KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/11395 E., 2017/14803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Şikayet
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili , ilamın hüküm kısmında davacının derece ve kademesinin tespiti yapıldığını ve 2.maddesinde brüt olarak ücret farkı alacaklarına hükmedildiğini, ilamın hem tespit hemde eda niteliği taşıdığını, ilamın kesinleşmeden icra aktarılamayacağını, davanın türünün işçi alacağı olduğunu, ilamda alacak kalemleri brüt olarak tespit edildiğini, dolayısıyla bu ilamın icraya konulamayacağını, ancak ilamsız takip yapılabileceğini, ayrıca brüt tutarlar üzerinden hesap edilmesi gereken yasal kesintilerin icra emrinde belirtilmemiş olmasının infazda tereddüt yaratacağını,
alacağın brüt olarak takibe konu yapılmasının icra dosyasında doğacak tahsil harcı vekalet ücreti alacaklarının da fazla hesaplanmasına sebep olacağını ve uygulanan faiz yönünden de ilama aykırılık bulunduğunu, uygulanan faiz oranının belirtilmediğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, işçilik haklarının tahsili için açılmış olan bir davada, davacı işçiye ödenecek olan alacakların brüt miktar üzerinden hesaplanarak iş mahkemesi ilamına yazılması halinde ve işçilik haklarının tahsili için açılmış dava sonunda davacı işçiye verilmesi gereken net miktar belirtilmediğinde, vergi yasaları yönünden vergi yükümlüsü borçlu işverenin, ilamda yazılı meblağın bir kısmını yasal kesinti olarak vergi dairesine ödediğini belge ile kanıtladığında, kalan miktarı icra dairesine yatırabileceği ve bu şekilde icra dosyasında talep edilen alacağı ödemiş olacağı belirtildiğinden,
davacının brüt olarak takibe konulmasına dair itirazlarının reddine ve davacının takip şekli ve vekalet ücretine dair diğer itirazlarının da usul, yasa ve dosya kapsamına göre sübuta ermediği gerekçesiyle reddine karar vermiştir.
I-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Borçlu vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; Borçlu vekili talep dilekçesinde, uygulanan faiz yönünden ilama aykırılık bulunduğunu, uygulanan faiz oranının belirtilmediğini de belirterek takibin iptalini istemiştir. Mahkemece, faiz talebi hususunda araştırma yapılmadan şikayetin reddine karar verilmiştir.
HGK'nun 20.09.2006 tarih, 2012/594-534 Esas ve Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; kıdem tazminatı için Mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece taraflara banka adlarını bildirmesi için imkan tanınmamış faiz hesabı için dosya bilirkişiye tevdi edilmemiştir.
Bu durumda Mahkemece, tarafların bildireceği bankaların Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak yukarıda bildirilen ilkeler ışığında faiz oranları getirtilerek, bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi ve faize yönelik şikayetinin de HMK'nun 297/2 maddesi uyarınca incelenmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/11395, K. 2017/14803, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama