İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/1196 K.2012/7907

... ile Hazine ve Dereağzı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İncirliova (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 31.05.2011 gün ve 320/166 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi…

Esas2012/1196Karar2012/7907Tarih24 Eylül 2012Okuma6 dk · 1.274 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2012/1196 E., 2012/7907 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Eylül 2012
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Tapu iptali ve tescil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.274 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

... ile Hazine ve Dereağzı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İncirliova (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 31.05.2011 gün ve 320/166 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili, satın alma, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak dava konusu 828 parseli 1988 yılında dava dışı Abdurrahman Şevim'den, 778 parseli 1987 yılında dava dışı ...'dan müvekkilinin satın alarak zilyetlik ettiğini, ancak taşınmazların 2008 yılında davalı Hazine adına tescil edildiğini, bu nedenle tapularının iptaliyle müvekkil adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili 04.11.2009 tarihli cevap dilekçesinde; davaya konu olan taşınmazların köy tüzel kişiliğine ait olmadığını köy tüzel kişiliğince yapılan satışların geçersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, "davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 828 ve 778 parsel numaralı taşınmazdaki Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline" karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 828 ve 778 parselin; köyde ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 12.12.1959 yılında kadastro harici "taşlık ve çalılık" olarak bırakıldığı ve idari yoldan 03.07.2008 tarihinde "arsa vasfı" ile Hazine adına tescil edildikleri anlaşılmıştır.

Uyuşmazlığa konu 778 parselin, mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları ev ve ahır olarak kullanıldığını beyan etmişlerdir. Kural olarak; ev ve ahır yapmak tek başına ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmaz. Ayrıca, taşlık-çalılık nitelikli bir yerin imar ve ihyasının tamamlandığından itibaren dava tarihine kadar zilyetlik koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Somut olayda ziraat ve inşaat bilirkişinin birlikte vermiş oldukları raporlarında; taşınmaz üzerinde evle birlikte 10-15 yaşlarında üç adet mandalina ağacı, 10-15 yaşlarında bir adet şeftali ağacı, 20 yaşlarında 2 adet üzüm asmasının bulunduğunu bildirmişlerdir. Ancak, evle birlikte meyve bahçesi olarak kullanılması nedeniyle ekonomik amaca uygun zilyetlik gerçekleşmiş sayılacağından taşınmaza ilişkin davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamıştır.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün buna ilişkin bölümünün ONANMASINA,

Davalı Hazine vekilinin 828 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; niteliği belirlenen bir taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla edinilebilmesi için imar ve ihya koşullarının davacı yararına gerçekleşmiş bulunması gerekir. Bir yerin imar - ihya yoluyla kazanılması için, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesinde belirtilen tüm olumlu koşullarının oluşmuş olması ve olumsuz koşulların bulunmaması gerekir.

Anılan maddede aynen "orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfı ile imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına aksi taktirde Hazine adına tespit edilir." denilmektedir.

Maddede açıkça belirtildiği üzere, bir yerin ihya yoluyla kazanılması için para ve emek sarfı suretiyle tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle Kadastro Kanununun 14. maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmiş olması gerekir.

Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar; dava konusu yerin davacı tarafından köy muhtarlığından satın alındıktan sonra meyve bahçesi olarak kullanıldığını açıklamışlardır. Ziraatçi bilirkişi 10.06.2010 tarihli raporunda taşınmazın meyve bahçesi olarak kullanıldığını ve taşınmaz içerisinde 10 ila 20 yaş arası ağaçların bulunduğunu bildirmiştir. Dava konusu taşınmazın bahçesinde bulunan ağaçların yaşı dikkate alındığında tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık zilyetliği kanıtlamaktan uzaktır. Mahkemece bu parsele ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 24.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı vekili, dava ve 27.01.2010 tarihli dilekçelerinde, dava konusu 778 ve 882 parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, vekil edeni tarafından satın alınmak suretiyle 20 yılı aşkın süreden beri eklemeli zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle her iki parselin tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairece, yapılan temyiz incelemesi sonucu oyçokluğu ile 778 parsel hakkındaki hüküm bölümünün onanmasına, 828 parsel hakkındaki bölümünün ise bozulmasına karar verilmiştir.

Dava konusu 778 parsel bakımından davacı lehine kazanma koşullarını oluştuğu gerekçesiyle onanmasına, 828 parsel yönünden ise, idari yoldan Hazine adına tescil edildiği tarihe kadar 20 yıla ulaşan kazanmaya yeterli zilyetlik süresinin gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği yönündeki Sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne aynen katılmaktayım.

Ne var ki; Sayın çoğunluk tarafından 778 parsele ilişkin onama bölümündeki “Kural olarak ev ve ahır yapmak tek başına ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmaz” şeklindeki gerekçesine katılmamaktayım.

Şöyle ki; zilyetlik yoluyla tescil ya da tapu iptali ile tescil davalarına konu taşınmazları, tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlar ve tarım dışı alanlarda kullanılan arsa ve araziler olarak iki bölüm halinde değerlendirmek gerekir.

Taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik yoluyla edinilmelerini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddelerinde, davasız (çekişmesiz-nizasız) ve aralıksız (fasılasız) yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişinin taşınmazın mülkiyetini kazanacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunda açıkça düzenleme bulunmamakla birlikte, dairemizce de kabul edilerek sapmaksızın uzun süreden beri devam eden Yargıtay uygulamalarına göre, tarımsal nitelikli bir taşınmazın, zilyedi adına tescil edilebilmesi için, diğer kazanma koşullarının yanında ekonomik amaca uygun tasarruf edilmesi gerekmektedir.

Ekonomik amaca uygun kullanımda anlaşılması gereken; taşınmaza zilyet olunmakla ekonomik değeri olan getiri elde etmektir. Zilyetlik karşılığı elde edilen ekonomik getirinin, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, genel olarak, taşınmazın tasarruf edilmesi karşılığında elde edilen ve parasal değeri bulunan yarardır.

Söz konusu ekonomik getiri para olabileceği gibi(elde edilen ürünün satılması, taşınmazın icara verilmesi, kiraya verilmesi vs), zilyedin kendisinin ya da ailesinin doğrudan yararlanması şeklinde de olabilir (ürünün bizzat tüketilmesi). Önemli olan zilyedin kullanmaya değecek bir yarar elde etmesidir.

Zilyetlik sonucu elde edilen ürünün, hasatın bizzat tüketilmesi sonuçta zilyedin bütçesinden bir kısım paranın çıkmasını engelleyeceğinden ya da azaltacağından, mutlaka elde edilen semenin satılarak paraya çevrilmesi gerekmemektedir.

Yargıtay uygulamalarında, tarım arazisinin ekonomik amaca uygun olarak zilyet edilip edilmediğinin belirlenmesinde; toprağın verimliliği, taşınmazın yüzölçümü ile elde edilen ürünün miktarı veya değeri arasındaki ilişki, yararlanmayla elde edilen toplam kazanç miktarı, süreklilik gibi birçok kriterler esas alınmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar nedeniyle; tarımsal amaçla tasarruf edilen taşınmazlarda,zilyet lehine mülkiyet hakkının doğması için ekonomik amaca uygun zilyetliğin varlığının aranması gerektiği yönündeki Sayın çoğunluk görüşüne aynen katılmaktayım.

Ancak, tarım dışı amaçla tasarruf edilen, imar ihyaya muhtaç olmayan özel mülkiyete elverişli arsa ve arazilerde ekonomik amaca uygun zilyetlik yerine; sahiplenme arzusuna uygun, sürekli, fiili hakimiyetin sağlanması aranmalıdır. Bu, hayatın olağan akışınada uygundur. Yargıtay ve Dairemizin uzun yıllardan beri devam eden sayısız kararlarında bu husus vurgulanmıştır.

Daha somut ifade etmek gerekirse, imar ihyaya dayanılmayan veya muhtaç olmayan, tarım dışı alanlarda kullanılan taşınmazların zilyetlikle edinilebilmesi için, kanunda yazılı koşulların yanında, taşınmaza sahiplenilmesi, yararlanılması, etrafının çevrilmesi, üçüncü kişilerin kullanmalarına engel olunması ya da izinle kullanılmalarına imkan verilmesi, vergisinin ödenmesi, üçüncü kişilerde söz konusu yerin zilyede aidiyetine ilişkin yaygın düşüncenin hakim oluşturulması yeterlidir.

Hemen belirtmek gerekir ki, sayılan bu kriterlerin birden fazlasının aynı anda zilyet tarafından gerçekleştirilmesi, mülkiyetin kazanılması yönündeki sahiplenme arzusu ve sürekli hakimiyetin mevcudiyetinin güçlendirilmesi bakımından önemlidir. Bir taşınmazın yukarıda belirtilen şekilde kazanılması için, imar kanununa göre arsa niteliğinde olması da aranmamalıdır. Tarımsal amaç dışında kullanılan yerlerden olması yeterlidir.

Kaldı ki; tarım dışı alanlarda kullanılan taşınmazlarda da ekonomik amaca uygun zilyetliğin şart olduğu kabul edilse dahi, ev yapmak suretiyle kullanım, ekonomik amaca uygun zilyetliğe örnek teşkil edecek nitelikteki bir tasarruftur. Konut ve ahır olarak kullanımın yüksek ekonomik getirisinin, kazancının ve yararının olduğu izahtan varestedir. Tüm bu açıklamalar nedeniyle, Sayın çoğunluğun onama-bozma şeklindeki sonuç görüşüne katılmakla birlikte “ev ve ahır yapmak tek başına ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmaz” yönündeki gerekçesine katılmamaktayım. 24.09.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/1196, K. 2012/7907, 24 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/1196
Karar No
2012/7907
Tarih
24 Eylül 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/1196 K.2012/23851
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2012/1199 K.2012/6178
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/1200 K.2012/7514
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/1201 K.2012/7306
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2012/1201 K.2012/20936
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/1202 K.2012/9107

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.