KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/3907 E., 2011/364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Katkı Payı Alacağı
Karar Metni
889 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İzmir 5. Aile Mahkemesinden verilen 17.02.2010 gün ve 895/146 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Somut olayda; dava konusu 2885 ada 17 nolu parselde davacı ... 1820/1159840 payı 06.09.1982 tarihinde satıcısı Fatma Tüzzehra Semiha Doğangil’den satın almıştır. Bilahare, bu taşınmazda imar uygulaması yapılmış; imar 30318 ada 7 nolu parsel olarak ... adına imar çapı oluşturulmuştur. Davacı, bu taşınmazı Tapu Müdürlüğü önündeki resmi satışla 04.08.1986 tarihinde 1.000.000 TL bedelle davalı ...’ya satmıştır. Açıklanan bu olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, tapuda davacı adına kayıtlı olan taşınmazın tapu memurluğu önündeki resmi satışla davalıya temlik edilmesi üzerine bu işlemin bağış, gizli bağış olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; kayıt maliki olan bir şahsın kendi üzerinde kayıtlı olan tapulu taşınmazını TMK.706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi gereğince tapu memurluğu huzurunda resmi sözleşmeyle bir başkasına temlik etmesi halen de bu işlemin davadaki sıfatlarına göre: İnançlı işlem mi?, Taraf muvazaası mı?, Muris muvazaası mı?, Gizli bağış mı?, Bağış mı? Olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Yukarıda sayılan dava türleri ispat şekilleri ve ileri sürülüş biçimleri bakımından birbirinden ayrı müesseselerdir. Eldeki olayda; resmi sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların resmi nikahlı evli olmaları nedeniyle yanlar arasındaki uyuşmazlık; inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilmelidir. Ayrıca, tarafların sıfatı bakımından taraf muvazaası olarak ileri sürülmesi de olanaklıdır.
Ancak, temlik eden kişi hayatta olduğu için mirasçıları açısından muris muvazaasının ileri sürülmesi şuan için mümkün değildir. Bundan ayrı, olayda bağış olmadığı için bağıştan rücunun koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması da mümkün değildir.
Öyle ise, somut olayda tapuda yapılan devir işlemini bağış olarak nitelemek ve bağıştan rücunun koşullarının bulunup bulunmadığını irdelemek Dairenin görevinde olmadığı gibi; bu şekilde bir niteleme yapmak, daha sonraki zamanlarda açılacak davalar için lehte ya da aleyhte ihsası rey olacağından doğru olmayacaktır. Kaldı ki; somut olayda hiçbir şekilde gizli bağışta bulunmamaktadır.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının tarafların sıfatı ve inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil isteği nedeniyle mutlak surette araştırılıp tartışılması gerekir. Kural olarak, davacının, tapu memuru huzurunda, bedel göstererek, resmi sözleşmeyle, davalıya yapmış olduğu temlik geçerli bir satıştır.
Mahkemenin öncelikle inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasının koşullarının oluşup oluşmadığı, ispatlanıp ispatlanmadığı üzerinde durulması, koşulları varsa iptal ve tescile, yoksa taşınmazın temlik edildiği tarih, eldeki davanın açıldığı tarih dikkate alınarak bedel konusunda araştırma ve inceleme yapılarak davacının isteklerinin irdelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; belirtilen şekilde araştırma, inceleme ve niteleme yapılmadan kısmen kabul kararı verilmesi bu gerekçelerle doğru olmamıştır.
Tüm bu sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazları reddedilmeli, buna karşılık davacı vekilinin temyiz itirazlarının inançlı işleme dayalı tapu iptali tescil, olmadığı takdirde bedele ilişkin olarak incelenip bir karar verilmesi gerekirken; belirtilen şekilde karar verilmesi açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır. Netice olarak, Dairenin Sayın çoğunluğunca benimsenen nitelemeye ve oluşan kanaatlerine katılmam mümkün değildir.
Tüm bu sebeplerle yerel mahkeme kararı bozulmalıdır kanaatindeyim. 25.01.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/3907, K. 2011/364, 25 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama