KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/8058 E., 2013/19006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhtesat aidiyetinin tespiti
Karar Metni
1.399 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhtesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.12.2012 gün ve 220/316 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan elma (meyve) ağaçlarının (muhtesatın) kendisine ait olduğunun tespiti ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılması isteğine ilişkindir.
Yerel Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; değerli Daire çoğunluğunca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 125 ada 147 sayılı parselin kadastro tespitinin 25.08.1992 tarihinde "bahçe" niteliğiyle Rasim kızı ..., Durmuş oğlu ... Çetin ve ... adlarına verasette iştirak biçiminde yapıldığı, kadastro tutanağının 06.01.1994 tarihinde kesinleşmesiyle adı geçenler adına tapu kaydının verasette iştirak biçiminde oluştuğu saptanmıştır. Tutanağın edinme sebebinde "elma bahçesi" ifadesi kullanılmış, tapu kaydında ve tutanağın niteliği bölümünde "bahçe" tabiri yer almıştır.
Dava, tapu kaydında isimleri yazılı davacının kardeşi Durmuş oğlu ... mirasçıları olan eşi ..., çocukları ... ve ...’e karşı açıldığı belirlenmiştir.
Davacı, taşınmaz üzerindeki elma (meyve) bahçesinin kendisi tarafından meydana getirildiğini yetiştirildiğini açıklayarak tespiti ve tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi isteğinde bulunmuştur. Kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde "ELMA BAHÇESİ " tapu kaydında ise, taşınmazın niteliği "bahçe" olarak gösterilmiştir.
Uzman bilirkişi ... mühendisi ise raporunda; "...1 adet kavak, 1 adet ceviz ağacı, 151 ada elma, 10 adet şeftali, 7 adet kiraz, 7 adet kayısı, 2 adet armut ve 48 adet dikili üzüm fidanı..." bulunduğunu açıklamıştır.
Şayet, taşınmaz üzerinde yer alan ve ... bilirkişisi tarafından açıklanan meyve bahçesinde yer alan tüm ağaçlar kadastro tespit tutanağında açıklandığı biçimde kadastro tespitinden önce var olan ağaçlar ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. fıkrasında yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğundan, kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak "muhtesat" niteliğinde bulunan ağaçlar için tespit davasının açılması ve kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesi, dolayısıyla buna bağlı olarak beyanlar hanesinde gösterilmesi isteğinde bulunulamaz.
Çünkü kadastro tutanağı 06.01.1994 tarihinde kesinleşmiş olup, eldeki dava ise, 25.11.2011 tarihinde açılmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. fıkrasına göre, "tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." Bu bakımdan Kanun’un bu amir hükmüne aykırı bir biçimde mülkiyetin tespit kararı verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, zirai bilirkişi raporunda, saydığı ağaçların yaşlarını göstermediği gibi, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarda söz konusu ağaçların tamamının veya bir kısmının kadastrodan önce ya da sonra dikildiği konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece de, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilerek bu husus açıklığa kavuşturulmamıştır.
Şayet ağaçların tamamı veya bir kısmı kadastro tespitinin yapıldığı 25.08.1992 tarihinden önce yetiştirilen meyve ağaçları var ise, bunlara yönelik davanın hak düşürücü süreden reddine, kadastro tespitinden sonra kısmen dikilen meyve ağaçları var ise, bu ağaçlar bakımından mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi mümkündür.
Ancak, bu şekildeki bir tespit 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesine dayalı olarak değil, olaya ışık tutan HGK’nun 07.05.1986 tarih ve 1985/1-281 Esas, 1986/490 Karar sayılı kararına dayalı olarak beyanlar hanesinde ağaçların kime ait olduğunun yazılması suretiyle yetinilmesi mümkündür.
Çünkü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesi; sadece kadastro işlemleri sırasında kadastro ekibince ve ayrıca, Kadastro Mahkemesine intikal eden dava dosyaları bakımından mahkemece uygulanabilmektedir. Zira bu madde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33/3. fıkrasında gösterilen ve kadastro tespitinden sonrada uygulama olanağı bulunan aynı Kanun’un genel nitelikteki 14, 15, 17, 18, 20 ve 21. maddeleri arasında yer almamıştır.
Bu nedenle kadastro tespitinden sonra genel mahkemelerce, anılan Kanun’un 19. maddesinin uygulama yeri olduğu söylenemez. HGK’nun yukarıda Esas ve Karar numarası açıklanan kararında; “…evin kendisine ait olduğu konusunda tapu kütüğüne şerh verilmesi mümkün değil ise de, beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesi gerekir…” denilmektedir.
8. Hukuk Dairesi’nin Yargıtay Kararları Dergisi Aralık 2012 sayısında yayımlanan 26.06.2012 tarih ve 2012/6360 Esas, 2012/6512 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Hangi hususların tapu kütüğüne şerh verileceği TMK’nun 1009 vd. ve hangi konuların ise tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterileceği aynı Kanun’un 1012 vd. maddelerinde açıklanmıştır.
Şu halde Mahkemece yapılacak iş; meyve bahçesi niteliğinde bulunan muhtesattan hangi ağaçların kadastro tespit tarihinden önce ve hangi meyve ağaçlarının ise kadastro tespit tarihinden sonra dikildiğinin ve yetiştirildiğinin belirlenmesi, kadastro tespit tarihinden önce yetiştirilen meyve ağaçları bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin gözetilmesi,
kadastro tespit tarihinden sonra dikilenler yönünden ise, 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilerek mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespiti ve yukarıda açıklanan HGK’nun kararı ile Daire kararı doğrultusunda tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yazılmasına işaret edilmesiyle yetinilmesi ve hükmün bu gerekçeyle BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken Hukuk Genel Kurulu ve Daire uygulamasına aykırı düşecek şekilde ve hakimin direnme hakkını da ortadan kaldıracak biçimde "... hüküm yerinin (I) numaralı bendindeki;
(....) mülkiyetinin davacı ...'e ait olduğunun tespitine ve tapuda beyanlar hanesine bu hususta şerh verilmesine..." sözlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine "tarafından meydana getirildiğinin tespitine, davacının mülkiyet tespiti ve şerhe yönelik istemlerinin reddine" sözlerinin yazılmasına ve düzeltilerek ONANMASINA karar verilmesi yönünde gerçekleşen sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 12.12.2013
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/8058, K. 2013/19006, 12 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama