Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli zilyetlik nedeniyle 159 ada 54 parsel ... taşınmazın davalı Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazın sit alanında olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 159 ada 54 parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsel, senetsizden 1936/696 tahrir ... vergi kaydına istinaden vergi kayıt maliklerinden intikal, taksim, ifraz ve ardı ardına satışlarla 20.08.2004 tarihinde davacı ... adına tespit edilmiş, bilahare 05.04.2006 tarihli komisyon kararıyla 1.derece doğal sit alanında olduğundan bahisle ilk tespit iptalle Hazine adına tespitine karar verilmiş, komisyon kararının itirazsız kesinleşmesiyle 23.6.2006 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın miras bırakanından intikalen ve taksimen zilyetliğinde olduğunu bildirmiş, tanıklar da niza konusu taşınmazın murisi-babasından intikalen ve taksimen davacının tasarrufunda bulunduğunu, eklemeli zilyetlik koşullarının oluştuğunu açıklamıştır. Bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için zilyetlik koşullarının yanı sıra, taşınmazın niteliği itibariyle de kazanıma elverişli olması gerekir.
2863 ... Kanunun 11.maddesinin ilk metninde derece ayrımı yapılmaksızın sit alanlarının koşulları oluştuğu takdirde kazanılması mümkün bulunmakta idi. 27.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5226 ... Kanunun 5.maddesiyle 2863 ... Kanunun 11.fıkrasında yer alan koruma alanları ibaresinden sonra gelmek üzere “sit alanları” sözcüğü eklenmiş ve bu tarihten itibaren sit alanlarının da kazanılması yasaklanmıştır.
Ancak 30.05.2007 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 22.05.2007 tarihli 5663 ... Kanunla 11.maddenin 2. cümlesi değiştirilmiş, “ancak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez” hükmüne yer verilmiştir.
11.maddenin değişik son şekline göre Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının iktisabı mümkün değildir. Bunlar dışında kalan arkeolojik sit alanları ile doğal sit alanlarının kazanma koşulları oluştuğu takdirde kazanılması ve tescili mümkün olmaktadır.
Görüldüğü üzere zilyetlikle kazanma bakımından hüküm değiştirilmiş, zilyetler lehine yeni bir düzenleme getirilmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın değişik bu hüküm çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir.
Mahkemece zilyetlikle kazanıma ilişkin diğer koşulların da oluştuğunun belirlenmesi halinde, nizalı taşınmazın bulunduğu yerle ilgili sit kararı ve ekleri uygulanmak suretiyle keşif yapılmamakla birlikte kural olarak dava konusu taşınmazın 1. derece doğal sit alanında bulunmuş olması kazanıma engel teşkil etmemektedir. Ne var ki mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır.
18.01.2011 tarihli keşfi takiben düzenlenen 24.01.2011 tarihli arkeolog ve 20.01.2011 tarihli teknik bilirkişi raporlarına göre uyuşmazlık konusu taşınmazın 1.derece doğal sit alanında bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun ilgili yerin sit alanı ilan edilmesine ilişkin kararı ve eki krokiler getirtilip, mahallinde yapılan keşifte uygulanmamıştır.
Bu haliyle teknik bilirkişi raporlarıyla belirtilen nizalı taşınmazın 1.derece doğal sit alanında bulunduğu hususunun denetlenmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, 3402 ... Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir.
Dava konusu taşınmazın kısmen veya tamamen kadastro tutanağında belirtilen vergi kayıt kapsamında bulunduğunun belirlenememesi halinde anılan hüküm gözönünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacı ve miras bırakanı ile diğer mirasçılar adına kadastro yoluyla veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,
mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması da isabetsiz bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine. 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.