KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/5466 E., 2011/2695 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali Ve Tescil
Karar Metni
983 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 29.06.2010 gün ve 206/193 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın “babasınından kendisine kaldığını, kazanmaya yeterli eklemeli zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek kendi adına (tamamının) tesciline” karar verilmesini istemiş, keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın babası Mustafa Tezcan’dan davacıya kaldığını doğrulamakla birlikte intikal şekli hakkında bir açıklama yapmadıkları gibi, bu husus mahkeme hakimi tarafından da sorulup belirlenmemiştir.
HUMK.nun 76. maddesi hükmüne göre, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesini belirlemek hakime aittir. Hakim tarafların yargılama oturumlarında ve dilekçesinde kullandıkları nitelendirme ile bağlı değildir. Mahkemece, dilekçenin içeriğine göre davacının isteğini ve amacını belirleyip uyuşmazlığı ona göre çözüme kavuşturulması gerekir.
İddianın ileri sürülüş şekline göre; davacı dava konusu taşınmazın tereke malı olmaktan çıktığını, mülkiyetinin kendisine geçtiğini ileri sürerek tamamının adına tescili isteğinde bulunmuştur. Davacının bu açıklamasına göre, davanın tereke adına açılmadığında uyuşmazlık bulunmamaktadır. İfadelerde bildirilen ölüm tarihinden terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dava, mirasçılık sıfatı olmayan üçüncü kişiye karşı açılmıştır.
Davacı taraf, taşınmazın tamamının kendi adına tescilini istediğine göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın, babasından davacıya devir şekli (taksim, bağış, satış v.s.) üzerinde durulması dava şartı bakımından önemlidir. Dava şartı, kamu düzeni ile ilgili olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi taşınmazın davacıya geçiş şekli mahkemece kendiliğinden araştırılıp belirlenmelidir. Kaldı ki.
HUMK.nun 75/2. maddesine göre, hakim müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında açıklama isteyebilir. Aynı kanunun 213/1, 230. maddelerine göre de davanın her aşamasında tahkikat hakimi iki tarafı veya vekillerini çağırarak davanın maddi olguları hakkında beyanlarını dinleyebilir. Davanın doğru biçimde sonuçlandırılması için davanın ne olduğunun anlaşılması gerekir.
Davanın niteliği anlaşılamadan hangi kanuni düzenlemeye göre sonuçlandırılacağı noktasına ulaşılamaz.
Mahkemece; ....’a ait mirasçılık belgesinin getirtilmesi, daha sonra belirtilen usul hükümleri uyarınca tereke adına dava açmayan ve taşınmazın tamamının babasından kendisine kaldığını iddia eden davacıdan bu devir hakkında açıklama istemesi, taksim, bağış, satış vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması için süre ve imkan verilmesi, bundan sonra iddianın ileri sürülüş şekline, toplanan delillere ve getirtilecek mirasçılık belgesine göre öncelikle dava şartı üzerinde durulması,
çekişme konusu taşınmazın halen elbirliği mülkiyetinde olduğunun anlaşılması durumunda, davacı tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi, aksi durumda ise toplanacak delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, belirsiz olun bu durum açıklığa kavuşturulmadan taşınmazın elbirliği mülkiyeti hükmüne tabi olduğu varsayımından hareketle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmamaktayım.
05.05.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/5466, K. 2011/2695, 5 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama