KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/19943 E., 2015/9509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2015
Karar Metni
582 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ
Katılma alacağı
.... ile ...aralarındaki dava hakkında Aile Mahkemesi'nden verilen 12.02.2013 tarih ve 850/90 sayılı hükmün Daire'nin 22.05.2014 gün ve 2013/12988-2014/10318 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava ve ıslah dilekçesinde, evlilik birliği içerisinde sahip olunan 2 parça taşınmaz üzerinde tasfiye alacağı bulunduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptaliyle 1/2 oranında vekil edeni adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde toplam değerinin yarısına tekabül eden 81.000 TL katılma alacağının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine; Dairece, 138 ada 3 parsel 17 nolu bağımsız bölümün gizli bağış niteliğinde olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, dava konusu 145 ada 1 parsel 11 nolu bağımsız bölüm yönünden ise yeterli araştırma yapılmadığına işaret edilerek oy çokluğuyla bozma sevk edilmesi üzerine; davacı vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
Taraflar, 06.03.1992 tarihinde evlenmişler, 04.06.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 05.07.2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girdiğine ve 11 nolu bağımsız bölüm 15.03.2010 tarihinde 17 nolu bölüm, 09.01.2008 tarihinde satış yoluyla davalı adına tescil edildiğine göre, TMK.nun 202.maddesi gereğince eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerlidir.Aynı maddenin 2.fıkrası gereğince eşler başka bir mal rejimini seçemediklerinden eşler arasında geçerli bulunan edinilmiş mallara katılma rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK.nun 225/1-2.md.).
Dava; edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlara ilişkin TMK.nun 202, 218, 219, 231, 235 ve 236. maddeleri uyarınca açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere, yerinde olmayan ve HUMK.nun 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı vekilinin 145 ada 1 parsel 11 nolu bağımsız bölüme ilişkin karar düzeltme isteği yerinde görülmemiştir.
2-Dava konusu 138 ada 3 parsel 17 nolu bölüme ilişkin karar düzeltme isteğine gelince; Dairece, bu taşınmaz yönünden davalı adına tescil işleminin gizli bağış niteliğinde olduğu bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozma sevk edilmiştir.
Eşler arasında karşılıklı sevgi, saygı, sadakat ve fedakârlık esastır. Karşılıklı güven ve sadakat, gerek örf ve adet, aile bütünlüğü kavramı ve gerekse olağan yaşam koşulları gereği eşin birinin diğerine para intikal ettirmek suretiyle mal edinmeleri mümkündür. Kural olarak, evlilik birliği devam ettiği süre içerisinde hiç şüphesiz alınan her malın temelinde de bu tür duygu ve düşünceler yatmaktadır. Söz konusu duygu ve düşüncelerin, davranışların davacı aleyhine delil olarak kullanılması mal rejimlerinin niteliğine ve mal rejimi hakkında geçerli bulunan kurallara, kanun maddelerine aykırı düşmektedir.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin annesine iyi bakması nedeniyle memnuniyet ifadesi olarak taşınmazın davalı adına tescil edildiğini bildirmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalar, Dairemiz ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre tek başına davacının gizli bağış iradesinin ortaya konulduğunu göstermez. Bağışı çağrıştıracak başka bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamıştır.
O halde; Dairece, gizli bağış niteliğinde olduğu gerekçesiyle bozma sevk edilmesi isabetli olmamıştır. Mahkemece tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19943, K. 2015/9509, 28 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama