İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/8989 Karar: 2025/8974 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/8989 K.2025/8974

8. Ceza Dairesi 2025/8989 E. , 2025/8974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4846 E., 2025/1389 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, b

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/8989 E. , 2025/8974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4846 E., 2025/1389 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, b

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/8989 E. , 2025/8974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4846 E., 2025/1389 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama, bozma Sanık ... müdafiinin sanık hakkında kurulan beraat hükmünü vekalet istemine yönelik temyiz ettiği ve temyizde hukuki yararının bulunduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle; Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Koaceli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2024 tarihli ve 2023/230 Esas, 2024/337 Karar sayılı kararı ile sanık ...'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/3-son cümle, 4-a-b. maddeleri uyarınca 24 yıl hapis ve 48.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'ın hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.06.2025 tarihli ve 2024/4846 Esas, 2025/1389 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik ise sanık müdafinin istinaf başvurusunun istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ...'nın temyiz istemi, Dava dosyasının bütün halinde incelenerek, dosyanın Cumhuriyet savcısının temyiz istemi açısından bozulması gerektiğine yöneliktir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, Kullanıcı tanığın mahkeme huzurunda dinlenmeden karar verildiğine, kullanıcı tanık hakkında bir çok dolandırıcılık dava dosyası bulunduğu ve böyle bir şahsın ifadesine dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesinin yanlış olduğuna, hakkında ihbar bulunan diğer sanık hakkında beraat kararı verildiğine, hassas terazide sanığın parmak izinin çıkmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir. 3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündedir. 4. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, Sanığa Türk Ceza Kanunu'nun 188/4-a-b maddeleri uyarınca ek savunma hakkı verilmediği halde cezalandırılmasına karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığına yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Yapılan Temyiz Talebinin İncelenmesinde; 1. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir. 2. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır. 3. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle" belirleneceği belirtilmiş olup bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" (Yönetmelik) hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" (Tarife) hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazetede yayımlanmaktadır. 4. Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. 5. Kısacası; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ilgili hükümlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir. 6. Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde sanık yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre sanık müdafinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Yapılan Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Dava dosyası kapsamına göre, sanığın diğer sanık ... ile beraber uyuşturucu madde sattığına yönelik bilgi elde edilmesi üzerine yapılan fiziki takipte sanık ...'nın kullanıcı tanık yaşı küçük ... . ile buluşarak uyuşturucu madde sattığı iddiasına ilişkin olarak; 10.07.2023 tarihli iddianamede, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188/3,188/3-son, 4-a-b. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, iddianamede ve yargılama sırasında verilen mütalada talep edilmediği halde ek savunma hakkı da tanınmadan sanık hakkında, daha fazla ceza tayinini gerektiren 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a-b. maddesi uygulanmak sureti ile 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Yapılan Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.06.2025 tarihli ve 2024/4846 Esas, 2025/1389 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin vekalet ücretine hasren yaptığı temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz itirazının reddi ile Tebliğname’ye aykırı olarak, ...'in karşı oyuyla ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Yapılan Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 03.06.2025 tarihli ve 2024/4846 Esas, 2025/1389 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 18.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yargılama merciinin talebi üzerine Baro tarafından kendisine zorunlu müdafii görevlendirildiği, yargılama sonunda beraat eden sanık lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2025 tarihli, 2025/10-67 Esas, 2025/184 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere müdafii; "Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı" ifade etmektedir (5271 sayılı Kanun, madde 2). Bu avukatın seçilmiş ya da görevlendirilmiş olmasında hak ve sorumlulukları itibarıyla bir fark bulunmamaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin kanuni dayanağı olan 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinde, asgarî ücret belirleme hususunda zorunlu müdafi ile seçilmiş/vekâletnameli müdafi arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 01.06.2021 tarihli, 2018/45 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "avukatlık ücreti temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığını" ifade etmektedir. Buna ek olarak, her ne kadar Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde sanık yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrasında "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." şeklindeki düzenlemeye yer verilerek, sanık lehine hükmedilecek vekalet ücretine taraf avukatının hak kazanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda, sanıklara sundukları hukuki hizmet arasında fark bulunmayan seçilmiş veya görevlendirilmiş müdafiilerin yargılama sonunda hükmedilecek vekalet ücreti arasında da fark bulunmaması gerektiği kabul edilmelidir. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere, ücreti vekalet sanık lehine hükmedilse bile Avukatlık Kanunu'nun 164. Maddesinin son fıkrası gereğince bu ücret avukata aittir. Bu açıklamalar ışığında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde yer alan; "Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." hükmü ile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2025 tarihli, 2025/10-67 Esas, 2025/184 Karar sayılı kararı nazara alındığında, beraat eden sanık müdafii lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karar tarihi itibarıyla tarifenin ilgili bölümünde belirlenen vekalet ücretinin ödenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 18.11.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla