KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/20440 E., 2016/3835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... gün ve ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, ... parselin tapuda maliki görünen ölü Hüseyin oğlu ... mirasçılarının kim olduğunun anlaşılamadığını, hiç bir zaman yaşamadıklarını, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğini açıklayarak TMK'nın 713/2. maddesi gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiğini iddia ettikleri tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine ve taşınmazın gerçek maliklerinin bulunamaması halinde taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve ... parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesiyle ... ve ölü ... mirasçılarını davalı olarak göstermiş ise de, 26.03.2009 tarihli yargılama oturumunda davacı yanın talebi üzerine mahkemece ölü ... mirasçılarının tespit edilemediği gerekçesiyle kayyum atanmak üzere Manavgat Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulmuş, Avukat ...'in kayıt maliklerinin menfaatlerinin korunması açısından kayyum olarak atanması üzerine kayyum davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dava, TMK'nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya
.//..
bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olaya gelince; dava konusu ... parsel sayılı taşınmaz 9.7.1963 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında senetsizden ölü "Hüseyin oğlu ... mirasçıları" adına tespit edilmiş itirazsız kesinleşen tutanağa istinaden 19.08.1966 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Tapulama tutanağındaki açıklamalara göre; taşınmazın maliki Hüseyin oğlu ...'ın mirasçıları"dır.
Davacı vekili TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı "kim oldukları tapu kütüğünden anlaşılamayan" sebebine dayanarak istekte bulunduğuna göre, bu tür davaların kayıt maliklerinin mirasçıları ve ...'ye karşı açılması yeterli olup, kayyum kararı aldırılarak kayyumun davaya dahiline gerek bulunmamaktadır.
Şu halde öncelikle ölü Hüseyin oğlu ... mirasçılarının belirlenmesi, bu yolla taraf teşkilinin sağlanması, şayet belirlenebilirse de, bu kişilerin Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamalarına göre tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılabilen kişilerden olup olmadığı üzerinde durulması, gerekir.
Bu nedenle ... mirasçılarını gösteren mirasçılık belgesinin davacı taraftan istenilmesi, belirlenmesi halinde davanın tüm mirasçılara yöneltilmesi, hiç mirasçı bırakmadan ölmüşler ise TMK.nun 501. maddesi uyarınca terekelerinin Devlete kaldığının gözönünde tutulması iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanıp sonucuna göre, karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/20440, K. 2016/3835, 3 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama