun bu savunmasının, bireysel başvuru kapsamında ileri sürülen arama işlemindeki hukuka aykırılık iddiasıyla ilgisi olmadığı gibi, arama işleminin sıhhati ve anılan suç eşyasının gerçekliğine de bir etkisi bulunmamaktadır. 48. Arama işlemi sırasında bulundurulması gereken kişilerden birinin eksik olmasının yol açtığı, arama işleminin ve arama sonucunda elde edilen delillerin güvenilirliğini şüpheye düşüren somut bir durum veya risk tespit edilemediği gibi, başvurucu tarafından da bu kapsamda herhangi bir somut iddia ileri sürülmemiştir. 49. Dolayısıyla, her ne kadar ihtiyar heyeti azalarından veya komşulardan bir kişinin eksik bulundurulmuş olması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de arama işleminin yukarıda belirtilen icra ediliş yöntemi nazara alındığında, delillerin sıhhatini şüpheli hale getiren bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. 50. Sonuç itibarıyla, başvurucu hakkında iç hukuka uygun bir şekilde Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, başvurucunun konutunda icra edilen arama işlemindeki kanunda belirlenen usule ilişkin eksikliğin, bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği gibi, başvurucu da bu kapsamda herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Bu çerçevede, başvuruya konu arama işlemindeki anılan eksikliğin, elde edilen delillerin güvenilirliğine zarar vermediğinin ve dolayısıyla bu deliller esas alınarak mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın adilliğini zedelemediğinin kabulü gerekir. 51. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına adil yargılanma hakkını ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir." şeklinde karar verilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda; CMK'na uygun olarak verilen arama kararının Cumhuriyet savcısının hazır olmaksızın yerine getirilmesi sırasında, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaması, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarından söz edilemeyeceği ve bu yönde verilen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15/02/2024 tarih ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararının hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Ceza Muhakemesi Kanunu'na uygun olarak verilen arama kararının Cumhuriyet savcısının hazır olmaksızın yerine getirilmesi sırasında, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaması, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarından söz edilip edilemeyeceğine ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15/02/2024 tarih ve 2022/1543 Esas, 2024/157 Karar sayılı kararındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi" yönünde görüş bildirilmiştir. III. GEREKÇE 1. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 'un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan üçüncü bendi; "3. Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek, .... (Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir." Şeklinde düzenlenmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.01.2025 tarihli ve 2025/1 sayılı, 12. ve 15. Ceza Dairelerinin görüş yazıları ile yapılan toplantı neticesinde oyçokluğuyla alınan kararda, yapılan değerlendirme neticesinde anılan Ceza Daireleri arasında uyuşmazlık bulunduğuna ve bu uyuşmazlığın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesinin uygun olacağı görüşü ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da "uyuşmazlık talebinin değerlendirilmesi" konulu görüş yazısında uyuşmazlık konusunun, her ne kadar "Usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sadece arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmaları ve mahkumiyet hükmüne dayanak teşkil edip edemeyeceğine ilişkin" olduğu belirtilmiş ise de; Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.01.2025 tarihli ve 2025/1 sayılı kararında, uyuşmazlığın maddi olaya mı ilişkin olduğu yoksa hukuki bir sorundan mı kaynaklandığına dair gerekçeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca uyuşmazlık konusunun tereddüde mahal vermeyecek şekilde açık bir şekilde belirtilerek ortaya konulmak suretiyle, gerekçeli olarak düzenlenecek uyuşmazlığın giderilmesi talebine ilişkin inceleme yapılmak üzere iadesi için dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla