KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/5650 E., 2011/2494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali, Tescil ve alacak
Karar Metni
1.224 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
... ile ...ve ...aralarındaki tapu iptali, tescil ve alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.10.2008 gün ve 130/258 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’da işçi olarak çalışırken; çalıştığı firmadan 30.4.1996 tarihinde ayrılması sonucunda 68.760 DM tazminat aldığını, bu para ile Türkiye’de yatırım yapmayı amaçladığını, bu amaçla resmi nikahlı eşi davalı ...’ün kardeşi öteki davalı ...’e banka havalesi ile 9.8.1996 tarihinde 34.000 DM gönderdiğini, bu parayı bankadan çeken davalı ...’in öteki davalı ağabeyi olan ve davacının da resmi nikahlı eşi bulunan ...adına erdemli, Koyuncu mahallesi, 7 ada 10 parseldeki güzeldağ sitesinin J-Blok 5 nolu meskeni dava dışı kişiden satın alındığını, bir süre sonra davacı ile davalı ...’ün mahkeme ilamıyla boşandıklarını,
bundan sonra 2004 yılı Temmuz ayında tatil amaçlı Türkiye’ye geldiğinde bu meskenin kapısının kilidinin değiştirilmesi sonucu yaptığı araştırma neticesinde bu evin tapusunun şimdi boşanmış olduğu eşi ... adına olduğunu öğrendiğinden para göndererek işlemi yapan ve adına kayıt oluşturulan kişilerin kendisini kandırdıklarını, kendi aralarında danışıklı işlem yaptıklarını açıklayarak davalı adına olan tapu kaydı üzerine tedbir konularak öncelikle tapusunun iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tescilini;
bu mümkün olmadığında, dava tarihindeki taşınmazın değerinin tespit edilerek şimdilik 5300 YTL’nin yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davacının iddiasını kanıtladığından bahisle davanın kabulüne, dava konusu 7 ada 10 parseldeki 100/15400 arsa paylı J-Blok 5 nolu meskenin davalı ... adına olan tapusunun iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan kanıtlar, tüm dosya kapsamından;
Davacı ... ... ile ...'ün yurt dışında verilen mahkeme kararının kesinleşmesi ve tenfizi sonucunda 27.7.2001 tarihinde boşandıkları anlaşılmıştır. Dava dilekçesinin ekindeki tercüme belgeye göre, davacı Bosch – Siemens firmasından 30.4.1996 tarihi itibariyle 44760 DM tazminat aldığı bu paradan 34000 DM 9.8.1996 tarihinde ...’e banka havalesiyle gönderdiği, bu kişi tarafından paranın bankadan çekildiği dilekçe ekindeki belgelerden anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydı getirilmiştir. 13.8.1996 tarihinde üçüncü kişiden satış yoluyla davalı ... adına kayıt oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, tarihsiz, haricen düzenlenen davacı ile davalı ...’ün isimlerinin yazıldığı ve imzalarının bulunduğu, iki tanık huzurunda düzenlenmiş mal dağıtımı belgesi fotokopisi de dosya arasındadır. Davacı, bu belgenin boşanma sonrasında kendisine tehdit altında imzalattırıldığını açıklamıştır.
Bu konuda yetkili mercilere müracaatıyla ilgili bir bilgi sunmamıştır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Daire çoğunluğu ile yerel mahkeme ve azınlık arasındaki görüş farklılığı 7.10.1953 tarih 8/7 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanması ve yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.
Somut olayda; davacı inanan kişidir. İnanılan ise, kendisine banka havalesi ile para gönderilen davalı ...’dür. İnanılan şahıs, üçüncü kişiden öteki davalı ... ile el ve işbirliği içerisinde hareket ederek parası davacı tarafından gönderilen dava konusu taşınmazı satın almış ve üzerine kayıt oluşturmuştur. Davacı, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlamıştır.
Dolayısıyla yerel mahkemenin tapu iptali ve tescil kararı vermesinde kanuna ve sözü edilen Yargıtay İnançları Birleştirme Kararına aykırı bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki, mal rejimi sözleşmelerinin nasıl düzenleneceği TMK. nun 202, özellikle 205 ve ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Dosyaya sunulan başlığı, tanzim tarihi yazılı olmayan noter ya da hakim onayı bulunmayan ve ilgili mercilere sunulmayan mal dağıtımı sözleşmesinin hukuken bir geçerliliği bulunmamaktadır.
Yerel mahkemenin de bu konudaki değerlendirmesi yasaya uygundur. Açıkladığım tüm bu nedenlerle Dairenin sayın çoğunluğunca benimsenen tüm bozma sebeplerine katılmam mümkün olmamıştır. Gerekçesi ve sonucu itibariyle doğru olan mahalli mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatindeyim. 26.04.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/5650, K. 2011/2494, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama