KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/15502 E., 2013/15006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Davatürü
- Değer artış payı ve katılma alacağı
Karar Metni
1.624 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Davacı - karşı davalı ... ile davalı - karşı davacı ...aralarındaki değer artış payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 11. Aile Mahkemesi'nden verilen 10.10.2012 gün ve 271/797 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı - karşı davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile vekil edeninin ... 2. Aile Mahkemesi'nin 2010/583 Esas, 2011/74 Karar sayılı kesinleşen ilamıyla boşandıklarını, davaya konu 9092 ada 16 parselde kayıtlı 84/1180 arsa paylı 6. kat, 11 nolu meskenin davacının 2002 yılından önceki tasarrufları ile satın alınarak tapuda davalı eş adına tescil ettirildiğini,
bu işlem yapılırken davacının herhangi bir art niyet düşünmediğini ve davalı adına tescil ettirmekte bir beis görmediğini açıklayarak taşınmaz kaydı üzerine ihtiyati tedbir konularak dava konusu yerin 01.01.2002'den önceki tasarruflarla ve kişisel maddi değerlerle edinildiği için davacının katkısının ve artık değerden payına düşen kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, (karşı davacı) ... vekili, davacının öğretmen olması ve tek maaşı nedeniyle söz konusu gayrimenkulün alınamayacağını, kaldı ki, davacı üzerine kayıtlı başka gayrimenkullerin bulunduğunu,
kendisinin ev hanımı olması nedeniyle herhangi bir işinin bulunmadığını, ancak, Hukuk Genel Kurulu'nun 2008/3-432 Esasta kayıtlı 18.06.2008 günlü kararında açıklandığı üzere ev işlerinde sarf ettiği emeğini yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, diğer eşin katılma alacağı hakkı bulunduğunu izah ederek öncelikle ilk davanın reddini, ayrıca ilk davacı (karşı davalı) adına bankada bulunan 100.000 TL'lik mevduat hesabından şimdilik 10.000 TL'nin alınarak kendisine verilmesini istemiştir.
Ayrıca, 28.03.2012 havale tarihli ıslah dilekçesiyle karşı davadaki talebinin 69.218,35 TL arttırılarak 79.218,35 TL olarak hesap edilen bedel ile 1116,24 TL ile 431,35 Euro'nun ilk davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ...'nin davasının gizli bağış nedeniyle reddine, davalı - karşı davacı ...'nin davasının kabulü ile bilirkişi raporu dikkate alınarak toplam 82.265,26 TL'nin ilk davacı ...'den alınarak, karşı davacı ...'ye verilmesine karar verilmiştir.Hüküm, süresi içerisinde ilk davacı ... vekili tarafından dilekçesinde yazılı gerekçelerle temyiz edilmiştir.Davalı (karşı davacı) ... vekili, kararın onanmasını istemiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından. Dairenin birçok emsal kararında açıklandığı üzere; eşlerden birinin bedelini ödeyerek diğer eş adına üçüncü kişiden tapuda satış gösterilerek yapılan temlikin gizli bağış olduğu kuşkusuzdur.
Bağış iradesinin açıkça tapuda eşlerden birinin kendi adına kayıtlı bir taşınmazını veya trafikte kayıtlı otomobilini bağış göstererek temlik edebileceği gibi somut olayda olduğu üzere bedeli ödenerek üçüncü kişiden diğer eş adına satış gösterilerek de yapılan işlemin gizli bağış olduğu açıktır.
Zira, bedeli ödeyen kişi söz konusu taşınmazı kendisi adına tescil ettirebileceği gibi bağış yapmak istediği herhangi bir kişi adına kayıt oluşturmasında da hukuka aykırı bir durum söz konusu olamaz. Somut olayda, özellikle dava dilekçesinde bu durum açıkça izah edilmiştir.
Bu nedenle, taraflar kesinleşen ilamla boşandıktan sonra bu tür davalarda kural olarak ben bu taşınmazı veya otomobili vs. karşı tarafa bağış yapmıştım gibi bir söz söylemesi eşyanın tabiatına ve açılan davanın kapsamına aykırı olur. Bu nedenlerle, çoğunluk görüşünde açıklandığı üzere davayı açan kişinin bu şekilde bir beyanda bulunması kendisinden beklenilemez. Aksi taktirde böyle bir dava açmaz.
Kaldı ki, evlilik; tarafların birbirine olan güveni ve inancıyla, sadakat ve saygı duygularıyla kurulur ve devam eder. Bunun aksi de düşünülemez. Tüm bu sebeplerle çoğunluk görüşünde benimsendiği gibi hiç şüphesiz davacı kendi adına olan ya da kendisinin parasıyla söz konusu taşınmazı eşi adına satın almıştır.
Öyleyse, TMK'nun 227 ile TBK'nundaki bağışla ilgili müesseselerin birbirleriyle karıştırılmaması gerekir.Açıklanan tüm bu nedenlerle Mahalli Mahkemenin ilk davadaki nitelemesi Dairemizin emsal birçok kararına uygundur. Dairenin sayın çoğunluğu tarafından benimsenen Yerel Mahkemenin ilk davaya ilişkin bozma kararının doğru olmadığını ve somut olaya uygun düşmediği kanaatiyle gerekçesinin onanması gerektiği kanaatindeyim.
Ancak, ilk davacının karşı davası nedeniyle temyiz itirazlarının sayın çoğunluk tarafından benimsenen diğer bozma gerekçelerine bende katılıyorum. Yerel Mahkeme kararının karşı dava nedeniyle yapmış olduğu araştırma ve incelemenin noksan olması sebebiyle bozulması gerektiğini düşünüyorum.Yukarıda açıklandığı üzere Mahalli Mahkemenin ilk davanın reddine ilişkin kararı somut olaya Dairenin yerleşmiş emsal birçok içtihatına uygun olmakla onanması, buna karşılık karşı dava nedeniyle yapılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmadığından Daire çoğunluğunca benimsendiği üzere karşı davaya yönelik Yerel Mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşünüyorum. 24.10.2013
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/15502, K. 2013/15006, 24 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama