İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/3569 Karar: 2025/6429 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/3569 K.2025/6429

8. Ceza Dairesi 2025/3569 E. , 2025/6429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/252 E., 2024/733 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebil

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/3569 E. , 2025/6429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/252 E., 2024/733 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebil

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/3569 E. , 2025/6429 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/252 E., 2024/733 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma Kararı ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.11.2023 tarihli suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan verilen düşme kararının katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.05.2024 tarihli, 2024/16889 Esas, 2024/4283 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi karar tarihi ya da temyiz inceleme tarihi itibariyle olağan veya olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, suça sürüklenen çocuk hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı yerine yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma Kararından Sonraki Yargılama Süreci ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.10.2024 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/1., 109/3-f, 31/3., 62. maddeleri uyarınca, 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararının verilmesi gerektiğine, aksi durumda lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir. Suça Sürüklenen Çocuğun Temyiz İstemi Somut bir nedene dayanmamaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun, olay tarihinde 15 yaşından küçük olup, yaşı itibariyle atılı suç bakımından gösterdiği rızasına itibar edilmeyen katılan mağdur ... ile, mağdurun ailesinin izni ve bilgisi olmaksızın, birlikte gezdikleri, suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdura "seni kaçırayım" diyerek babaanesinin evine götürdüğü, olay günü katılan mağdurun ailesinin evine dönmemesi üzerine, mağdurun babasının şikayetçi olduğu, bu şekilde suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olayda; Suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle, atılı suçtan belirlenen temel hapis cezası üzerinden indirim yapılırken uygulama maddesinin gösterilmemesi ve hapis cezasından 1/3 oranında indirim yapılmasına karşın indirim oranının 1/2 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi olarak kabul edilmiştir. Bozma kararı sonrası, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.10.2024 tarihli ve 2024/252 Esas, 2024/733 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Sayın çoğunluğun TCK. 109/1. maddesindeki hürriyeti tahdit suçunun oluştuğuna dair görüşünü dayandırdığı gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.12.2015 tarih ve 2014/14-1 98... /428 Karar, ile 17.02.2015 tarihli 2014/14-307 Esas ve 2015/8 Karar sayılı kararlarında belirtilen 15 yaşını bitirmemiş küçüklerin alıkoyma suçuna rızalarının hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyeceğine dair kararlarıdır. Ayrıntılı gerekçesi 8.Ceza Dairesinin 16.05.2023 tarih ve 2020/7459 Esas-2023/3312 Karar sayılı kararındaki karşı oy yazımızda belirtildiği üzere; TCK.nın 234/3.maddesinde belirtilen çocuğun alıkonulması suçunda, çocuğun rızasının geçersiz olduğu gerekçesi ile çocuğun rızası ile alıkonulması suçunun hürriyeti tahdit suçuna dönüştürülerek bu suçtan mahkumiyet kararı verilmesinin TCK.daki düzenlemelere yani kanuna ve hukuka aykırı olduğu düşüncesindeyiz. Şöyleki; Türk Ceza Kanunu'nun 109. ve 234. maddelerine bakıldığında, 109. maddesinde düzenlenen kişi hürriyetini sınırlama suçunun kişilere karşı suçlar bölümünde, çocuğun kaçırılması ve rızası ile alıkonulması suçunun ise TCK.nın 234. maddesinde belirtilen topluma karşı suçlar kısmında düzenlendiği görülmektedir. Hürriyeti tahdit suçuna baktığımızda; kanundaki düzenleniş şekline göre bu suçun oluşabilmesi için mutlaka kişinin rızasına aykırı olarak fiziki özgürlüğünün kısıtlanması gerekmektedir. TCK.nın 109. maddesinde düzenlenen hürriyeti tahdit suçunda yaşı küçük mağdurun var olan rızasının yok sayılması sureti ile bu suçun oluşacağına dair bir ifade bulunmamaktadır. Hile ve aldatma olmadığı takdirde çocuk dahi olsa rızası bulunan kişilere yönelik rızaen fiziki alıkoyma eylemi başka bir suç oluştursa dahi (örneğin çocuklar yönünden alıkoyma suçunu oluşturması hali) hürriyeti tahdit suçunu oluşturmayacağı madde metni içeriğinden anlaşılmaktadır. Kişi özgürlüğü kişiye sıkı sıkıya bağlı mutlak bir haktır. Bu nedenle yukarıda belirtildiği üzere TCK.nın 109. maddesinde düzenlenen hürriyeti tahdit suçunda yaş küçüklüğü rızaya engel bir durum olarak görülmemiştir. Rıza var ise sadece bunun hile ile sağlanıp sağlanmadığı aranmıştır. Rızanın varlığı halinde yaşı 15'den küçüklerin alıkonulmasında da hürriyeti tahdit suçunun unsurlarının oluşmayacağı madde metninden anlaşılmaktadır. Nitekim TCK.nın 109. maddesindeki düzenlemeye göre yaşı küçük(15 yaşından küçük) çocukların bir yere gitmeleri ya da kalmaları anne-babaları tarafından dahi zorla engellense hürriyeti tahdit suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir. Hürriyeti tahdit suçundaki bu düzenlemeden kişi özgürlüğünün yaş sınırı aranmaksızın kişiye sıkı sıkıya bağlı mutlak ve devredilemez bir hak olduğu anlaşılmaktadır. Çocuğun rızaen alıkonulması suçunun düzenlendiği TCK.nın 234/3. maddesinde ise korunan hukuki yarar aile düzenidir. Bu nedenle bu suçun mağduru anne-baba veya yetkili makamlardır. Dolayısı ile bu suçta çocuğun iradesine değil, anne-baba veya yetkili makamların iradesine üstünlük tanınmıştır. Ancak bu düzenlemede dikkatten kaçan husus çocuğun rızasının tamamen geçersiz ve yok sayılmadığıdır. Bu suçta korunan hukuki yararın aile düzeni olması nedeniyle anne-baba veya yetkili makamların iradesinin çocuğun rızasına üstün tutulması söz konusudur. Yani çocuğun rızasının tamamen geçersiz veya yok sayılması durumu yoktur. Çünkü; eğer çocuğun rızası yoksa suç zaten çocuk yönünden çocuğa karşı hürriyeti tahdit suçunu oluşturcaktır. Çocuğun rızası var ise bu takdirde eylem aile düzenine aykırılığa dönüşmektedir. Bu takdirde de aile veya yetkili makamların şikayetçi olması durumunda alıkoyan kişi bu eylemi nedeniyle TCK.nın 234/3. maddesi gereğince cezalandırılacaktır. Bu suçta Kanun Koyucu çocuğun kendi yanında bulunduğunu aileye haber vermeyen kişiyi aile düzenine aykırı davranmaktan dolayı cezalandırma yönüne gitmiştir. Bu eylem hürriyeti tahdit suçuna göre daha hafif bir eylem olarak görüldüğü içinde kanun koyucu bu eyleme TCK.nın 234/3. maddesinde belirtilen cezayı öngörmüş ve bunu da şikayete tabi tutmuştur. Burada gözden kaçırılan en önemli husus çocuğun rızasının varlığının suçun vasfına ve mahiyetine doğrudan etki ettiğidir. Eylem çocuğun rızasının varlığı sayesinde TCK.nın 234/3. fıkrası kapsamında kalmaktadır. Yoksa eylem zaten doğrudan hürriyeti tahdit suçunu oluşturacaktır. TCK.nın 234/3. maddesinde düzenlenen suçta anne-baba veya yetkili makamlar suçun mağduru olsalar da özgürlükleri fiziken kısıtlananlar onlar olmadığı için eylem TCK 234/3. maddesi kapsamında kalmaktadır. Yani özgürlüğü kısıtlanan kişi (suçun konusu olsada) çocuktur. Bu nedenlerle TCK.nın 234/3. maddesinde düzenlenen alıkoyma suçunda evi terk eden çocuğun rızası olduğu için hürriyeti tahdit suçunun unsurları oluşmamaktadır. Aksi düşünce unsurları itibari ile oluşmayan hürriyeti tahdit suçundan ceza verilmesi gibi kanuna ve hukuka aykırı bir durum ortaya çıkarmaktadır. Burada şunu da belirtmek gerekir ki; hukukta suçun oluşması için suçun tipiklik unusurunun (kanunda düzenlenen unsurların) gerçekleşmesi ve kastın varlığı gerekir. Sanığın eylemlerinin ahlaki redeati(kötülüğü) kesin kurallara bağlanmış hukuk kuralları karşısında etkisini kaybeder. Yani ahlaki değerlerle hukuk kurallarını birbirine karıştırmamak gerekir. Çünkü ahlaki değerlerle hukuk kuralları her zaman örtüşmeyebilir. Eylemin hukuki kötülüğünü bertaraf etmek için kanun ve hukuk kurallarını amacına aykırı yorumlamak keyfiliğe sebebiyet verebilir. Olayda hürriyeti tahdit suçunun oluşması için gerekli olan genel kastın varlığı ve kanundaki hürriyeti tahdit suçunun unsuru olan fiziki hürriyetin kısıtlanması gerçekleşmemiştir, yani suçun tipiklik unsuru gerçekleşmemiştir. Bu nedenle şikayete tabi bir eylemin kanunun düzenleniş amacına ve gerekçesine aykırı bir şekilde yorumlanıp bağlamından koparılarak şikayet kapsamından çıkarılıp şikayete tabi olmayan bir suça dönüştürülmesi TCK.nın 2. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesine ve maddi ceza içeren hükümlerin aleyhe yorumlanamayacağına ilişkin aleyhe yorum yasağına açık aykırılık oluşturacaktır. Ceza Genel Kurulunun mezkur kararında yapıldığı gibi eğer bir kıyas yapılacak ise yaşı küçüklerde temyiz yeteneğini düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 16. maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümler bölümünde düzenlenen çocukların cezalandırılması ile ilgili 31. maddesi ve çocukta rızanın nazara alınabileceği yaşa ilişkin bir düzenleme olan TCK.nın 234. maddesinin 2. fıkrasının birlikte değerlendirilerek bir kıyas yapılması gerekir. (Bu husus tarafımızca yazılan geniş gerekçeli muhalefet şerhinde açıklanmıştır.) Açıklanan nedenlerle Türk Medeni Kanunu'ndaki çocuğun kendi aleyhine borçlandırıcı tasarruflara girmesini yasaklayan kısıtlamalarından ve TCK.nın özel hükümler bölümünde yer alan özel suçlara ilişkin düzenlemelerden hareketle hakimin özel hukuk alanında olduğu gibi kendisini kanun koyucunun yerine koyarak kıyas yolu ile suç oluşturması maddi ceza hukukundaki aleyhe yorum ve kıyas yasağına açık aykırılık oluşturmaktadır. Böyle bir yorumla varılacak sonuç 5237 sayılı TCK.nın 1. maddesindeki özgürlükleri koruma amacına, TCK'nın 2. maddesindeki suçta ve cezada kanunilik ilkesine, TCK'nın 3. maddedeki cezada adalet ilkesine, Anayasadaki kişi özgürlüğüne, hukuki belirliliğe ve hukuk güvenliğine aykırılık oluşturacaktır. Anayasal hukuk devletinde yasama, yürütme ve özellikle yargı mercileri kanunlarla bağlıdır. Aksine hareket özgürlük-güvenlik dengesini bozmak suretiyle devletin hukuk devleti vasfına ve hukuk devletine olan güvenin zedelememesine yol açar. Bu nedenlerle 5237 sayılı TCK.da açıkça belirtilen haller dışında rıza yaş sınırının TCK.nın 31. maddesindeki çocukların cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeye paralel bir düzenleme olan ve TCK.nın 234/2. fıkrasında belirtilen 12 yaşı bitirme olarak kabul edilmesi ve 12-15 yaş aralığında olan çocuklarda rızaya ehil olup olmadığının araştırılması, ehil olduğunun tespiti halinde on iki yaşını bitirmiş evi terk eden çocuklarında kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan bir yere gitme veya bir yerde kalma haklarının bulunduğunun kabul edilerek bu yaşta evi terk eden çocukların durumunun ailesine veya yetkili makamlara haber verilmemesinin TCK.nın 234/3. maddesindeki düzenleme gereği bu madde de belirtilen suçu oluşturduğunun kabul edilmesinin Türk Ceza Kanuna, Medeni Kanun'daki düzenlemelere, Anayasa'ya, hukuka ve kanun koyucunun amacına daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Bu açıklamalar doğrultusunda suç konusu olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde suça sürüklenen çocuk ile duygusal arkadaşlık ilişkisi olduğu anlaşılan 15 yaşından küçük katılan mağdur ...'ın, olay günü suça sürüklenen çocuk ile olay günü voleybol maçı izledikten sonra, suça sürüklenen çocuğun mağdura gel seni kaçırayım demesi üzerine, cebir tehdit veya hile olmaksızın suça sürüklenen çocuğun babaannesinin evine gittikleri, bu aşamada katılan mağdurun eve gelmemesi nedeniyle mağdurun babasının şikayeti üzerine olayın intikalinin gerçekleşip mağdurun bulunduğu, bu haliyle katılan mağdurun evi terk etme iradesinin olduğu anlaşılan olayda, eylemin TCK.nın 234/3. maddesinde düzenlenen evi terk eden çocuğu yetkili makamları veya ailesini durumdan haberdar etmeksizin yanında tutmak suçunu oluşturduğu, hürriyeti tahdit suçunun unsurlarını içermediği, aksine düşüncenin yukarıda kısaca açıklanan gerekçelerle Kanuna ve Hukuka aykırılık oluşturacağından Yüksek Dairenin sayın çoğunluğunca yerel mahkemenin hürriyeti tahdit suçundan kurduğu hükmün onanması kararına bu yönüyle katılmadığımı saygıyla arz ederim. 09.09.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla