Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastro çalışmalarında davalılar adına tespit gören 108 ada 10 nolu parsel ile 109 ada 27 nolu parselin tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi, dava konusu taşınmazların çok uzun zamandır davacı tarafından kullanıldığını, köyle ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, 108 ada 10 parsel ... taşınmaz için açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, zilyetlik koşullarının oluşması gerekçesiyle Kadastro Bilirkişilerince düzenlenen 05.07.2011 tarihli krokide ''H'' harfiyle gösterilen yerin iptali ile davacı adına tesciline ve ''J'' harfleriyle gösterilen yerler için davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 108 ada 10 parsel, tarla vasfıyla, senetsizden, Köy Tüzel Kişiliği adına, 109 ada 27 ... parsel ise 66,716.79 m2 yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla, senetsizden, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilmek suretiyle 23.11.2005 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, tutanağın itirazsız kesinleşmesi üzerine 23.01.2006 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak; bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar, ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit tarihi olan 23.11.2005 den sonra dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait (1975 – 1985 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir
stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir. Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle dava tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip, stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak, taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Şahit ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak karar verilmelidir.
Bundan ayrı; taşınmazın batısında bulunan yoldan sonra gelen ve paftasında mera olarak gösterilen taşınmaza ait tapu kaydı ile, kadastro tutanağının tüm sayfalarının onaylı ve okunaklı suret ya da fotokopilerin ve varsa dayanak kayıt ve belgeleri bulundukları yerden getirtilmeli, taşınmazın öncesinin kadim mera niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıklar HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı,
aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle, yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, dava konusu taşınmazdaki zilyetliğin başlangıç tarihi bu zilyetliğin dava tarihine kadar ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğü ve komşu taşınmazlara uygulanan kayıtların, dava konusu yerin yönünü ne olarak okuduğu,
yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde çelişkinin HMK. nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı ve toplanacak deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.