KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/3456 E., 2013/14657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Mal rejimi tasfiyesi
Karar Metni
1.163 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki mal rejimi tasfiyesi davasının reddine dair ... 7. Aile Mahkemesi'nden verilen 20.09.2012 gün ve 1095/666 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, TMK’nun 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma isteğine ilişkindir.Davanın; anlaşma protokolünün 7.maddesi ile TMK’nun 2 ve zamanaşımı süresinin geçmiş bulunması ( TMK. m.178 ) nedeniyle reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca protokolün 7.maddesinde yer alan açıklamanın mal rejiminin tasfiyesini kapsadığını ve zamanaşımı süresinin ise 10 yıl olduğunu gerekçe göstermek suretiyle red kararının onanmasına karar verilmiştir.Dosya arasında bulunan “Anlaşmalı Boşanma Protokolü” başlıklı
anlaşmanın 7.maddesine göre, “ taraflar müşterek mallarını paylaşımı konusunda ortak bir mutabakata varmış ve paylaşımı gerçekleştirmişlerdir. Bu nedenle birbirlerinden mal paylaşımına ilişkin olarak bir talepte bulunmayacaklarını taahhüt ederler."Anlaşmalı boşanma protokolünün bu maddesinin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan malları da kapsayıp kapsamadığı azınlık ile çoğunluk arasında uyuşmazlık noktası oluşturmaktadır.
Taraflar 11.09.2002 tarihinde evlenmiş, 16.03.2010 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan boşanma davasının 25.05.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eldeki dava 30.12.2010 tarihinde açılmıştır. Uyuşmazlık konusu 183 ada 5 parselde yer alan 4 nolu bağımsız bölüm davalı ... tarafından 3.09.2008 tarihinde alındığına göre eşler arasında geçerli bulunan edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alındığından edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerekir.
TMK’nun 166/3.fıkrasında yer alan anlaşmalı boşanmanın olumlu sonuçlanabilmesi için eşlerin boşanmanın fer’i niteliğinde bulunan haklar konusunda anlaşmak zorunda oldukları açıktır. Mal rejiminin tasfiyesi konusunda anlaşmaları zorunlu değildir. Ancak anlaşma protokolüyle mal rejiminin tasfiyesi konusunda da düzenleme yapabilirler. Bu konuda yasal bir engel bulunmamaktadır.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan sadece bir dairedir.Şayet taraflar anlaşmalı boşanma protokolüyle aynı zamanda mal rejiminin tasfiyesi konusunda da anlaşmak isterlerse, hangi mallar konusunda anlaştıklarını tek tek nitelik, cins, adet, ada, parsel vs. açıklanmak suretiyle anlaşma yapmaları gerekir.
Aksi halde anlaşmalı boşanma protokolünün eşler üzerinde bıraktığı psikolojik ve sosyolojik etki nedeniyle bir an evvel boşanalım da ne olursa olsun düşüncesiyle duraksama yaratan anlaşmalı boşanma protokolleri yapmaları mümkündür. Bu protokolün de açıklanan psikolojik ortam içinde yapıldığı konusunda duraksamamak gerekir.
Protokolün 7.maddesinde yer alan ibarelerin mal rejiminin tasfiyesi kapsamında yer alan ve uyuşmazlık konusu olan daireyi yani taşınmazı kapsadığı kanaatinde değiliz. Aksi halde, davacı Eşin mağdur olacağı açıktır. Bunun karşılığında davacı eşe ne verildiği de anlaşma protokolünde yer almamaktadır. Mallar konusu; ne anlama geldiği anlaşılamayan ve duruksama yaratan kapalı kelimelerle ifade edilmiştir.
Bu bakımdan protokolün 7.maddesinde geçen ibareler geniş yorumlanmak suretiyle katılma rejimine konu olan taşınmazı da kapsadığı şeklinde gerçekleşen değerli çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. Somut olayda Yerel Mahkemenin dayandığı gibi TMK’nun 2.maddesini uygulama olanağı da bulunmamaktadır.
Öte yandan bir olayda zamanaşımı gerçekleşmişse sadece buna dayalı olarak davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. İşin esasına girilerek hüküm kurulamaz. Yerel Mahkemenin bu bakımdan bir çok gerekçeye dayanmak suretiyle işin esası yönünden de reddine karar verilmiş bulunması doğru değil ve usule aykırıdır.Saptanan bu olgular karşısında hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanması şeklinde gerçekleşen sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz.10.10.2013
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/3456, K. 2013/14657, 10 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama