KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2011/5096 E., 2012/1832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tescil
Karar Metni
954 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine ve ...Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kahta Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11.11.2009 gün ve 129/275 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, teknik bilirkişi Mustafa Türk ve arkadaşının dosyaya sunduğu 29.4.2008 tarihli raporuna ekli krokide, B, C, D, G, F, E ve H harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüne, G1, F1 ve E1 ile işaretlenen taşınmazlar hakkındaki dava ile fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi ve hükmün kabule ilişkin bölümlerinin Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca, taşınmaz bölümlerine ait eğim ve kenarlarındaki dereler ile taşınmazlar üzerinde bulunan bağ omcaları ile badem ağaçlarının yaşlarının küçüklüğü gözetilerek kabul edilen tüm taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma sevk edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde; batısı 809 parsel, doğusu dere, kuzeyi Tuğlu Köyü hududu ve güneyi 804 sayılı parsel ile çevrili olan taşınmazın uzun süreden beri zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, her yıl kullandığını, hasadını kaldırdığını, tarla niteliğiyle tasarruf ettiğini, 1983 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında her nasılsa taşınmazın tapulama harici bırakıldığını açıklayarak adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları, uzman bilirkişilerin raporları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ve kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinden B, C, D, E, F ve G harfleriyle gösterilen yerlerin daha önce tarım arazisi olarak kullanıldığı, arpa, buğday, mercimek vb. ürünlerin ekildiği, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla sabit olduğu, daha sonra anılan taşınmazların kapama bağ ve badem ağaçlarına dönüştürüldüğü, söz konusu ağaçların dikildiği, eğimlerinin % 30- %35 arasında bulunduğu, bazı bölümlerde eğimin % 6-8 olarak belirlendiği,
zaten belirli bölgelerdeki bağcılığın yani üzüm çubuklarının ya da omcalarının eğimli yerlerde dikildiği ve tasarruf edildiği, Kahta bölgesinin de bu yörelerden biri olduğu, yine badem ağaçlarının da aynı biçimde eğimli yerlerde yetiştirildiği, söz konusu eğimdeki arazinin bu tür yetiştiriciliğe uygun olduğu, bu konuda bir duraksamanın bulunmadığı,
öncesi tarım ürünlerinin ekilip biçildiği yerler niteliğinde bulunduğu dosya kapsamıyla sabit görüldüğü halde, sadece sonradan yetiştirilen ağaçların ve bağ omcalarının yaşlarının küçüklüğü gözetilerek zilyetlikle imar ve ihya ile kazanma koşullarının oluşmadığı görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Bundan ayrı, her ne kadar bazı taşınmazların kenarında kuru dere mevcut ise de; dinlenen uzman bilirkişi jeoloji mühendisinin kapsamlı raporuyla taşınmazlar ile dere arasındaki kod farkının 0,50-100 cm civarında bulunduğunun açıklandığı, dereye doğru genişlemenin olamayacağı, dere aktivitelerinden etkilenemeyeceğinin belirtildiği, bu yönüyle de çoğunluk görüşüne katılma olanağının görülmediği gözetilerek kabulüne karar verilen ve krokide B, C, D, E, F ve G harfleriyle ilgili hüküm fıkralarının ONANMASI gerektiği görüşünde bulunduğumdan Sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum.
Öte yandan dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile teknik bilirkişilerin rapor ve krokileri, davacının dava dilekçesinde açıkladığı sınırlar içerisinde kalan taşınmazların durumu gözönünde tutulduğunda H harfiyle işaretlenen yerin istek dışında bir yer olduğu ve mahkemece, yanılgı sonucu bu bölümle ilgili davanın kabulüne karar verildiği sonucuna varıldığından H harfiyle ilgili Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine aynen katılıyorum.15.03.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/5096, K. 2012/1832, 15 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama