KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2012/2360 E., 2012/10205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
1.314 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve müşterekleri, dahili davalılar Hazine ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 09.06.2011 gün ve 316/158 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalılar ... vekili ile Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 4534 ada 4 nolu parseli 10.09.1988 tarihinde satın aldığını, kayıt malikinin bu yeri 19.07.1978 yılında Ali Yılmaz isimli kişiye sattığını, Ali Yılmaz’dan davacının haricen aldığını, taşınmazın öncesinin 937 ada 42 nolu parsel olduğunu, İmar Kanununun 18. maddesi uygulaması yapıldığını, böylece dava konusu parselin müstakilen oluşturulduğunu, vekil edeninin bu yere bina yaptığını, zilyetliğin iyi niyetli olarak 20 yıldan fazla süre ile devam ettiğini açıklayarak davalıların murisi adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, 21.12.2010 tarihli 14 nolu oturumda mahkeme tarafından resen davacı vekiline iş bu davanın TMK.nun 724 ve 713/2. maddeleri gereğince hangi dava türü olduğu açıklattırılmış, davacı vekili “… bizim talebimiz temliken tescil değildir, arsa bedelini ödedik ikinci kez ödemek istemiyoruz talebimiz, dava konusu taşınmazın 20 seneyi aşkın süredir kullanan müvekkil adına tescil istemine ilişkindir….” biçiminde beyanda bulunmuş iş bu beyanının HUMK.nun 151. maddesi gereğince imzası ile onaylamıştır.
Mahkemece aynı oturumda 1 nolu ara karar gereğince TMK.nun 713/2. maddesi uyarınca açılmış olan iş bu tescil davası nedeniyle Hazine ve Belediyenin davaya dahil edilmesi için davacı vekiline bir sonraki oturuma kadar süre verilmiştir. Davacı vekili her iki kamu kurumunu davaya dahil etmiştir. Davalı ... mirasçıları adına çıkartılan tebliğatlar dosya içerisindedir.
Uşak Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.03.2006 tarih, 2006/ 512 – 459 Esas, Karar sayılı veraset belgesine göre: 1933 doğumlu ...’un 11.09.1984 tarihinde öldüğünü, mirasçısı olarak, ...... ... ve ...’ın kaldıkları anlaşılmıştır.
Davaya dahil edilen Belediye Başkanlığı husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı Hazine davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davasının TMK.nun 713/2. maddesindeki ölüm sebebine dayalı olarak koşulları gerçekleştiğinden kabulüne, dava konusu 4534 ada 4 nolu parselin ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde Belediye Başkanlığı vekili ile Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Hazine vekili, 28.10.2011 havale tarihli dilekçesi ve ekindeki Muhakemat Müdürlüğünün 32736 sayılı yazıları gerekçe gösterilerek “… dahili davalı olarak davaya katılmış olup kararın temyizinde Hazine yararı bulunmadığında 4353 sayılı Kanunun 34. maddesi uyarınca kararın temyizinden vazgeçilmesi uygun görülmüştür….” Yazısı uyarınca temyizden vazgeçilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu parsele ilişkin tapu kaydı getirilmiştir. 4534 ada 4 sayılı parsel 185 m2 olarak arsa niteliğiyle tam mülkiyet üzere imar uygulaması sonucunda 01.11.2004 tarihinde ... adına tescil edilmiştir.
Beyanlar hanesinde “ üzerindeki kargir 1 katlı bina ...’ya aittir şerhi mevcuttur.” Fen bilirkişi .... ... ... tarafından düzenlenen 06.08.2009 Hakim havaleli rapora göre; dava konusu parselin 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi uygulaması ile oluştuğunu, öncesinin 937 ada 42 nolu kadastro parseli olduğu, kadastro parselinin paydaşları olarak: ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ve davalıların miras bırakanı ... oldukları yazılıdır.
Dava dilekçesinde sözü edilen harici satış sözleşmeleri dosya içerisinde bulunmaktadır. Mahallinde keşif yapılmış, uzman bilirkişiler dosyada mevcut kroki ve raporlarını mahkemeye sunmuşlardır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık, arazi kadastrosu çalışmalarında davalıların miras bırakanı ve diğer paydaşlar adına tespit ve tescil edilen 937 ada 42 nolu ana parselin paydaşlarının tapulu yeri haricen satmaları sonucu satın alan kişilerin üzerine inşaat yapmaları nedeniyle daha sonraki süreçte zemindeki eylemli durumun 2981/3290 yada 3194 sayılı yasanın 18.maddesi uygulamasıyla yasal duruma getirilmesi çalışmaları sonucunda tapuda paydaş olanlara imar parsellerinin oluşturulduğu ancak tapulu yerin haricen satın alan ve bina yapan kişilerin eylemli durumunun imar parsellerinin beyanlar hanesinde gösterilmesi nedeniyle imar uygulaması sonucunda oluşan tapuların
böyle bir dava sonucunda iptal edilebilinip edilebilinemeyeceğinde ve tapulu taşınmazların haricen satışının geçerli olup olmayacağında ayrıca TMK.nun 713/2 .maddesindeki ölüm sebebine dayalı olarak açılmış olan davanın dinlenip dinlenmeyeceğinde ve kayıt malikinin ölüm tarihine göre halen de terekesi elbirliği mülkiyet üzere olması sebebiyle bir kısım mirasçısının kabul beyanlarının geçerli olup olmadığında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, TMK.nun 713/2. maddesindeki ölüm sebebine dayalı olarak açılan davalar koşulları oluştuğu takdirde Anayasa Mahkemesinin yürütmenin durdurulması ve iptal kararı verilinceye kadar açılan ve kesinleşen davalarda geçerli idi.
Ne var ki, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih, 2009/58 Esas - 2011/15 Karar sayılı ve 02.04.2011 günlü Resmi Gazetede yayınlanan yürürlüğün durdurulması ve bilahare gerekçeli kararı gereğince ölüm sebebine dayalı olan davalar TMK.nun 713/2. maddesinden çıkartılmıştır. Artık yürütmenin durdurulması tarihinden itibaren açılacak bu tür davaların dinlenme olanağı yoktur.
Ancak, yürütmenin durdurulması tarihi itibariyle açılmış ve derdest olan davaların meri Anayasanın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi kararları makable şamil olmayacağından ilk etapta iş bu durdurma ve iptal kararının derdest davalara uygulanmayacağı biçiminde düşünülse dahi aynı anayasanın 152/3. maddesi gereğince ve kamu düzeni dikkate alınarak Anayasa Mahkemesinin yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağı kuşkusuzdur.
Nitekim, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin, 14. Hukuk Dairesinin , 20 Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun kararları bu yöndedir. Somut olayda davacı tarafın tapulu taşınmazı haricen satın aldığı 10.09.1988 tarihinden davanın açıldığı 12.09.2007 tarihine kadar TMK.nun 713/2. maddesindeki koşullar gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, tapulu taşınmazların haricen satışı TMK. 706, BK 212, Tapu Kanununun 26. maddeleri uyarınca geçerli değildir.
Tüm bunlardan ayrı olarak dava konusu 4534 ada 4 nolu parsel 18. maddesi uygulaması ile oluşmuştur. 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uygulaması idari işlemdir. İdari işlem, idari yargıda iptal edilmediği sürece ayaktadır. Hukuki varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle iş bu davanın Adli Yargıda değil İdari Yargıda görülmesi gerekir. Bir başka anlatımla Mahkeme bu nedenle görevsizlik kararı vermesi gerekmektedir.
Tüm bunlardan ayrı olarak TMK.nun 713/2. maddesindeki ölüm sebebinde son mirasçı olarak Hazine yasal hasımdır. Dolayısıyla ister doğrudan doğruya isterse dahili dava yolu ile husumet yöneltilsin doğrudan doğruya Hazineyi etkilemektedir. Dosyada mevcut veraset belgesine göre bir kısım mirasçıların davayı kabul etmeleri ,miras bırakanlarının terekesi elbirliği mülkiyet üzere olması ve davacının 3. şahıs durumunda bulunması sebebiyle sonuca etkili değildir.
Davalı Hazinenin temyizden vazgeçme gerekçesi de bu sebeple yasal görülmemiştir.
Tüm bu gerekçelerden eldeki davanın reddine karar vermek gerekirken, TMK.nun 706, BK 212, Tapu Kanununun 26. maddelerine, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih, 2009/58 Esas – 2011/15 Karar sayılı kararına ve 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi ile TMK.nun 649, 701 ve 702. maddeleri vs. diğer sebeplere aykırı olan iş bu kararın bozulması gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
Hazinenin temyiz itirazları ve dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan yasal nedenlerle yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken: Uşak Belediyesi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmediğinden bahisle bozulması doğru olmamıştır. Açıkladığım sebeplerle Sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılamıyorum. Kararın açıkladığım bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatindeyim. 09.11.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/2360, K. 2012/10205, 9 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama