KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/2353 E., 2013/12657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Katılma alacağı
Karar Metni
973 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.01.2013 gün ve 629/7 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğine katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ........ Daire çoğunluğunca dava konusu taşınmazın davalıya yapılan gizli bağış niteliğinde olduğu bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 6293 parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisinde alındığını, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğunu, ancak, "..bu taşınmazı eşi ile aralarında olan huzursuzlukların giderilmesinde belki faydası olur umudu ile ve davalı eşin evin kendisi üzerinde yapılması konusunda bulunduğu yoğun ısrarları nedeniyle doğrudan karşı yanın üzerine yaptığını..", açıklamak suretiyle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 30.000,00 YTL katılma alacağı isteğinde bulunmuş, 11.04.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile de istek miktarını toplam 32.500,00 TL'ye çıkarmıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olduğunu açıklayarak istekte bağlı olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Çoğunluk ile azınlık arasındaki görüş ayrılığı, davacı vekilinin dava dilekçesine yazdığı, "bu taşınmazı eşi ile aralarında olan huzursuzlukların giderilmesinde belki faydası olur umudu ile ve davalı eşin evin kendisi üzerinde yapılması konusunda bulunduğu yoğun ısrarları nedeniyle doğrudan karşı yanın üzerine yaptığını.." yönündeki cümle nedeniyle davacının bağış iradesi ve kastıyla hareket edip etmediği ve buna bağlı olarak bunun gizli bağış niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava dilekçesinin kapsamı, cevap dilekçesi, olayın gelişimi ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının çok samimi bir şekilde eşi ile arasında sorun bulunduğunu, bir arada durmak, karşılıklı sadakat ve evlilik birlikteliğini sağlamak amacıyla ve bu yöndeki huzurun sağlanması düşüncesiyle dava konusu bağımsız bölümün parasını ödemek suretiyle davalı eşi adına aldığını açıklamaktadır.
Burada davacının, bağış kastı ve iradesini taşıdığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Toplumun temelini teşkil eden aile birlikteliğinin karşılıklı sadakat ve vefa duyguları içinde sürdürülmesi için her ailede olması gereken bir işlemin davacı tarafından yapıldığı bir gerçektir.
Davacının tüm samimi duyguları ve iyi niyeti ile açıkladığı bir cümlenin davacı aleyhine kullanılması hayatın olağan akışına, aile birlikteliğine ve edinilmiş mallara katılma rejiminde uygulanan ilkelere aykırı düştüğünün kabulü gerekmektedir.
Davacıdan bağış iradesi ve kastı bulunmadığına göre hükmün esasının onanması, ancak, katılma alacağı söz konusu olduğu durumlarda hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren değil, karar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden hükmün sadece faiz yönünden bozulması gerekirken esastan bozulması yönündeki Daire çoğunluğunun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 19.09.2013
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/2353, K. 2013/12657, 19 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama