KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/20997 E., 2015/6619 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2015
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ
Katılma alacağı
..... ile ..... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair .... Aile Mahkemesi'nden verilen 07.06.2013 gün ve 1312/583 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava boşanılan eşten edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi niteliğinde katılma alacağı talebine ilişkindir. Mahkemece davacı (kadın) eşin boşanma kararının verildiği davanın son duruşmasındaki, “...maddi ve manevi tazminat, eşya ve mal varlığı talebim yoktur...” şeklindeki beyanına katılma alacağı talebinden feragat niteliği verilerek, davanın reddine karar verilmiş; hükmü davacı taraf temyiz etmiştir.
İncelenen boşanma dosyasında, davaya davacı (kadın) bizzat kendisi, davalı (koca) adına ise vekili katılmıştır. Davanın karara bağlanmasında, tarafların bu katılım durumu nedeniyle, TMK. 166/3. maddesindeki anlaşmalı boşanma koşulları mevcut değildir. Mahkemenin de davayı TMK. 166/1. maddesi çerçevesinde tanık da dinlemek suretiyle çekişmeli boşanma davası olarak karara bağladığı görülmektedir.
Kural olarak mal rejiminin tasfiyesi, ancak evliliğin sona ermesi durumunda istenebilir. Evlilik sona ermeden tasfiye, sadece TMK. 208. maddesindeki durumda, noterlik eliyle (TMK.m.205) yapılacak bir sözleşmeyle mevcut mal rejimi yerine yeni mal rejimi seçilmesi veya haklı sebebin varlığı ve mahkeme kararıyla mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verilmesi durumlarından sonra söz konusu olabilir.
Anlaşmalı boşanmada, tarafların talebi ve anlaşmasıyla hakim tarafından mevcut mal rejiminin anlaşmalı olarak tasfiyesine karar verilebilir. Anlaşmalı boşanma davası sonucu hakim tarafından kendiliğinden mal rejiminin tasfiyesine ilişkin karar verilemez. Anlaşmalı boşanmada tarafların anlaşmaları gereken boşanmanın mali sonuçları, sadece boşanmaya bağlı nafaka ile maddi/manevi tazminat (TMK.m.174) hususlarına özgüdür.
Mal rejiminin tasfiyesi konusunda bir anlaşma zorunlu değildir.
Yukardaki açıklamalar göz önüne alındığında, taraflar anlaşmalı olarak boşanmadıklarına göre; tarafların mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir davaları (talepleri) mevcut olmayıp; talep olmadığından hakim tarafından düzenlenmesi de söz konusu olamaz. Hakim çekişmeli boşanma davasında resen harekete geçmesi gereken durumlar dışında- talepten fazlasına hükmedemez (HMK.m.26). Talep yokken hükmetmiş ise, bunun yaptırımı “etkisiz hüküm” sayılmadır.
Etkisizliğin her zaman bir tespit hükmüyle veya kanun yolu denetimiyle ortadan kaldırılması mümkündür. O halde, boşanma mahkemesinin davacının mal rejiminin tasfiyesine bağlı hakkından vazgeçmiş olduğuna ilişkin hükmü bir etkisiz hüküm niteliğindedir. Davacı bu davayla katılım alacağı talep ettiğine göre; bu talebinin içinde etkisizliğin tespit edilmesi talebinin mevcut sayılması gerekir.
Kaldı ki, feragatin açık ve kesin bir şekilde yapılması gerektiğinden (HMK.m.309/4); davacının boşanma davasındaki mal varlığına ilişkin hak talep etmediğine ilişkin beyanına bir feragat kimliği de verilemez.
O halde, boşanma mahkemesinin davacının katılma alacağına ilişkin hükmü, etkisiz hüküm niteliğinde olduğundan; Mahkemece davacının mal rejiminin tasfiyesi bağlamındaki katılma alacağı talebine ilişkin davasının esasına girilerek, taraf delillerinin toplanması ve gerçekleşecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Durum böyleyken; Mahkemece davacının bu hakkından feragat etmiş olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. Hükmün açıkladığım yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere bozulması gerektiğini düşünüyor; Değerli çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/20997, K. 2015/6619, 23 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama