Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/4928 E. , 2025/9442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/30 D. İş SUÇLAR :Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin engellenmesi İNCELEME KONUSU KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/4928 E. , 2025/9442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/30 D. İş SUÇLAR :Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin engellenmesi İNCELEME KONUSU KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2024 tarihli ve 2022/136 Esas, 2024/105 Karar sayılı kararı ile hükümlüler müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara karşı yapılan itirazın Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli ve 2025/30 Değişik iş sayılı kararı ile reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 25.04.2025 tarihli ve 2025/2195 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2025 tarihli ve KYB-2025/55565 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2025 tarihli ve KYB-2025/55565sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, mağdur ...'ın olay tarihinde ailesinin izni olmadan bir erkek arkadaşının bulunduğunun öğrenilmesi üzerine mağdurun abileri olan sanıkların mağdurun ilişkisine karşı çıktıkları, mağdurun yüzüne tokat attıkları, sırtına tekme attıkları ve sanıkların mağdura "bu saatten sonra bu evden çıkmayacaksın yoksa seni öldürürüz" şeklinde tehdit ederek mağdurun cep telefonunu aldıkları, mağdurun ayak bileğini kalorifer peteğine zincirle bağlayarak evde bırakıp gitmeleri üzerine mağdurun bulabildiği hatsız telefon üzerinden polisi arayarak yardım istediği, gelen kolluk görevlileri tarafından mağdurun ayak bileğindeki zincirin kırılarak mağdurun karakol ve hastaneye götürüldüğü şeklinde gerçekleştiği iddia ve kabul edilen olaya ilişkin olarak yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde verilen mahkûmiyet kararının istinaf denetiminden geçerek kesinleşmesini takiben, sanıklar müdafii tarafından yeni delil bulunduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu ancak Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2024 tarihli ek kararı ile bu talebin reddine karar verilmesi üzerine anılan ek karara karşı yapılan itirazın da mercii kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Anılan mahkumiyet kararının 23.10.2024 tarihinde kesinleşmesini takiben mahkemeye sunulan mağdur ... imzalı 05.11.2024 tarihli dilekçede özetle, abileri olan sanıkların, kendisi ile gönül ilişkisi bulunan şu anki eşi Erdem Akkaya'dan ayrılması hususunda kendisini zorlamaları üzerine, kullanmış olduğu psikiyatrik ilaçların da etkisi ile bir filmde gördüğü sahneden esinlenerek, kendisini sol ayağından zincirle kalorifer peteğine bağladıktan sonra kolluk kuvvetlerine gerçeğe aykırı bir şekilde ihbarda bulunduğunu, bu yalan beyanı sevdiğine kavuşmak için gerçekleştirdiğini belirterek anılan dilekçe ekinde kendisinin muayenesi ve reçete edilen psiyikatrik ilaçlara ilişkin bir takım hastane evrakını içeren belgelerin sunulması, Öte yandan, mağdurun samimi arkadaşı olduğu bildirilen ... isimli tanığın da olayın bütün gerçekleri ile bildiği ve mağdur tarafından evlenmesine karşı çıkan abileri olan sanıkların cezaevine gönderilerek erkek arkadaşı ile evlenebilmek amacı ile kumpas kurulduğu şeklinde beyanda bulunduğunun iddia edilmesi karşısında, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun’un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311.maddesi: "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir... " Şeklinde düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, yukarıda izah edilen sebeplerle hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılması “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” ile mümkündür. Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi, daha önceki yargılama sırasında ele alınmayan “yeni delil” veya “yeni olay” mevcut olduğunun anlaşılması halinde başvurulan bir kanun yoludur. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılamanın yenilenmesi talebi, kanunda belirlenen biçimde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiçbir sebep gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir. 2.Somut olayda; mağdur ...'ın hükümlülerin kız kardeşi olduğu olay tarihinde mağdurun bir erkek ile gönül ilişkisinin olduğunu duymaları üzerine, hükümlü ...'in mağdurun yüzüne tokat attığı ve mağdura "bu saatten sonra bu evden çıkmayacaksın yoksa seni öldürürüz" şeklinde tehdit ederek mağdurun cep telefonunu aldıkları, mağdurun ayak bileğini kalorifer peteğine zincirle bağlayarak evde bırakıp gitmeleri üzerine mağdurun bulabildiği hatsız telefon üzerinden polisi arayarak yardım istediği, gelen kolluk görevlileri tarafından mağdurun ayak bileğindeki zincirin kırılarak mağdurun karakol ve hastaneye götürüldüğü şeklinde gerçekleştiği iddia ve kabul edilen olaya ilişkin olarak yapılan yargılama neticesinde Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.03.2024 tarihli ve 2022/136 Esas, 2024/105 Karar sayılı kararı ile atılı suçlardan hükümlülerin mahkumiyetine karar verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 23.10.2024 tarihli ve 2024/1930 Esas, 2024/1942 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek hükümlerin kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükümlüler müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2024 tarihli ek kararına karşı yapılan itirazın Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09.01.2025 tarihli ve 2025/30 Değişik İş sayılı kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hükümlüler müdafii tarafından ileri sürülen hususların yargılama aşamasında değerlendirildiği, mağdur beyanlarının sonraki tarihli dilekçe ile benzer olduğu, olaya dair görgüsü bulunan tanıkların da yargılamada dinlenmiş olduğu, yeni tanık dinlenmesi talebinin 5271 sayılı Kanun'un 318. maddesi gereği yargılanmanın yenilenmesini gerektirir durum bulunmadığı mevcut delillere göre araştırılması gereken başka bir hususun olmadığı ve esası etkileyecek yeni bir delil sunulamadığı anlaşılmakla kararın, Kanuna uygun olduğu belirlenmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2025 tarihinde karar verildi.