KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/9610 E., 2015/17601 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 14/01/2014
- Numarası
- 2010/455-2014/12
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
E.. G.. ile B.. H.. aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kısmen kabulüne dair Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.01.2014 gün ve 455/12 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava ve hüküm "evlilik mal rejimininin tafiyesinden kaynaklanan alacak" talebine ilişkin olup; mahkemece alacağa hükmedilmiş; hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taraflar "anlaşmalı" (TMK.m.166/3) olarak boşanmışlardır. Anlaşmalı olarak boşanmaya karar verebilmek için tarafların boşanmanın eki (fer'i) niteliğinde olan mali konularda (TMK.m.174/1-2, 175, 182 tarafların anlaşmış olması, hakimin bu anlaşmayı uygun bulması gereklidir. Mal rejiminin tasfiyesi bağlamında, mal paylaşımı ve buna bağlı alacak hakları konusunda anlaşma zorunlu değildir. Ancak, bu konularda da anlaşılmış olması halinde; boşanmayla birlikte buna yönelik anlaşmanın da karara geçirilmesi gereklidir.
Anlaşmalı boşanma için; taraflar boşanma mahkemesine imzalarını taşıyan yazılı protokol (anlaşma) sunmuşlar, bu anlaşmanın mahkemece de uygun bulunduğu, mahkeme hükmünün gerekçesinde açıklanmış; ancak protokol hükümleri kararın hüküm fıkrasına mahkemece geçirilmemiştir.
Mahkemenin gerekçesi kesin hüküm gücünde olmamakla birlikte; hükümle sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle hüküm sonucunun (nihai hüküm) yorumlanmasında aydınlatma ve açıklama işlevine sahiptir. Anlaşmalı boşanmada, tarafların yazılı anlaşmalarının hüküm fıkrasına geçirilmesi asıldır. Anlaşmadaki eda hükümlerinin hükme geçirilmesi aynı zamanda asıldır. Bu karşılık tespit hükümleri, hüküm fıkrasına alınmamış ise, yoruma başvurulmalıdır.
Anlaşmalı boşanma kararında, mahkemenin uygun bulduğuna gerekçesinde açıkladığı yazılı boşanma anlaşmasının 4. maddesi "dava bittikten sonra taraflar birbirlerinin aleyhine alacak, tazminat ve nafakası davası açmayacaklardır" metnini taşımaktadır. Anlaşma maddesinde; "nafaka ve tazminat" durumu ayrıca belirtildiğine göre; buradaki "alacak" ifadesi; mal rejiminin tasfiyesi, kişisel mal varlığının aidiyetine ilişkin bir anlaşma olarak kabul edilmeli; hüküm bu şekilde anlaşılmalıdır.
Açıkladığım nedenlerle; davacı anlaşmalı boşanmanın eki haline getirilen yazılı boşanma anlaşmasıyla boşanmanın eki niteliğinde olmayan malvarlığına ilişkin alacak talebinin bulunmadığını kabul etmiştir. Davacı bu kabulüyle bağlıdır. Sonradan aynı konuda açılan dava bu nedenle dinlenemez. Temyiz edilen hüküm davanın reddine karar verilmek üzere bozulmalıdır. Onama kararına bu sebeple katılmıyorum. 07.10.2015
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9610, K. 2015/17601, 7 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama