KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2012/68 E., 2012/5449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
1.096 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının davacının davasından feragat ettiğinin tespitine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.10.2011 gün ve 170/320 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı, kadastro çalışmalarında davalı adına tespit ve tescil edilen dava konusu 172 ada 4 nolu parselin 1/5 payının iptali ile bu payın kendisi ve çocukları adına sunulacak veraset ilamına göre tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı asıl, kimlik bilgileri yazı işleri müdürünce belirlenen 24.03.2010 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiğini, dava konusu 172 ada 4 nolu parselin 4/5 payının kendi uhdesinde kalmasını, talep gibi 1/5 payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini açıklamıştır. Davalı kişi 26.04.2010 günlü 1 nolu oturumda kabul beyanını aynen tekrar ettiğini, taşınmazın 1/5 hissesinin davacıya ve kardeşi Sebahattin'in çocuklarına ait olduğunu açıklamış bu beyanını imzası ile onaylamıştır.
Davacı kişi 17.10.2011 tarihli dilekçesi ile davadan HUMK.nun 91-95. maddeleri uyarınca feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı asıl 17.10.2011 günlü 7 nolu oturumda: “açtığım davadan feragat ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuş ve bu beyanı imzası ile onaylamıştır.
Mahkemece davacının davasından feragat ettiğinin tespite karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından. 172 ada 4 nolu parsel, senetsizden, 1352.31 m2 olarak, ahşap iki katlı ev ve bahçesi niteliği ile 15.10.2007 tarihinde tam mülkiyet üzere ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 11.04.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı miras bırakanına ilişkin veraset belgesini dosyaya sunmuştur. 1933 doğumlu Sebahattin Altunkaynak 20.03.2005 tarihinde ölmüştür.
Mirasçısı olarak davacı eşi Nezaket ile müşterek çocukları: Şükran, Şükrü, Birol ve Suna kalmıştır. Şükran ise 14.08.1989 tarihinde ölümü ile murisin torunları Yasin ve Abdullah mirasçısı olarak kalmıştır. Başkaca mirasçısı yoktur. Davalı kişi yukarıda değinilen dilekçesi ve duruşmadaki bu yöndeki beyanıyla davayı kabul etmiştir. Davacı şahıs da yukarıda sözü edilen dilekçesiyle ve son oturumdaki beyanı ile davadan feragat etmiştir.
Bu durumda kabul beyanıyla davanın sonlanıp sonlanmadığı ya da feragat ile davanın ve kabul beyanının ortadan kalkıp kalkmadığının tartışılması gerekir.
Bilindiği üzere ve kural olarak. HUMK.nun 92-95. maddeleri ve HMK.nun 307 ve 308. maddeleri uyarınca kabul ve feragat beyanları açıklandığında kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Ancak, şekli anlamda kararı yazılmakla maddi anlamda kesin hüküm oluşturacağı kuşkusuzdur. Kabul beyanının açıklandığı 24.03.2010 tarihli dilekçe ve ilk oturumdaki beyan uyarınca davanın kabul ile sonuçlandırılması gerekir.
Bir takım mülahazalarla davaya devam edilmesi kabul beyanının sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bir başka anlatımla, kabul beyanının açıklandığı tarihte hakim başkaca bir usul işlemi yapmadan kabul beyanına göre davayı kabul etmesi ve buna göre karar yazması gerekirdi. Ancak, dava kabul ile sonuçlansa dahi kesinleşinceye kadar davacının davasından her zaman feragat etme hak ve yetkisi vardır.
Eş anlatımla, kabul beyanından sonra şekli anlamda karar yazılsın ya da yazılmasın davayı sonlandıran taraf işlemi olan feragat beyanı ile dava tümü ile ortadan kalktığından artık kabul beyanı bir sonuç doğurmuyacaktır. Çünkü, davacı kabul beyanından da feragat etmiş sayılacaktır.
Öyle ise yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya uygundur. Bu nedenlerle kararın onanması gerekirken Dairenin Sayın çoğunluğu tarafından benimsenen düşünceler ve görüşlerle kararın bozulması doğru olmamıştır kanaatindeyim. Açıkladığım bu nedenlerle Dairenin Sayın çoğunluğunun görüşlerine katılmam olanaklı değildir. Netice olarak doğru olan yerel mahkeme kararı onanmalıdır. 07.06.2012
M.A.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/68, K. 2012/5449, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama