Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/5219 E. , 2025/9131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1300 Esas, 2024/1030 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin b
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/5219 E. , 2025/9131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1300 Esas, 2024/1030 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı 1. ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2021/487 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62/1, 52/2-4, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş; karar sanık ve müdafileri tarafından istinaf edilmiştir. 2. Akabinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.03.2023 tarihli ve 2023/716 Esas, 2023/516 Karar sayılı kararı ile hükmün "...Sanığın savunmaları, eylemler arasında geçen süre, uyuşturucu maddelerin her bir eylemde yakalanıp elkonulmasından sonra sanığın yeniden madde temin etmiş olması, eylemler arasında fiili kesinti oluşması ve sanığın kastını yenilediğinin anlaşılması karşısında, her bir eylemin müstakil suç oluşturduğu ve ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, denetimine olanak sağlayacak şekilde, sonuca etkili tüm argümanlar, kararın dayandığı tüm kanıtlar, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeleri açık olarak gerekçeye yansıtılmadan, aralarında hukuki kesinti olmayan 13/10/2021 tarihli eylemin zincirleme suç oluşturduğu kabul edilen diğer eylemlerden ayrılarak, neden müstakil suç teşkil ettiği de açıklanmadan gerekçesiz olarak hüküm kurulması, Kabule göre de; -Dosya kapsamında ele geçirilen maddelerin miktarı, suç konusunun önem ve değeri gözönünde bulundurulduğunda, TCK'nın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile temel cezanın belirlenmesi ve 29/04/2021, 23/05/2021, 27/07/2021, 02/10/2021 tarihli eylemlerden mahkumiyetine ilişkin hükümde zincirleme suç hükümleri uygulanırken eylem sayısının fazlalığı da dikkate alınarak TCK'nın 43. maddesi gereğince artırım oranının belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan hüküm kurulup, yine alt sınırdan artırım yapılarak eksik cezaya hükmedilmesi, -Müstakil suç olduğu kabul edilen 13/10/2021 tarihli eylemde sanıktan TCK'nın 188/4-a maddesi kapsamında nitelikli madde elde edilmediği halde anılan madde hükmü uygulanmak sureti ile fazla ceza tayini, -TCK'nın 52/4. maddesindeki düzenlemede, “kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." hükmüne uygun olarak, 29/04/2021, 23/05/2021, 27/07/2021, 02/10/2021 tarihli eylemlerden mahkumiyetine ilişkin hükümde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği ihtarına yer verilmemesi, -13/10/2021 tarihli eylemden mahkumiyetine ilişkin hükümde adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında, TCK'nın 52/4 maddesine aykırı olarak taksit aralığının gösterilmemesi, -Yasal koşulları oluştuğu halde 13/10/2021 tarihli eylemden mahkumiyetine ilişkin hükümde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, -Hassas terazi ve ambalajların TCK'nın 54/1 maddesi yerine 54/4 maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi, -23/05/20 21... /07/2021 tarihli olay tutanaklarına konu aramaya dayanak teşkil eden önleme araması kararlarının aslı veya onaylı bir örneklerinin denetime olanak sağlayacak biçimde dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi," şeklindeki gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Devamında; ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2023 tarihli ve 2023/245 Esas, 2023/516 Karar sayılı kararıyla; sanığın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 29.04.2021 tarihli eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 4-a, 5; 52/2-3-4, 53... . maddeleri uyarınca 22... ay hapis ve 45.000 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 23.05.2021 tarihli eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 4-a, 52/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 27.07.2021 tarihli eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 4-a, 53, 52/2-3 ve 58. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 02.10.2021 tarihli eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 52/2-4, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 13.10.2021 tarihli eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 53, 52/2-4 ve 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Sanığın toplam 72... ay hapis ve 145.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ancak; 1412 Sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca, eski hükümle verilen ceza miktarının üzerinde ceza tayin edilmemesi gerektiği anlaşıldığından, verilen cezanın infazının 42... ay 15 gün hapis ve 86.240 TL adli para cezası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.05.2024 tarihli ve 2024/1300 Esas, 2024/1030 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun incelenmesinde "...Sanık hakkında; 29/04/2021, 23/05/20 21... /07/2021 tarihli olaylarda ele geçirilen maddelerin miktarları, buna bağlı olarak suç konusunun önem ve değeri ile kastının yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda, TCK'nın 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, temel cezanın takdirinde yanılgıya düşülerek eksik cezaya hükmedilmesi, 29/04/20 21... /05/2021 tarihli eylemler ile ilgili kurulan mahkumiyet hükümlerinde, tekerrüre esas alınan ilamda da tekerrür hükümlerinin uygulandığı, sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun gözetilmemesi..." hususları aleyhe istinaf bulunmadığından eleştirilmiştir. "TCK'nın 52/4. maddesindeki düzenlemede, 'kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.' hükmüne uygun olarak, ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği ihtarına yer verilmemesi,- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda gerçek içtima kuralı benimsenmiş olup, cezaların içtimaının mümkün olmadığı gözetilmeden, sanığa verilen sonuç ceza miktarları toplanarak, yürürlükte bulunmayan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak olduğu belirtilmek suretiyle ve yine toplanarak belirlenen ceza miktarı üzerinden infazına karar verilmesi,-13/10/2021 tarihli eylem ile ilgili olarak bozma öncesinde TCK'nın 58. maddesi kapsamında tekerrür hükümlerinin uygulanmadığı ve CMK'nın 283. maddesi gereğince kazanılmış hak oluştuğunun gözetilmemesi, ..." hukuka aykırı bulunmuş; ancak, "...-Hükmün C-1 bendinin 8. paragrafında, C-2 ve C-3 bentlerinin 7. paragraflarında, C-4 ve C-5 betlerinin 6. paragraflarında yer alan '...tahsil edileceğinin...' ibarelerinden sonra gelmek üzere; '...ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse...' ibarelerinin eklenmesi, -Hükmün C-6 bendinin tümü ile hükümden çıkartılarak, yerine; '6- Sanık ... hakkında; neticeten 29/04/2021 tarihli eylem yönünden 22... ay hapis ve 45.000TL adli para cezası, 23/05/2021 tarihli eylem yönünden 15 yıl hapis ve 30.000TL adli para cezası, 27/07/2021 tarihli eylem yönünden 15 yıl hapis ve 30.000TL adli para cezası, 02/10/2021 tarihli eylem yönünden 10 yıl hapis ve 20.000TL adli para cezası, 13/10/2021 tarihli eylem yönünden 10 yıl hapis ve 20.000TL adli para cezası verilmiş ise de, CMK'nın 283/1 maddesi gereğince kazanılmış hakkı bulunduğu gözetilerek, verilen cezalarının 27... ay 15 gün hapis ve 56.240TL adli para cezası ile 15 yıl hapis ve 30.000TL adli para cezası üzerinden infazına,' cümlesinin eklenmesi, -Hükmün C-5 bendinin tekerrür uygulamasına ilişkin 9-10. paragraflarının tümü ile hükümden çıkartılması..." suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Cezaların ayrı tayin edilmesinin ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, şüphe nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğine, eksik araştırma yapıldığına, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, arama elkoyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: 1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. ..., ...: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ..., ... : Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). 2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. 3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. 4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Kanun’un 289/1. maddesinin (g ve h bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere) “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinin değişiklik öncesi (g) bendi ile mülga (h) bendindedeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmektedir. Bu değişiklik ile, istinaf mahkemelerince “kanun koyucunun gerekçesizlik veya savunma hakkının sınırlanmış olması gibi görünürde gerekçelerle” bozma kararları verilmesinin önüne geçme amacı açıkça ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2021/487 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.03.2023 tarihli ve 2023/716 Esas, 2023/516 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e,f maddesine uygun olmayan gerekçeyle bozulmasına karar verilmiş ve bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2023 tarihli ve 2023/245 Esas, 2023/516 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.05.2024 tarihli ve 2024/1300 Esas, 2024/1030 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.03.2023 tarihli ve 2023/716 Esas, 2023/516 Karar sayılı kararının ve bu kararın akabinde ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2023 tarihli ve 2023/245 Esas, 2023/516 Karar sayılı kararının Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2021/487 Esas, 2022/773 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.05.2024 tarihli ve 2024/1300 Esas, 2024/1030 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.