KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/15662 E., 2016/5892 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 16/05/2013 tarihinde yapılan haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; icra takibinin yapıldığı yerin, ... İli merkez sınırları içinde kaldığı, 6100 sayılı HMK'nun 114/ç ve 115/2 maddesi hükümleri uyarınca, yetki yönünden davanın usulden reddine, yetkili mahkemelerin İstanbul İcra Hukuk Mahkemeleri olduğuna karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup, bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4, 50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nun 5, 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür.
HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. İstihkak davalarında Yasa'da kesin yetki kuralı öngörülmediğinden, yetki itirazı ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. HMK'nun 19/4. madde hükmüne göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Hakim doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremez.
Somut olayda ise, her ne kadar gerekçeli kararın dava özeti bölümünde 2. paragrafta davalı vekilinin cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunduğu belirtilmişse de, davalı alacaklı vekili tarafından 18.07.2013 tarihinde mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde mahkemenin yetkisine dair herhangi bir itirazın yapılmadığı görülmektedir.Bu bilgilere göre, davalı alacaklının yetki itirazında bulunduğundan bahsedilemez. Hal böyle olunca; mahkemece açılan davaya ilişkin kesin yetki kuralı bulunmadığı ve davalı tarafından da mahkemenin yetkisine ilişkin bir itiraz ileri sürülmediği halde, re'sen yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/15662, K. 2016/5892, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama