İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/12664 K.2013/6879

... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.07.2012 gün ve 45/323 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi,…

Esas2012/12664Karar2013/6879Tarih9 Mayıs 2013Okuma8 dk · 1.545 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2012/12664 E., 2013/6879 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Mayıs 2013
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Tapu iptali ve tescil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.545 kelime·8 dk okuma

... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.07.2012 gün ve 45/323 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın davalı ... adına tapuda kayıtlı iken, ... isimli diğer davalıya yaptığı satışın muvazaalı olduğunu, bu nedenle tapu kaydının ½ oranında iptaliyle davalı ..., 1/2'sinin ise vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, aksi taktirde taşınmazın bugünkü değerinin yarısının (şimdilik 10.000 YTL) ve yine taşınmazın ödenmemiş mevcut borcu olan 20.000 TL’den davalının payına düşen 10.000 YTL olmak üzere toplam 20.000 YTL’nin davalı ...’den tahsiline, karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... 27.05.2009 tarihli cevap dilekçesinde taşınmazın kendi parasıyla aldığını, davacının katkısının bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... vekili ise, 28.500 TL bedelle dava konusu yerin davalı ...’dan satın alındığını, paranın peşin ödendiğini, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; “….dava konusu olayın niteliği mal rejiminin tasfiyesi değer artış payı ve katkı payı alacağına ilişkin olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiğini, ...

2.Aile Mahkemesi tarafından tapu iptali ve tescil davası olarak değerlendirilmek suretiyle görev uyuşmazlığının çözümü için dosya 17.Hukuk Dairesine gönderildiğini ve ilgili daire tarafından muvazaanın araştırılması gerektiği kanaati bildirdiğini, mahkemece muzavaa yönünden inceleme yapıldığını, dava konusu taşınmazın değerinin 60.000 TL olarak belirlendiğini, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının hayatın mutad akışına uygun bulunduğunu, dava konusu taşınmazın ...adına kayıtlı iken ...'ya intikal ettirildiğini, ...’nın da şahit olarak dinlendiğini ve beyanında Mehmet’in boşanmak istediğini,

evi senin üzerine yapalım şeklinde beyanda bulunduğunu, evin muvazaalı bir şekilde davacının arkadaşı ... üzerine geçirildiğini, ...’in davacı ...’i aradığını, onun da evi vermesini söylediğini, bunun üzerine evin ismini bilmediği bir şahsa devrettiğini, Noterden satışı yapacak şahsa verildiğini, tapu kayıtlarından da

anlaşıldığı üzerine ...’dan sonra evin ... tarafından 2007 yılında alındığını, aradan bir hafta süre geçmeden satış yoluyla ...’ye tapuda intikalin yapıldığını, bu intikalden davacının bilgisinin olduğunu, aradan yaklaşık 2 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra boşanmış bir kadın olarak davalının ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla evi sattığını, somut olayda herhangi bir muvazaa görülmediğini, davalının dosya içerisindeki mevcut belgelerle evin edinildiği tarihe kadar çalıştığını, mahkemece kabul edildiğini açıklayarak ispatlanamayan davanın reddine” karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil (6098 sayılı TBK.m.19) ile edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazdan kaynaklanan TMK’nun 202, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Somut olaydaki;

Muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarının amacı, elden çıkartılan taşınmazın (malların) kayıt maliki eş'e döndürülmesi ve mal rejimi davalarında alınacak karar ile hüküm altına alınan alacağın tahsilatını kolayca sağlamaya yönelik bulunduğundan davacıların bu tür davaları açmakta hukuki yararları bulunmaktadır.

Taraflar 19.04.1999 tarihinde evlenmiş, 11.06.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması ve 28.04.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında 19.04.1999 tarihinde boşanma davasının açıldığı 11.06.2007 tarihine kadar Mülga 743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinde boşanma davasının açıldığı 11.06.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m.202, 4722 S.K.m.10). Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı 11.06.2007 tarihinde sona ermiştir.

Davacı, dava dilekçesinde taşınmazın ilk malikinin ...olduğunu, ... ...’dan borç altın aldığını, taşınmazın bedeli olarak ...’ya verdiğini, ancak; ...’dan borç para alması nedeniyle ...’ın kendi yanında çalışanı olan ...’ya intikalin yapılmasını istediğini, bunun üzerine ... tarafından 09.05.2007 tarihinde taşınmazın ...’ya satış yapmak suretiyle devrettiğini, ...’in gerçek malik olmadığını bir bakıma ...’ın borcuna teminat olmak üzere tapuda bu tür işlemin yapıldığını, ...’nın da 18.05.2007 tarihinde davalı ...’a tapuda satış yapmak suretiyle meskeni intikal ettirdiğini,

...’in zorda kalmaması için kendisinin talimatı ile Semin tarafından 3. şahsa vekaletname verildiğini, bu vekaletname ile taşınmazın ...’a intikalinin sağlandığını ancak boşanma davasının devam ettiği sırada 10.03.2009 tarihinde davalı ...’ın taşınmazı 3. şahsa sattığını ve yapılan satışın muvazzaalı olduğunu belirterek iptal ve tescil ile mal rejiminden kaynaklanan alacak isteğinde bulunmuştur.

Dava başlangıçta ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin 10.11.2009 tarih, 2009/209 Esas, 2009/388 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın mal rejiminden kaynaklandığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın yetkili ve görevli ... Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. ... 2. Aile Mahkemesi ise, 06.07.2010 tarih ve 2010/331 Esas, 2010/444 Karar sayılı kararı ile; “ davanın muvaza nedeniyle tapu iptali tescil davası ve terditli olarak davalı hissesinin ½’sinin alacak tahsili isteğine ilişkin olduğu görüşünden hareketle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, ancak iki mahkeme arasında çıkan görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın mercii tayini için Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmesine,” karar verilmiştir.

2012/12664-2013/6879

Temyiz üzerine Yüksek Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 16.12.2011 tarih, 2011/853 Esas, 2011/12356 Karar sayılı kararı ile “…davacı muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davasını açarken uyuşmazlık konusu taşınmazın davalı ... ile birlikte aldığını ileri sürdüğüne, taşınmazın ... adına tapuya tescil edildikten sonra taşınmazın ½ payının adına tescilini istediğine, herhangi bir katkı payı isteminde bulunmadığına, 06.07.2010 tarihli oturumda da davacının mal rejiminin tasfiyesini amaçlayan bir istektede bulunmadığı belirlendiğine, davanın muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası olduğu anlaşıldığına,

mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir isteminde olmadığının saptandığına, mal kaçırma kastının bulunduğu iddiasıyla muazaa nedeniyle paya yönelik tapu iptali ve tescili isteminde bulunduğuna göre HUMK.nun 25 ve 26. maddeleri gereğince ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine”; denilmek suretiyle yargı yerini belirlemiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesi yaptığı araştırma ve inceleme sonucu 10.07.2012 tarih ve 2012/45 Esas , 2012/323 Karar sayılı kararı ile sadece genel muvazaaya dayalı olarak 6098 sayılı TBK.nun 19. maddesi gereğince açılan muvazaa nedenleri üzerinde durmuş ve az yukarıda açıklandığı gibi somut olayda muvazaanın unsurlarının bulunmadığı ve bu nedenlerle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.

Gerek gerekçe ve gerekse hüküm kısmında herhangi bir alacaktan söz edilmemiştir. Davacı vekilinin, temyiz dilekçesi bir bütün olarak dosyada yer alan dava dilekçesi ve beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, bozma isteğinin muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil ile alacağa yönelik olduğu görülmüştür. Yani, alacak yönünden de hükmün temyiz edildiği anlaşılmaktadır. HMK.nun 25, 31 ve 33 (HUMK.

75,76) maddeleri gereğince maddi olayları ileri sürmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ise Hakime aittir. Dava dilekçesi çok açık bir biçimde yazılmadığı ve iyi bir şekilde kaleme alınmadığı bir gerçektir. Ancak bir bütün olarak değerlendirildiğinde terditli iki isteğin yer aldığı görülmektedir.

Mercii tayinine konu olan Aile Mahkemesi, 06.07.2010 tarihli kararında açıkça her iki istekten söz etmek suretiyle görevli olmadığını belirtmiş ve dosyanın mercii tayini için Yargıtay’ın ilgili Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

2. Aile Mahkemesinin 06.07.2010 tarihli yargılama oturumunda davacı vekili ; “biz dilekçemizde muvazaa nedeniyle iptal ve müvekkilimiz adına ½ payın tescilini aksi takdirde de ½ hissenin bedelinin tahsilini istemiştik mal rejimi yönünden inceleme talebimiz yoktur, ½ hissenin tahsilini talep ediyoruz" açıklamasında bulunmuştur. Görüldüğü gibi beyan çok açık bir biçimde tutanağa aktarılmamış ve bazı kelimeler çelişkili bir biçimde tutanağa geçirilmiştir.

Bir taraftan mal rejimi yönünden inceleme talebimiz yoktur ibaresi yer almakta, öbür yandan ½ hissenin tahsilini istiyoruz demek suretiyle alacak isteğini tekrarlamıştır. Mahkemece de iki istek yönünden görevsizlik kararı verilmiştir. Şu halde davacının terditli iki ayrı isteğinin bulunduğunun kabulü gerekir.

Öte yandan her ne kadar Yüksek 17. Hukuk Dairesi mercii tayini ile ilgili ilamında olayı bu çelişkili ibarelerden hareketle, sadece muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescile yönelik olduğuna işaret edilmiş ise de Dairenin bu görüşüne katılma olanağı yoktur. Kaldı ki Yüksek Daire sadece somut olayda görevli mahkemenin Aile Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu hususunda bir karar vermek durumundadır. Yoksa hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Bu durumda mercii tayini kararı sadece muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğini kapsadığının ve mal rejiminden kaynaklanan alacağın mercii tayini kararı kapsamı dışında kaldığının da kabulü gerekmektedir.

Yerel mahkemece, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil için gösterdiği gerekçe yetersizdir. Çünkü, ileri sürülen muvazaa davalı ...’nin 10.03.2009 tarihinde davalı ...’a yaptığı satış nedeniyle aralarında yapılan işlemde muvazaanın olup

olmadığının, koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin TBK.nun 19. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılması gerekir. ... tarafından Mustafa’ya yapılan satış için, Mahkemece, “aradan 2 yıl gibi bir zamanın geçtiği, boşanan davalı kadının ihtiyaçlarını karşılamak için evi sattığı hususu gerekçe olarak gösterilmiştir. Bu gerekçenin yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Bu nedenle, TBK.nun 19. maddesi uyarınca genel muvazaanın tüm koşullarının araştırılıp belirlenmesi, davacının taşınmazın ½’sinin iptali ile adına tapuya kayıt ve tescili istediğinin gözetilmesi, ancak edinilmiş mallara katılma rejiminde de ayin (mülkiyet) istenemeyeceğinin ve davacının şahsi hakkının alacak niteliğinde olduğunun düşünülmesi,

bu konuda 10.07.1953 tarih ve 8/7 sayılı YİBK. kararının kapsamının göz önünde tutulması ve toplanacak tüm delillerin davacının ½ payın iptali ile davalı eş ... adına tapuya kayıt ve tescilini istemesi bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Anılan YİBK kararı uyarınca davacının kendi adına ayin (mülkiyet) olarak iptal ve tescil isteme olanağı bulunmamaktadır.

Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı tarafın katılma alacağına ilişkin isteği 17. Hukuk Dairesinin mercii tayini kararı dışında kaldığının ve ilamın HUMK'nun 25/son fıkrası gereğince bağlayıcı olmadığının kabulü ile Aile Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek katılma alacağı bakımından dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Uzman Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken bu istek yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir.

Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/12664, K. 2013/6879, 9 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/12664
Karar No
2013/6879
Tarih
9 Mayıs 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/12665 K.2013/10140
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/12667 K.2013/5011
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2012/12667 K.2013/10137
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/12668 K.2013/5434
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/12673 K.2013/15288
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/12673 K.2013/11214

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.