Davacı, evlilik birliği içinde edinilerek davalı adına tapuya tescil edilen 181 ada 3, 200 ada 96, 1420 ada 1 parseldeki 8 numaralı mesken ve 1105 ada 10 parselde 11 numaralı meskenin alımına ev işleri ve çocukların bakımıyla ilgilenerek olduğu kadar evlilik süresi boyunca durmadan çalışarak da katkıda bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının kötü niyetli olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, boşanma davasının kesinleştiği 05.01.2006 tarihinden davanın açıldığı 17.03.2010 tarihine kadar TMK.nun 178. maddesinde yazılı bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 1978 yılında evlenmiş, 28.01.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 05.01.2006 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Dava konusu Ziyere Köyü'nde arsa vasıflı 181 ada 3 parsel 27.11.1981 tarihinde satın alma yoluyla, yine aynı köyde bulunan 200 ada 96 parselde kayıtlı bahçe ise 25.08.1992 tarihinde taksim suretiyle davalı adına kayıtlıdır. Davaya konu Amasya 1420 ada 1 parselde 10/920 arsa paylı 8 numaralı bağımsız bölüm 15.05.2006; 1105 ada 10 parselde 30/2400 arsa paylı 11 numaralı bağımsız bölüm ise 01.04.2004 tarihinde ferdileşme suretiyle davalı adına tapuya kayıtlıdır.
TMK.nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 ... TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK.nun 202.maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler.
Uyuşmazlık konusu Ziyere Köyü'nde bulunan taşınmazların edinim tarihleri itibariyle eşler arasında 743 ... MK.nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı” rejimi geçerlidir. Niza konusu 1420 ada 1 parselde bulunan mesken evlilik birliğinin sona erme tarihinden sonra davalı adına tapuya tescil edilmiş ise de, gerek söz konusu parselin gerekse 1105 ada 10 parselde kayıtlı meskenin kooperatif üyeliği yoluyla edinildiği anlaşılmaktadır.
Davalının ilgili kooperatiflere üyelik tarihleri belirlenmemiştir.
Kooperatif üyeliği yoluyla edinilen meskenlere ilişkin üyelik tarihleri ve ödeme süreçleri saptanmamış olmakla birlikte, 010.1.2002 tarihinden sonraya ilişkin olmaları halinde eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacakları, üyelik tarihi ve bir kısım ödeme sürecinin 01.01.2002 tarihinden önceye ilişkin olması halinde ise öncesine ilişkin dönem bakımından mal ayrılığı rejiminin geçerli olacağında şüphe bulunmamaktadır.
Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir.
Dava konusu Ziyere Köyü'nde bulunan 181 ada 3 ve 200 ada 96 parsellerin edinim tarihleri itibariyle, eşler arasında 743 ... MK.nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Bu durumda, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 ... TMK.nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenleme davanın söz konusu parsellere yönelik bölümüne uygulanamaz.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar için 743 ... MK.da herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak 743 ... MK.nun Borç Umumi Kaideleri başlığını taşıyan 5. maddesinde, “Akitlerin in'ikadına ve hükümlerine ve sükutu sebeplerine taalluk edip borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler, Medeni Hukukun diğer kısımlarında dahi caridir” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durum karşısında MK.nun 5. maddesinin yaptığı yollamayla somut olayda, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar bakımından Borçlar Kanununun 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Borçlar Kanununun 132/3.bendi uyarınca “nikah (evlilik) devam ettiği sürece alacaklar bakımından eşler arasında zamanaşımı işlemediğinden” zamanaşımının başlangıcı boşanma kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmelidir.
Bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar Borçlar Kanununun 125. maddesinde açıklanan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Başka bir anlatımla taraflar arasındaki Ziyere Köyü'nde mevcut taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıkta 743 ... MK.nun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanununun başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava için öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresini düzenleyen 125. maddesinin uygulanması gerektiği açıktır. Kural olarak, 743 ...
MK.nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlara katkısı olduğunu iddia eden eşin, para veya parayla ölçülebilen maddi bir değerin katkı olarak yapıldığını kanıtlaması gerekir (TMK. m.6). Mahkemece Ziyere Köyü'nde bulunan taşınmazlar bakımından tabi bulundukları zamanaşımı süresinin hatalı değerlendirilmesiyle yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Bu taşınmazlara ilişkin talebin katkı payı alacağı niteliğinde bulunduğu anlaşıldığına göre, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan taraf delillerinin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esası bakımından bir karar verilmesi gerekir.
Davacının Amasya’da bulunan taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davalı adına tapuya tescil tarihleri yukarıda açıklanan anlaşmazlığa konu kooperatif üyeliği yoluyla edinilen 1105 ada 10 parsel 11 numaralı bağımsız bölüm ve 1420 ada 1 parsel 8 numaralı bağımsız bölüme ilişkin katılma alacağı talebinin (1.1.2002 tarihinden sonrasına ilişkin isteğin) tarafların tabi bulundukları edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları gereğince, yani 4721 ...
TMK hükümleri uyarınca çözüme kavuşturulacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır. Mahkemenin de benimsediği üzere 4721 ... TMK.nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenlemenin eldeki davada 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mal varlığı bakımından uygulanması gerekeceği açıktır.
TMK.nun 178. maddesinde, “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” hükmüne yer verilmiş olup somut olayda, boşanma kararı 05.01.2006 tarihinde kesinleştiğine, görülmekte olan dava ise bir yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 17.03.2010 tarihinde açıldığına, davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunduğuna göre,
kooperatif üyeliği yoluyla edinilen taşınmazlar bakımından kural olarak 01.01.2002 tarihinden sonraya ilişkin talebin zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, uyuşmazlık konusu yukarıda ada ve parsel numarası yazılı kooperatif üyeliği yoluyla edinildiği anlaşılan taşınmazlara ilişkin üyelik tarihleri ve ödeme süreçleri sorulup belirlenmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, ilgili kooperatiflere davalının üyelik tarihlerinin belirlenerek, kooperatif ödemelerinin taraflar arasında hangi mal rejimine tabi bulunulan dönemde yapıldığının daha açıkçası davalının kooperatiflere üye olduğu tarihlerin belirlenmesi her biri için ödenen peşinatlar ile 01.01.2002 tarihine kadar ödenen taksitlerin toplamı ile 01.01.2002'den sonra aynı biçimde yapılan ödemelerin toplamının ayrı ayrı saptanması, bunlara ilişkin tüm kayıt ve belgelerin ilgili kooperatiften getirtilerek dosya arasına konulması,
kooperatif yoluyla edinilen bağımsız bölümlerin yapımının 01.01.2002 tarihinden önce bitip bitmediğinin açıklığa kavuşturulması, bitmediklerinin saptanması halinde vardıkları inşaat seviyelerinin uzman bilirkişi ya da kişiler aracılığıyla tespiti, bundan ayrı sözü edilen bağımsız bölümlerin hangi tarihte fiilen teslim edilip içinde oturulmaya başladığının kooperatiflerin yönetiminden,
mümkün olmadığı taktirde taraflardan ve tanıklardan sorularak saptanması ondan sonra ortaya çıkacak delil durumuna göre 01.01.2002 öncesi ve sonrası bakımından nitelendirmenin yapılması ve hangi zamanaşımı sürelerinin somut olayda uygulanacağının belirlenmesine çalışılması gerekirken 01.01.2002 öncesi ve sonrası için eşler arasında geçerli olan mal rejimleri yönünden herhangi bir nitelendirme yapılmadan edinilmiş tüm mallar bakımından aynı zamanaşımı süresinin uygulanması usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 17.05.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.