KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/18408 E., 2016/3434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Asıl davada davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine başlatılan takip nedeniyle haczedilen mallara ilişkin davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu ancak mahcuzların borçluya ait malların haczedilerek davalıya yediemin olarak bırakıldığını, davalı üçüncü şahsın anılan malların kendisine ait olduğunu ileri sürdüğünü ancak haczedilen malların borçluya ait olduğunu, haczolunan mallar üzerinde müvekkilinin logosunun bulunması sebebiyle bu malların müvekkili tarafından borçluya satılan mallar olduğunu, istihkak iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı 3. kişi vekili, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada; davacı 3. kişi yetkilisi, alacaklı şirketi tanımadığını ve alışverişi olmadığını, haciz işlemlerinin borçlu şirketin adresinde değil, kendi şirketinin inşaat sahasında gerçekleştiğini iddia ederek, davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada; davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haciz yapılan işyerinin 3. kişiye ait olduğunun Belediyeden gelen yazı cevabında bildirildiği, borçlu şirketin HMK uyarınca ihtarlı meşruhatlı müzekkereye rağmen, ticari defter ve kayıtlarını dosyaya göndermediği, bu durumun 3. kişi lehine sonuç doğurduğu, ispat yükümlüsünün takip alacaklısı olduğu, istihkak iddiası üzerine takibin talik edilmediği, olayda tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen 2012/234 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı-birleşen davanın davalısı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi davası, birleştirilen 2012/234 Esas sayılı dava ise üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-birleşen davanın davalısı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takibe konu alacak miktarının mahcuzların değerinden (19.992,00 TL) fazla olduğu anlaşılmakla, avukatlık ücretinin mahcuz değeri üzerinden hesap edilmesi gerekir. Belirtilen bu hususlar dikkate alınmadan birleşen davada davacı 3. kişi yararına fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/18408, K. 2016/3434, 26 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama