KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/12988 E., 2014/10318 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Bursa 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 12/02/2013
- Numarası
- 2011/850-2013/90
Karar Metni
1.502 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Y.. Y.. ile A.. S.. aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Bursa 2. Aile Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.02.2013 gün ve 850/90 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, 4721 sayılı TMK’nunca yasal mal rejimi olarak kabul edilen edilmiş mallara katılma rejimi süresi içerisinde edinilen taşınmazlardan kaynaklanan ve TMK'nun 202, 219, 230, 231, 232, 235 ve 236 maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, toplam 81,000 lira katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi ve hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine sayın Daire çoğunluğunca; “…138 ada 3 sayılı parselde bulunan 17 nolu bağımsız bölümün davacı tarafından davalı adına satın alındığı ve gizli bağış niteliğinde bulunduğu, bu nedenle reddi; dava konusu 145 ada 1 sayılı parseldeki 11 nolu bağımsız bölümün edinilmesine ise; davalının ailesi tarafından yapılan yardım miktarının tespiti ile kişisel mal olduğunun belirlenmesi ve taşınmazın sürüm değerinden düşürülmesi kalan bakımından katılma alacağının hesaplanmasına karar verilmesi gerektiği...” görüşüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Çoğunluğun, 145 ada 1 sayılı parselde bulunan 11 sayılı bağımsız bölüme ilişkin bozma yönündeki gerekçeye kural olarak katılmamla birlikte, 138 ada 3 parseldeki 17 sayılı bağımsız bölüme ilişkin bozma gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır.
Taraflar, 06.03.1992 tarihinde evlenmiş, 02.06.2010 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan boşanma davasının 05.07.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Dosya arasında bulunan tapu kayıtlarına göre, 138 ada 3 sayılı parseldeki mesken 09.01.2008 tarihinde (1. ev), 145 ada 1 sayılı parseldeki 11 nolu bağımsız bölüm ise 15.03.2010 tarihinde (2. ev) davalı adına satın alınmış ve halen davalı adına kayıtlı bulunmaktadır. Kural olarak, her iki meskende edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu süre içerisinde alındıklarında ve aksi de TMK'nun 222. maddesi gereğince kanıtlanamadığından TMK'nun 219. maddesi gereğince, her iki taşınmazın edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir.
Saptanan bu olgu karşısında, 10.05.2012 tarihli yargılama oturumunda dinlenen davacının ablası ve tanığı F.. K..’nun beyanı ile 06.07.2012 tarihli yargılama oturumunda dinlenen davacının annesi ve tanığı S.. Y..’ın beyanları esas alınarak 138 ada 3 sayılı parseldeki meskenin bağış niteliğinde olduğu çoğunluk tarafından kabul edilmiştir. Tanık F..
K.. beyanın da, “…tarafların evlilik birliği devam ederken çalıştıklarını, kardeşinin firmalarda yurt dışı nakliye işlerinde tır şoförlüğü yaptığını, karısı davalının da çaycılık ve temizlik işlerinde çalıştığını fabrika iş, yaptığını, annesinin kardeşine verdiği 5000 Mark ile 1. evin alındığını, esasen müşterek çocuk Mustafa adına alınmış olduğunu, 2. evinde Hüseyin’nin olması gerektiği düşüncesiyle alındığını ve her iki evin davalı adına tapuya bağlandığını bildirmiş, tanık S..
Y.. ise, gelininin ev hanımı olduğunu, ev alsınlar diye oğluna 5000 Mark verdiğini, kendisinin de Beşevler’deki anasınıfında hademelik yaptığını, Bulgaristan’dan göçmen olarak geldiklerini, 6 sene aynı evde birlikte yaşadıklarını, gelininin o zamanlar kendilerine iyi davrandığını, bu yüzden alınan evin gelini adına tapuda yazdırdıklarını, tarafların birkaç yıl sonra 2. ev aldıklarını, 2. ev alınırken gelininin annesi ve babasının da taraflara yardımcı olduğunu, ancak ne kadar para yardımında bulunduklarını bilmediğini, bu evinde davalı adına tapuya kaydedildiğini açıklamıştır.”
Yukarıda yapılan açıklamalar ve çoğunluğun dayandığı her iki tanığın beyanları davacı ile olan yakınlıkları, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı koca Yaşar Yılmaz’ın 138 ada 3 sayılı parselde bulunan meskenin davalı eşi adına alırken, bu alımda bağış irade ve kastının olduğunu açıklayan herhangi bir ibareye ya da beyana rastlanılmamaktadır. Bağışın olması için, davacıda bağış irade ve kastının oluşmuş olması gerekir.
Kaldı ki, böyle bir iddia davacı tarafından da ileri sürülmemiştir. Evlilik süresi içinde 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen taşınmaz, edinilmiş mal olup, kural olarak varlığını korumaktadır ve mal rejiminin tasfiyesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Aile birlikteliği içerisinde edinilen taşınmazların ya da malların eşlerden biri adına alınması ve tapuya kayıt edilmesinin temelinde, “eşlerin birlikte yaşamak, birbirine sadık kalma ve yardımcı olmak zorunluluğunun bir gereği olduğu” gözden uzak tutulmamalıdır. Bu konuda, evliliğin genel hükümlerinin (TMK.m.186.vd) gözardı edilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, 138 ada 3 sayılı parselde bulunan bağımsız bölümünde edinilmiş mallara katılma rejimi süresi içerisinde alındığı ve TMK'nun 219. maddesi gereğince edinilmiş mal olarak kabul edilerek, davacının annesinin gerçekten kendisine bu 1. evin alınması sırasında 5000 Mark yardım etmiş ise, edinilmiş malın borcu ve davacının kişisel malı olduğu gözetilerek hesaplama da gözönünde bulundurulmalıdır.
Açıklanan nedenlerle 138 ada 3 parselde yer alan meskenin davalıya yapılan bağış niteliğinde olduğu biçimindeki bozma gerekçesine katılamıyorum.
Bundan ayrı, davalı vekili, temyiz dilekçesinin 3, 4 ve 5 nolu bentlerinde; "...evlerden birinin vekil edeninin annesine ait olduğunu, daha önce İstanbul’da oturduklarını, Bursa’ya taşınmak amacıyla anne ve babası tarafından alındığını, vekil edeninin annesi Z S.’nin ............ sayılı TC. kimlik numarası ile tapu kayıtları üzerinde inceleme yapıldığında bu durumun ortaya çıkacağını, İstanbul GOP ilçesindeki ev satılarak, akabinde kızı adına Bursa’daki evin alındığını," ileri sürdüğüne göre mahkemece, bu husus üzerinde durulması,
gerçekten davalının annesi tarafından satılan evden elde edilen para ile davalı adına Bursa’da ev alıp almadığının, satılan ve alınan evlere ait tapu kayıtları ile resmi satış akit tablolarının getirtilerek hayatın olağan akışı ilkesi de gözönünde bulundurularak değerlendirilmesi, davalı adına kayıtlı bulunan iki evden hangisinin bu yoldan alındığının saptanması,
doğruluğunun ortaya çıkması durumunda kişisel mal niteliğinde bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması (TMK.m.220) ondan sonra işin esası bakımından her iki taşınmaz yönünden katılma alacağının değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yapılan bozma gerekçesine açıkladığım nedenlerle kısmen değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 22.05.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/12988, K. 2014/10318, 22 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama