İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/1634 K.2010/4401

... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.01.2010 gün ve 70/3 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Esas2010/1634Karar2010/4401Tarih28 Eylül 2010Okuma7 dk · 1.415 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2010/1634 E., 2010/4401 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Eylül 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Tapu İptali ve Tescil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.415 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.01.2010 gün ve 70/3 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı, dava konusu Dereköy, 312 ada 1 parselde yıkık evi ve bahçesi bulunduğunu, bu yerin kendisine ait olduğunu, tüm köylünün bildiğini açıklayarak Hazine adına tesbit gören dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmaz 27.7.2003 tarihinde davalı Hazine adına tesbit görüp 29.5.2009 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Dava konusu 312 ada 1 parselin edinme sütunundan; bu taşınmazın davacının zilyetliğinde iken bilinmeyen bir tarihte taşınmazı terk ettiği ve bu yerin hiç kimsenin zilyetliğinde bulunmadığı gerekçesiyle Hazine adına tesbit gördüğü anlaşılmaktadır.

Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve duruşmada dinlenen davacı şahidinin beyanlarında bu yeri davacının önce annesi ve babasının bilahare kendisinin zilyetliğinde olduğu 1974 yılında Kıbrıs Barış harekatından sonra bu yerin kendi haline bırakıldığını açıklamışlardır. Mahalli mahkeme davacının taşınmazı 1974 yılından sonra kendi haline bırakmak suretiyle terk etmesini iradi terk olarak nitelendirmiş ve davanın reddine karar vermiştir.

MK.nun 976. maddesine göre fiili hakimiyetin geçici nitelikte sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez. Kanunda mevcut olan “…fiili hakimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması …” unsuru ile “…kullanma olanağının ortadan kalkması…” ayrı ayrı iki unsur olarak ele alınmalıdır. Bu iki hal birbirinden farklı sebeplerdir. Dava konusu yerin davacı tarafından 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış harekatından sonra terk etmesi bilahare İstanbul’dan tekrar adaya dönüp başka bir yerde ikamet etmesi bu anlamda iradi terk sayılmaz. Ayrıca dava konusu taşınmaz tarım arazisi niteliğinde değildir. İnsanların hayatlarını sürdürmek için ikamet ettikleri ev niteliğinde olup 138 m2 yüzölçümünde bir yerdir.

Uyuşmazlık konusu taşınmaz harap bahçe niteliğinde olduğu keşif tutanağı kapsamı ve teknik bilirkişinin raporu ile sabit olduğundan arsaya dönüştüğünün kabulü gerekir. Yüksek Dairenin uygulanması gereği arsa niteliğinde olan yerler üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amaca uygunluğu aranmaz. Öte yandan şehirleşme, işsizlik ve ekonomik nedenlerle kişilerin yaşadıkları yerlerden geçici bir süreyle ayrılmaları ve taşınmazları ile ilgilerini azaltmaları ve buna bağlı olarak ev ve bahçelerinin bakımsız hale gelmeleri, taşınmazlarını iradi olarak tek ettikleri anlamına gelmez. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bu nedenle isabet bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.09.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı asil 07.10.2009 tarihli dava dilekçesinde; dava konusu 312 ada 1 parselde kayıtlı yıkık ev ve bahçesinin kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ben bu yaşıma kadar adayı hiç terk etmedim. Hatta taşınmazın bulunduğu Dereköy’de yıllarca annemle birlikte kahvecilik yaptım. Dolayısıyla taşınmaz bana aittir, Davalı Hazine adına kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal edilerek adıma tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hazine, kadastro tespitinin doğru olduğunu, Gökçeada da bulunan taşınmazların büyük bölümünün kendi haline terk edildiğini, davacının bu yerle bağlantısını ispatlaması gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, mahallinde yapılan keşif tutanağına, dinlenen mahalli bilirkişi, davacı tanığının anlatımı ve davacının keşif zabtına geçen beyanları dikkate alınarak; dava konusu taşınmazın 1974’lü yıllardan itibaren hak sahipleri tarafından kendi haline bırakılarak terk edildiği, yaklaşık 30 yıl bu vaziyette kaldığı, bu işlemin iradi terk olduğu açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu açıklayarak kararın bozulmasını istemiştir.

Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının getirildiği görülmüştür. 312 ada 1 nolu parselin 138 m2 olarak bahçeli harap bina niteliğiyle, belgesizden, 27.07.2003 tarihinde, Hazine adına tespitinin yapıldığı ve itirazsız olarak 29.05.2009 tarihinde kesinleşerek idare adına kayıtlandığı görülmüştür.

Mahallinde 08.12.2009 tarihinde keşif yapılmıştır.

Dinlenen mahalli bilirkişi özetle, dava konusu taşınmazın bitişiğindeki 312 ada 2 nolu parselde doğduğunu, 1970 yılına kadar o binada yaşadığını, 1970’den 2000 yılına kadar Yunanistan’a göç ettiğini, bu taşınmazda 1970’li yıllara kadar iki katlı bir ev bulunduğunu, dava konusu bu yerde yaşlı bir ailenin yaşamakta olduğunu, o kişilerin ölmeleri nedeniyle bu evin kendi halinde kaldığını, şu anda zeminde binanın kalıntılarının mevcut olduğunu, davacının anne ve babasının yaşadığı yer olup olmadığını bilmediğini, davacının da bu evde yaşayan kişilerin çocukları olduğunu hatırlayamadığını,

davacının o kişilerle ne gibi bir bağlantısı olduğunu bilemediğini açıklamıştır. Aynı bilirkişi ek beyanında ise 1970’li yıllardan itibaren keşfi yapılan binada kimsenin oturmamış olduğunu söylemiştir. Diğer mahalli bilirkişi; dava konusu yapılan binanın sahiplerini hatırlamadığını, bu binanın ne zaman yıkıldığını bilmediğini, başkaca bilgisinin olmadığını açıklamıştır.

Davacı tanığı keşfi yapılan yerdeki yıkılan binanın kimlere ait olduğunu ve davacının bu yerle bir bağlantısının olup olmadığını bilmediğini söylemiştir.

Davacı asil keşif zabtına geçen beyanında dayısı ile annesinin 1970’li yıllarda öldüğünü, annesine kaldıktan sonra kendisine intikal ettiğini, 1974 yılında İstanbul’dan adaya geldikten sonra nüfusun kalabalık olması nedeniyle başka bir eve taşındıklarını, o yıldan itibaren bu evin kendi haline bırakıldığını şu anda da yıkılmış vaziyette olduğunu beyan etmiştir. Fenni bilirkişi ve inşaatçı bilirkişi raporlarını sunmuşlardır.

İnşaat mühendisi dava konusu taşınmazın içerisinde bulunan ve yıkık vaziyette olan taş binanın taban alanının 19.89 m2 olduğunu belirlemiştir.

Duruşmada dinlenen davacı tanığı davacıyı tanıdığını, davacının annesi ve anneannesinin birlikte bu evde oturduklarını, anneannesinin öldükten sonra annesine kaldığını, annesinden de davacıya kaldığını, ancak Kıbrıs Barış Harekatından önce bu evde insanların yaşamakta olduğunu, sonrasında kendi halinde kalması nedeniyle yıkıldığını bildiğini açıklamıştır. Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler bundan ibarettir.

Bu durumda, davacı dava dilekçesinde açıklandığı üzere doğumundan dava tarihine kadar...’yı hiç terk etmediğini halen, dava konusu taşınmazın bulunduğu Dereköy’de kahvecilik yaptığını, açıklamıştır. Aynı davacı, keşif zabtındaki beyanında dava konusu evde 1974 yılına kadar ikamet ettiklerini, nüfuslarının kalabalık ve bu evin küçük olması nedeniyle başka bir eve taşınıldığı için bu evin kendi haline bırakıldığını ve şuanda da yıkıldığını söylemiştir.

Mahalli bilirkişiler davacının bu evde oturup oturmadığını bilmediklerini, oturan kişilerle de bağlantısını kuramadıklarını söylemişlerdir. Davacı tanığı da aynı mealde beyanda bulunmuştur. Açıklanan olgular mahkemenin ve tarafların kabulündedir.

Uyuşmazlık Hazine adına tespit ve tescil edilen bu yerine evveliyatının davacının anneannesi ve annesine dolayısıyla davacıya ait olup olmadığı ve 1974 yılından itibaren davanın açıldığı 2009 yılına kadar zilyetliğin kesilip kesilmediğinde toplanmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; davacı ...’da doğmuş ve kesintisiz olarak Gökçeada’da yaşamaktadır. Mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre davacı ve miras bırakanlarının dava konusu yerle bağlantısı sağlanamamıştır. Bir an için sağlandığı açıklansa bile en çok 1974 yılına kadar bu evde ikamet etmişler miras bırakanların ölümü ile davacı bu yerle hiçbir şekilde ilgilenmemiş, aynı köyde yaşamasına rağmen evin harap olup yıkılmasına seyirci kalmıştır.

Kaldı ki, davacı 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ve sonrasında da bu köyde yaşamını sürdürmüştür. Dolayısıyla Yunanistan’a gitmesi diye de bir şey de söz konusu değildir. Tüm bunlardan öte, davada dava koşulu da söz konusudur. Şöyle ki, davacının kendi anlatımları ile mahalli bilirkişi beyanlarının bir an için lehe yorumu yapılsa bile en çok 1970’li yıllara kadar anneannesi, annesi ve davacı ikamet etmiştir.

Öyle ise davacının başka kardeşlerinin ya da dayı veya teyzelerinin bulunması onlar ölmüş veya ülkeden ayrılmış olsalar dahi mirasçılarının bulunması olasıdır.

Esasen, çoğunluk görüşünde yazılı olduğu üzere “arsaya dönüştüğü ve dairenin uygulaması gereği arsa niteliğinde olan yerler üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amaca uygunluğu aranmaz.” biçimindeki görüşe katılmak mümkün değildir.

Şöyle ki; taşınmaz Dereköy köyünde bulunmaktadır. Köylerin imar planları yoktur. 3194 sayılı İmar Yasasına göre, bir taşınmazın arsa vasfını kazanabilmesi için Büyükşehir ya da belediyenin 1/1000 ölçekli imar planları içerisinde bulunması ve kesinleşmiş olması gerekir. Bu sebeple taşınmazın bu konuda yetkin olmayan bilirkişilerin görüşüne katılarak arsa olarak nitelendirilmesi belirtilen yasanın kapsamı gereğince mümkün olamaz.

Kaldı ki, TMK. nun 713/1 maddesine göre, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazın kazanılması için davasız ve aralıksız olarak yirmi yıllık sürenin dolması gerekir. Yine, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca koşulların gerçekleşmesi, aynı kanunun 17. maddesi gereğince de imar ihyanın tamamlanması zorunludur. Esasen arsa ile ilgili yasal dayanağı olan düşünce 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinin son cümlesinde de kendisini göstermektedir.

Dairenin çoğunluğunun görüşünün aleyhine taşınmazın bir an için arsa niteliği dikkate alındığında (arsa nitelikli yerler tarıma ve ekonomik yarar sağlamaya) elverişli yerler olmadığından ve rant amaçlı bulunduğundan böyle bir yer üzerinde 713/1, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği düşünülerek davanın öteki koşulları araştırılmadan reddedilmesi gerekir.

Hal böyle olunca, mahalli mahkemenin red kararı somut olaya, dosyadaki tüm delillere usul ve ilgili yasalara uygundur. Kaldı ki, olayları en iyi bilen yerel mahkeme hakimleridir. Yargıtay önüne gelen olaylarda ve davalarda kanunlar ya da ilgili içtihatlara uygunluk denetimini yapar. Yerel mahkeme gibi araştırma ve soruşturma yapmaması gerekir. Bu sebeplerle, Dairenin sayın çoğunluğunun görüşlerine katılmam mümkün olmamıştır. Mahalli mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatindeyim. 28.09.2010

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/1634, K. 2010/4401, 28 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/1634
Karar No
2010/4401
Tarih
28 Eylül 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/1640 K.2010/10246
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2010/1641 K.2010/8672
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/1644 K.2010/10247
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/1646 K.2010/4399
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2010/1647 K.2010/9066
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/1648 K.2010/9946

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.