KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2012/12162 E., 2013/14117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
1.201 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 7.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.06.2011 gün ve 27/373 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’ndan kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Mahkemece, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesi gereğince; on yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden dolayı davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2010 tarih ve 2010/5310-6245 sayılı ilamı ile hükmün esası yönünden temyiz itirazları reddedilerek, yargılama masrafı ve vekalet ücreti yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hazine vekilinin karar düzeltme talebi Dairece, 02.12.2010 tarihinde reddedilmiştir.Mahkemece, bozma ilamına uyularak, hükmün esası kesinleştiğinden yeniden karar verilmeye yer olmadığına, davacı tarafından yapılan toplam 2.432,40 TL yargılama gideri ile davacı vekili lehine takdir edilen 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece verilen ilk karar esas yönünden, yani davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kısmı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce onanmış, Hazine vekilinin karar düzeltme talebi de reddedilmiştir.
Hükmün onanan kısmı kesinleşmiş artık kesin hüküm haline gelmiştir. Nitekim Mahkemece de bozmadan sonra verilen kararda esas hakkında yeniden hüküm kurulmamıştır. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların iradesine tabi değildir.
Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm müessesesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C. Anayasa’sının 2. Maddesi’nde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır.
Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir.Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Hukuk devleti hukuk kurallarının onu koyanlar da dahil olmak üzere, her kişi ve kuruluşu bağlamasını ifade eder.
Hukuk devleti kavramının özünü devlet organlarının hukuka bağlılığı yani, yönetimin eylem ve işlemlerini hukukun içinde kalarak yerine getirmesi oluşturmaktadır.T.C. Anayasası 36. maddesi. “Herkes ….. adil yargılanma hakkına sahiptir.”hükmünü içerir.Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlığı taşıyan 6. Maddesinde.
“Herkes …. davasının ….. hakkaniyete uygun …… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” denilmektedir.Anayasa’nın 2. Maddesiyle benimsenen hukuk devletinde, hukuki güvenliği sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi vazgeçilmez temel unsurlardandır. Hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olması gerekir.
Yargısı hukuka bağlı olmayan bir devlette vatandaşların kendilerini güvencede hissedebileceklerini söylemek mümkün değildir. Hukuk devletinde bireyler devlete güven duyabilmeli aynı şekilde devlet de bu güveni vatandaşa verebilmelidir. Kesin hükme saygı uluslar arası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul görmektedir.
Eğer bir hukuk sistemi içerisinde yargının verdiği ve bağlayıcı olan bir kesin hüküm işlevsiz bir duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden söz edemeyiz.Somut olayda, Mahkemece verilen karar esas yönünden, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleşmiştir. Kesin hüküm gücü kazanan bir kararın, bozmaya konu edilmesi, kamu düzenini bozacak bir sonuç yaratır.
Mahkemece verilen ilk karar esas yönünden onanarak kesinleşip, Mahkemece de bozmadan sonra verilen ikinci kararda esas yönünden hüküm kurulmadığı halde bozma ilamına konu edilmesi doğru değildir. Bu durum, uluslararası hukuk düzeninde kabul görmüş ilkelere, T.C Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder.Devlete ve yargıya güveni ciddi bir şekilde sarsar.
Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece verilen hüküm esas yönünden kesinleşmiş olduğundan bozma ilamına konu edilemeyeceği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun, hükmün esasının bozulmasına yönelik görüşlerine katılmıyorum. 03.10.2013
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/12162, K. 2013/14117, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama