KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2012/2762 E., 2012/9024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
987 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Hazine ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.12.2011 gün ve 299/612 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 652 sayılı parselin tapu kaydında yer alan miktardan fazla görülen 7020 m2 yerin Hazine’ye ait olduğu gerekçesiyle bu miktar bakımından tapu kaydının iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Yerel mahkemece, Hazine tarafından açılan davanın reddine ilişkin hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca davanın kabul edilmesi gerektiği görüşüyle bozulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu, 652 sayılı parselin tapulama tutanağı 09.03.1956 tarihinde düzenlenmiş, Ten. Sani 41 tarih, 25 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak Mehmet oğlu 1930 doğumlu Mustafa Sıtkı Akyüz adına tespit edilmiş, tutanağın beyanlar hanesine, "3220 m2’lik miktarı ile muteber olup, fazlası Hazine’ye aittir" ibaresi yer almıştır. Tapulama tutanağının 06.07.1956 – 06.08.1956 tarihleri arasında askı ilanına çıkartıldığı ve 07.08.1956 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tutanak kapsamına göre, 652 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydının 2510 sayılı Kanuna göre oluştuğu, revizyon gören tapu kaydının geldisinin ise K.Sani 935 tarih ve 49 sıra nolu olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu tür tapular kural olarak, miktarı ile geçerli olup, miktar dışında kalan fazlalıkların Hazine’ye ait olduğu kabul edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun (766 s.TK.m. 42.) 20/D bendinde.
Hazine’ce, özel kanunları hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallardan çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir, denilmiştir.
Görüldüğü gibi maddede öngörülen koşul "…değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık…" ibaresi yer alan tapu kayıtları oluşturmaktadır.
Ne var ki, aynı Kanunun 20/son fıkrasında; “ Bu maddede yazılı taşınmaz mallardan meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14. ve 17. madde hükümleri uygulanır ” amir hükmüne yer verilmiştir. Şu halde, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı gibi değişmez ve sabit sınırlı kabul edilen koşul, son fıkrada aranmamaktadır.
Bu durum karşısında tapuda revizyon gören tapu kaydı değişmez ve sabit sınırlı olsa dahi miktar fazlalığının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların kayıt maliki yararına oluştuğunun saptanması halinde bu miktar fazlalıklarının kayıt malikleri tarafından kazanılması ve zilyetlikle edinilmesi mümkün bulunmaktadır.
Daire çoğunluğunca 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/son fıkrasının neden uygulanamayacağı konusunda herhangi bir görüş belirtilmemiştir. Söz konusu taşınmaz miktar fazlasıyla birlikte dağıtımın yapıldığı ve revizyon tapu kaydının geldisine göre 935 yılından beri davalılar tarafından tasarruf edildiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu kanun gereği kabul edilmesi gerektiğine, davalılar miktar fazlasının kayıt miktarıyla birlikte kullandıklarına ve miktar fazlası kayıt kapsamında sayılmadığına göre, davalılar adına iskan tapusunun oluştuğu 1941 tarihinde miktar fazlasının tapu kayıt kapsamı dışında kalan yani tapusuz yer olduğunun kabulü gerekir.
Kaldı ki, revizyon gören tapu kaydının geldisine göre (K.Sani 935 tarih 49 sıra nolu tapu ve gittilerinde); taşınmazın doğusunda; yol, batısında Mehmet Ağa, kuzeyinde Mehmet Ağa bahçeleri ve güneyinde İbrahim oğlu, Rüştü ve Mehmet arazileri ile çevrilidir. Görüldüğü gibi tapu kaydının üç tarafı şahıs arazileri, bir tarafını ise yol okumaktadır. Yol, kural olarak genişletmeye elverişli sınır olarak kabul edilmektedir.
Mahkemece yapılacak araştırma ve inceleme sonucu yolun sabit sınırlı olduğu saptandığı taktirde diğer üç taraf da şahıs arazileri ile çevrili bulunduğundan 3402 s.K.K.nun 20/D bendindeki koşulların davacı yararına oluştuğunun kabulü gerekir. Eksik araştırma ve incelemenin söz konusu olduğu açıktır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/son fıkrası kapsamı göz önünde bulundurularak gerekli araştırma ve incelemenin yapılması için araştırmaya yönelik hükmün bozulması gerekirken, davayı kabul et şeklinde gerçekleşen bozma yönündeki değerli çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 11.10.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/2762, K. 2012/9024, 11 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama